06 Aralık 2016

Yunanistan bataklığına Kıbrıs da sürükleniyor

Haber İçi Üst

Hem Kuzey Kıbrıs’ta. Hem de Güney Kıbrıs’ta ilginç günlerden geçiyoruz.
Dünyanın merkezinin Kıbrıs olduğunu sananların çaresizliği , ekonomik yıkımla açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu çaresizlik içerisinde kitlelerin hoşnutsuzluğu ve hareketliliği her geçen gün artmaktadır.
Kıbrıs’taki ekonomik yıkım, her iki tarafı da alabildiğine kuşatmış durumda. Bu ekonomik yıkım, tüm politik gelişmelerde, her iki tarafın manevra  alanını gittikçe daraltmaktadır. Kıbrıs’ın kuzeyi, tamamıyla Türkiye’ye bağımlı bir yapı içerisine sokulurken, Güney’i de dış dinamiklere hızla teslim olmaya sürüklenmektedir.
Artık Kıbrıslıların BORUSU ötememektedir.
Amerika ve Batı, uzun vadeli çıkarları için, ARAP ülkelerini yeniden dizayn ederken, bu planlarında Kıbrıs adasının bölünmüş yapısıyla bir ÇIBANBAŞI olarak kalmasına kesinlikle izin vermeyecektir. Kıbrıs sorununun olduğu gibi kalması, Türkiye ve Kıbrıs arasındaki didişme, NATO’nun Güney-Doğu kanadının felç olması demektir.
Amerika ve Batı’nın elinde TROYKA gibi bir KIRBAÇ vardır.Bu KIRBAÇ, Yunanistan’dan sonra, şimdi  de Rum toplumunun sırtında gezmektedir. Türklerin sırtında ise Türkiye kırbacı vardır.
Annan Planı’nın oylanması sürecinde, Güney Kıbrıs’ın “HAYIR oy”unda en önemli etken, ekonomik olarak sahip olduklarını kaybetme korkusuydu. O dönemde, güçlü bir ekonomiye sahip olan Güney Kıbrıs, EKONOMİ ve YÖNETİM’İ Türklerle paylaşmak istemediği için, halkını HAYIR yönünde kolaylıkla hazırlayabildi. Oysa, bugün durum çok farklıdır.
Yunanistan’daki ekonomik kriz, sadece Yunanistan’ı değil, Kıbrıs’ı  da gittikçe derinden etkilemektedir.
Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğinin Yunanistan’ın ısrarıyla gerçekleşmiş olması nedeniyle , Avrupalıların Güney Kıbrıs’ı Yunanistan’la özdeş gördüğü unutulmamalıdır. Yunanistan’a karşı her negative tavır, Kıbrıs’a karşı da negative tavrı körüklemektedir. Kıbrıs, AB içerisinde gittikçe yalnızlaşmaktadır.
Yunanistan, Troyka’nın dayattıklarını yapmak zorunda bırakılırken, Kıbrıs da Troyka’nın dayatmalarıyla karşı karşıya getirilmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti artık Troyka’nın istediklerini yapmazsa, büyük bir yıkıma uğrayacak ve yalnızlaşacaktır.
Troyka’nın talebiyle, Kıbrıs Rumları artık maaşlarının %15-17sini kaybetmekle karşı karşıyadırlar. Güney’de işini kaybedenler hızla artmaktadır.
Gelir ve Vergi Daireleri, SİNEKTEN YAĞ ÇIKARTMA siyasetlerine  yeniden geri döndürüldüler.
Baf Gelir ve Vergi Dairesi Müdürü Yorgos Pufos,  geçen hafta belediye ve muhtarlıklara mektup göndererek, 2007’den sonra verilen, “alanı 400 metrekareyi, değeri de 500 bin Euro’yu aşan bütün konut inşaat” izinleriyle ilgili verileri talep etti.
Belediye ve muhtarlıklardan alınacak bilgiler temelinde, lüks evlerin sahiplerinin vergi dosyaları incelenecek ve bu tür evler yaptırmak için mali kaynağı nereden bulduklarını izah etmeleri istenecek.
Benzer uygulamanın geçen mart ayında, lüks arabalar için de yapıldığı unutulmamalıdır. Artık tüm kaynaklardan vergi almak, emeklilik yaşını yükseltmek, sosyal hizmetleri kısmak, maaşlarda büyük kesintiler yapmak, Güney Kıbrıs’ın kaderi olmuştur.
RİK televizyonuna göre; Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, geçen cuma günü siyasi parti başkanlarıyla yaptığı bilgilendirme toplantısında, vergi kaçaklarını önlemek için Rumların İsviçre bankalarındaki yatırımlarını saptamak niyetinde olduğunu belirtti.
Bu ekonomik daralma, Kıbrıs Rumlarını hangi yöne doğru kaydıracaktır. Hristofyas, bu yıkımın altında kalarak, Cumhurbaşkanlığı makamına yeniden adaylığını KOYAMAMIŞTIR.
Türkiye’nin gelişen ekonomisi, şimdi de Kıbrıs Rumlarının dünyadan kredi bulma şanslarının önünde büyük bir engel olarak ortaya çıkmaktadır.
Rum Maliye Bakanı Vasos Şarlis,  2014 itibarıyla Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu (IMF) Yürütme Kurulu’ndaki rolünün artacağına dikkat çekerek Kıbrıs Rumlarını uyardı
Şarlis, Temmuz 2012 itibarıyla Avusturya, Beyaz Rusya, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Kosova, Slovakya, Slovenya ve Türkiye’nin 2010’da alınan karar uyarınca, IMF yönetimi; reformlarının bir parçası olarak IMF Yürütme Kurulu’nda, Merkezî ve Doğu Avrupa için, yeni temsiliyet bölgesi oluşturduğunu anlattı.
Yürütme kurulunun 2014 itibarıyla tamamen, ekonomileri yükselişte olan ülkelerin yönetimine geçeceğini söyleyen Şarlis, Türkiye’nin 2014-2022 döneminde 4 yıl, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nin 2’şer yıl süreyle bu konumda olacağını söyledi.
Türkiye’nin, Güney Kıbrıs’ın Troyka çerçevesinde IMF ile anlaşmasını engelleme şansının olduğunu söyleyen Şarlis, Rum toplumunu, bu tehlike konusunda bilgilendirdi.
Kıbrıs Rumları, ya EKONOMİK YIKIM veya ekonomilerinin yeniden büyümesi için, Kıbrıs’ta ÇÖZÜM alternatifi arasında bir seçim yapma noktasına GETİRİLMİŞTİR.
Şubat ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, Kıbrıs Rumlarının hangi yolda yürüyecekleri netleşecektir.
Kuzey’e gelince, artık kimse, Türkiye’nin çizdiği güzergahtan kolay kolay çıkamaz.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam