10 Aralık 2016

Yükselen dünya kadın hareketi ve insanlık…

Haber İçi Üst

Geçen hafta bütün dünyada aynı anda 180 ülkede şiddeti protesto için gerçekleşen kadın hareketi, küresel olarak güçlü bir hareketi ortaya koymuştur.
“Bir Milyar Ayakta” veya “Ayaklanıyor”, “Bir Milyar Dans Ediyor”, “Şiddete Dur” gibi çeşitli sloganlarla dünya kadınlarının dikkat çekmek istedikleri konu, bu gün tüm dünyada ve ülkemizde kadına ve çocuklara karşı mevcut şiddet, tecavüz, ensest ilişkiye, seks köleliğine kadın çocuk ve insan ticaretine dur demek, protesto etmek için yapılan bir harekettir.
Bu hareket; dünyada şiddet konusunda farkındalık yaratmak bakımından önemli olduğu kadar, kadınları, çocukları fiziki güç bakımından, kaba kuvvet, kas gücü daha fazla olan ve akıl gücünü kullanamayanların yaptıkları şiddeti, haksızlığı dile getirmek ve yeni yetişen gençlere eğitime yönelik ve yol göstericilik açısından, çok yararlı ve değerlidir.
Bu hareketi yalnız kadınların değil aynı zamanda tüm vicdan sahibi ve akıl sahibi insanların desteklemesi ve kadın-erkek-çocuk birlikte ayaklanması gerekir ki bu suçu işleyenler ayrılsın ve suçluluklarını belki hissederler.
Şiddeti uygulayanlara karşı ciddi ceza ve eğitim konusunda devletin öngöreceği kanunlar ve uygulamalar kadar, toplumların, ülke ve dünya halklarının gösterecekleri reaksiyonlar, etkili olabilir.
Türkiye’de İzmir şehri tüm şehirlere ve dünyaya bu yönde en güzel bir örnek olmuştur. İzmir’de bu hareket kadın-erkek- çocuk- çoluk ailece hep birlikte Konak meydanında yapılmış, birlikte şiddete karşı ayaklanmışlar seslerini yükseltmişlerdir. Bu farklılığı ortaya koydukları için de ne kadar övünseler haklarıdır. Önümüzdeki yıllarda gerek KKTC’de gerekse dünyada bu yönde gelişmelerin olmasını temenni ederiz. Şiddeti önleme konusunda tüm tarafları toplamada, Kadın Hareketi olarak öncülük yapılmış olması önemli bir başarıdır. 
Bu gün uygulanmakta olan töre cinayetleri, bölgesel ve yöresel görüş adet ve gelenek farklarından doğan şiddete, çevre, mahalle teşvikini önlemek için kadınlarla birlikte aklı başında herkesin ayağa kalkması gerekir. Bir erkek arkadaşı ile veya arkadaşı ile cep telefonunda konuşan bir kız çocuğu, ya babası veya abisi veya yeğeni tarafından öldürülebilmektedir. Veya aynı yakınları tarafından tecavüze uğrayabilmektedir. Çocukların istismarı da kadın istismarı ile birlikte her gün gündemde canlı örneklerle doludur.
Şiddeti önlemek, cehaleti kaldırmak, eğitimi bu yönde geliştirmek için ayağa kalkılmıştır. Kadınlar bu konuda dünyada çok güzel bir dayanışma ile bu gün toplumlarda en önemli sosyal bir yara olan ve ülkelerin geleceğine olumsuz etkileri olan en önemli bir soruna parmak basmış ve en azından düşündürmeye neden olmuştur.                  
Bu hareketin, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne denk getirilerek, protestonun, ‘durma dans et’ sloganıyla yapılması, harekete ayrı bir anlam yüklemektedir. Bu tarihin seçilmesi sevgiyi yaymak, itişip kakışmayı, kavgayı, kin ve düşmanlığı terk etmeyi telkin etme demektir.
Bu şekilde V-Day hareketinin bu yıl dünyada önemli bir farkındalık yarattığı kesindir. Kadına, çocuğa ve her insana işkence ve şiddete hayır hareketlerinin, insanlara dünyayı daha sevgi ve barışla yönetmeyi öğreteceği temennisinde bulunmak istiyorum. Her gün silah sanayilerinin geliştirilmesi için çoğu zaman olmayacak nedenler ileri sürülerek çıkarılan savaşlarda yine en çok mağdur olan kadın ve çocuklardır. Daha yakın zamanlarda Avrupa’nın göbeğinde Bosna-Hersek ve bölgede on binlerce kadına tecavüz edilmiş, 250bin kişinin öldürülmesinde kadınlar ve çocuklar toplu katliamlarla çoğunluğu teşkil etmiştir.
Son yılların kadın hareketlerinin önemli kadın aktivisti ABD’li Eve Ensler tarafından başlatılan V-Day hareketiyle, yüzyıllardan beri devam eden kadına yönelik her türlü şiddete karşı diğer kadın hareketleri yanında dikkat çekmeye çalışılıyor. Dünyada yapılan istatistiklere göre, kadınların % 70’i yakınları tarafından her türlü şiddete maruz kalıyor. Ve yine istatistiklere göre, dünyada ortalama her üç kadından biri, şiddet görüyor. Bu bazı ülkelerde her iki kadından biri yani % 50’si olduğu araştırma sonuçlarına göre tespit edilmektedir. Yani önemli bir boyutu vardır.
Buna karşı koyacak olan ve kamuoyu yaratacak olan şiddet görenler olduğu cihetle, kadınların çocukları da yanına alarak bir eğitim sayılan bu hareketleri genişletmelidir.
Burada hatırıma gelen ve zaten unutmadığım anlamı büyük bir anlatımı aktarmak istiyorum. Fakültede öğrenci iken, “İctimai (sosyal) İktisat” dersi değerli Hocamız Prof. Dr. Nermin Abadan, Karadeniz’de kadınların pozisyonu ile ilgili ekonomide ve sosyal yapıda bir sorun olarak yaşanan konularda araştırmalar yapmak üzere o bölgede gezerken, yolda bir adamın eşeğin üzerinde binili giderken, bu eşeği sırtında yığınla odun taşıyan bir kadının çektiğini görmüş ve hayretler içinde kalmış.  Nermin Abadan hocamız cipini durdurmuş ve adama dönerek “utanmıyor musun? Hem karına odunları yüklemişsin, hem de sen eşeğe binerek, o yaya yürüyor üstelik eşeği de ona çektiriyorsun?’ demiş. Adam afallamış ve ne söyleyeceğini bilememiş, dönmüş karısına bakmış, cevap verememiş. Başını öne eğmiş. Adamın karısı Nermin hocaya cevap vermiş, “sana ne oluyor? O benim beyim” demiş!. Nermin hocamız bu defa şaşırmış. Ve bize daima bu canlı olaya dayanarak, bu istismarlara karşı çıkılmadığı sürece bu sömürünün devam edeceğini vurgulamıştı. Çünkü bu kadın annesinden, nenesinden, çevresinden hep böyle görmüş. O dönemde teknoloji de haberleşmeler de bu günkü gibi olmadığı cihetle çevre baskısından başka öğrendiği yoktu. Ancak bugün dünyada teknolojiyi hala kullanmayan milyonlarca insan olduğu gibi, kullanılan bölgelerde de hala kaba kuvvet geçerli ve kadınlara baskılar devam etmektedir.
Peki şimdi teknoloji ilerledi, haberleşmede görsel ve işitsel araçlarla bilinçlenmeler artmakta olmasına rağmen şiddet azaldı mı? Düşünelim. Azalmadı. Yapılan uluslararası araştırma ve istatistiklerden işkencede azalma olduğu konusunda ilerleme var mı? Yayınlanan araştırma sonuçlarından görülen o ki ilerleme yoktur. Bilinçlenme artmıştır. Fakat gerek maddi, yani parasal veya fiziki güçsüzlükten yararlanarak şiddete, kadın ve çocuklar istemese de karşı koysa da çeşitli şekillerde maruz kalmaktadırlar. 
“Bir milyar kadının dansı devrim” olarak nitelendirilmiştir. Dünya kadınlarının “diren, dans et, ayaklan, talep et” ifadeleri, evrensel söylemler olarak her dilde tüm dünyada ve hep beraber tek ses olmuştur. İnşallah her türlü şiddetin önlenmesine ve dünya barışına katkısı olur. Belki sevgi dünyada ön plana geçer, insanların hayatı daha güzel olur. Sevgiyle kalın.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil