05 Aralık 2016

Yorgun ama umutlu…

Haber İçi Üst

CTP-BG Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu Havadis’in konuğuydu dün. Son 48 saatin heyecan ve yorgunluğu her halinden belliydi. Yaklaşık bir aydır hergün 4-5 saatlik bir uyku ile 20 saatlik bir mesai yapıyor. Bir saati aşkın birlikteliğimiz sırasında inanılmaz bir telefon trafiği yaşadığını gördüm… ”Yorgunum ama, artık sona geldik… İktidar elinizi uzattığımızda tutacak kadar bize yakın” diyerek sonuçlarla ilgili kendinden emin konuştu…

Ortaya çıkarılan ses kayıtlarını sorduk doğal olarak. Uzun uzun yorum yapmaktan kaçındı sadece, “Toplumun bizden beklentileri çok farklı. Geçmişe takılıp kalmak, sorgulamak  yerine, toplum bizden ileriye dönük mesajlar duymak istiyor” değerlendirmesini yapmakla yetindi…

UBP ile bir koalisyon durumunu sorduğumuzda ise, kesin bir tavır ortaya koymamakla birlikte, özellikle parti tabanında UBP’ye yönelik bir tepkinin olduğunun altını çizdi. “Ortak küçük de olsa, büyük de olsa, sonuçta tüm kararlarda bir konsensüs aramak zorundasınız. Bu nedenledir ki, hedefimizi tek başına iktidar olarak belirledik, seçim sonrası çıkacak sonuçlara göre her olasılık yetkili kurullar tarafından değerlendirilecek” diyerek, her oluşuma açık kapı bırakmayı tercih etti…

Yorgancıoğlu, seçim sürecinin en tartışılan konusu olan ekonomik paketin paketin tümüne karşı olduklarını hiç bir zaman söylemediklerini belirtti. Pakette iyi şeylerin de olduğunu kabul ediyor. Ancak özelleştirme ve İhtiyat Sandığı gibi kendilerini rahatsız eden maddelerde bir revizyona gidilmesini talep edeceklerini, diyalog yoluyla gerekenin yapılması için ısrarcı olacaklarını vurguluyor.  Bunları yaparken de kavga değil, uzlaşı kültürünü ön planda tutacağız” diye ekliyor.

Başta da dediğim gibi Yorgancıoğlu ile dünkü buluşmamızda konuşulanlar, ana başlıklarıyla böyleydi. Bir de “yazılmamak” kaydıyla konuştuklarımız vardı ki, bırakın onlar da bize kalsın…

SİYASET, KURALLARI İÇİNDE YAPILMALI…

Bu seçim dönemi, hiç de hoş olmayan bir şekilde bant kayıtlarıyla anılacak. Önce, ikinci Cumhurbaşkanı Talat’ın Türkiye Başbakanı’yla telefon konuşması, ardından Ejder rezaleti, şimdi de cumhurbaşkanlığı makamındaki konuşmaların bantları…

İster orada olanlardan biri kaydetmiş, kayıtlar birilerinin eline geçmiş olsun, isterse dıştan birileri dinlemiş olsun farketmez, benim için tüm dinlemeler, gizli kayıtlar, deşifreler, insanın yatak odasını gözlemek gibidir. Kişilik suikastıdır. Deniz Baykal’a yapılan da, MHP milletvekillerine yapılan da, bunlar da…

Siyasette herkes birbirinin açığını yakalamak ister, deşifre etmek ister. Siyasetin özünde var. Ancak bunu gizli dinlemelerle, bel atı yöntemlerle yapamazsınız. Anayasa’nın güvencesi altındaki haberleşme özgürlüğü bir yana, dediğim gibi, herşeyden önce ahlaki bir yöntem değil. Ayrıca eğer bir dinlemeyse, o daha büyük skandal. Ama maalesef, Anayasal  güvence olmasına karşın, bu alanda çok büyük bir boşluk var ve hiçbir yasal koruma da yok…

O nedenle, içeriğinin tartışılmasını siyaset oyununun kurallarının dışında görürüm. Zaten bu tür yöntemler, hedefe zarar vermekten çok, onu mağdur hale getirmekten başka da bir işe yaramaz…

YERİN KULAĞI VAR

ŞİMDİ LİSTELER KONUŞACAK:
Yaklaşık bir aydır sokakları arşınlayan ve partilerine oy isteyen adaylar, artık kendileri için çalışmaya başlayacaklar. Daha düne kadar “partiye mühür, bana da bir tik” diyen adayların büyük bir kısmı, bugünden itibaren kendisini sandıkta bırakacağından korktuğu aday arkadaşını kesmenin yollarını arayacak. El altından dağıtılan listelerle, kendine avantaj sağlayacak “tikleri” için kulisler yapacak. Sizin anlayacağınız kol kola yürüdükleri arkadaşlarını, arkadan vuracaklar… Biz de bunları bir kenara yazacağız.

DAHA NELER DUYACAĞIZ:
Önce Ejder Arslanbaba’nın ortaya attığı ses kayıtları ile sarsıldık, şimdi ise 2. Cumhurbaşkanı Talat’ın bir ortamda yaptığı konuşmaların ses kayıtlarının servis edilmesiyle sallandık. Ahlaksızlık bir türlü değil ki. Birilerinin bu işi çıkar için yaptığından kuşku yok. İnşallah bu konu da Arslanbaba’nınki gibi sümen altı edilmez. Çünkü bu işler deşifre edilmediği sürece, önü alınmayacak….

ÇAKICI KIVIRDI:
Mehmet Çakıcı beni en çok güldüren siyasetçidir. Aslında siyasette olgunlaşmadığını söylemek de mümkün. Çünkü siyaset yapan kişi, kendine zarar verecek söz söylemekten kaçınır. Çakıcı tam aksi. Daha bir kaç gün evvel, “Böyle bir taahhüt varsa, hükümetten çekiliriz” derken, şimdi “Başbakan istifa etsin” diyerek demagoji yapıyor. Hem de seçimlere bir kaç gün kala…

YEKTAOĞLU'NDAN AL HABERİ:
Meclis'in en çalışkan vekillerinden Başkan Yardımcısı Mustafa Yektaoğlu, Kıbrıs konusundaki hareketlenmeyle birlikte Meclis'in de yeni dönemde özellikle petrol ve doğal gaz konularını gündemine alıp tartışması gerektiğini söylüyor. Bu arada Rus Kommersant gazetesi, Yektaoğlu'nun  "Geçenlerde gayri resmi ortamda yapılan görüşmelerde Rumlar petrol ve doğalgaz kaynaklarının beşte birini bize önerdi. Ama bizim için bu kabul edilemez." dediğini yazdı…

BES’DE ÇATLAMA DEVAM:
Savaş Bozat yeniden seçildi seçilmesine de ya üyelerini kontrol edemiyor, ya da başka bir durum var. Belediye kredi işini halletmeye çalışırken, bir kısım çalışan iş bırakıyor. Grev sendikal bir hak, çalışanların mağduriyetini de kimse inkar edemez. Ancak durum ortada. Grevle halledilemeyecek bir sorun var. Bu noktada sendikanın yapıcı bir tutum için çalışanlarını yönlendirmesi gerekmez miydi? Eğer Belediye bir an önce düze çıksın diyorlarsa, bir miktar çalışanın durdurulması gerekiyor. Bu fedakarlığa hazırlar mı..?

AB’DE VATANDAŞLIK, YATIRIM TEŞVİKİ:
Keyfi vatandaşlık dağıtılmasına karşıyız, bu kesin de, yatırımcıya vatandaşlık verilince de kıyamet kopuyor. Oysa bakın AB üyesi ülkelerin hemen tamamında, vatandaşlık, yatırım için teşvik kapsamında. Mesela Güney Kıbrıs 3 milyon euro yatırım yapana hemen vatandaşlık verirken, İngiltere 1 milyon sterlin yatırıma 5 yılın sonunda vatandaşlık imkanı veriyor. Fiyatlar zor durumdaki üyelerde gayet düşük. Makedonya  400 bin euro’luk, Bulgaristan ise 300 bin euro’luk yatırım yapana vatandaşlık hakkı veriyor. Bizse, siyaseti bir türlü ekonomik akılla götüremiyoruz… 

BRTK’DA CANLI YAYIN SIKINTISI :
Son zamanlarda BRT’de canlı yayınlarda yaşanan aksaklıklar, bazı radikal kararların alınmasına neden oldu. Özellikle de Başbakan Sibel Siber’in açıklamalarını verildiği canlı yayınlarda yaşanan bu sıkıntılar, sadece BRTK Müdürü Mete Tümarkan’ın değil, Sibel hanımın da oldukça canını sıkmış. 20 temmuz’da bir devlet töreni olan Türk Yıldızlarının gösterileri de aniden ortaya çıkan teknik sorunlar nedeniyle  canlı yayınlanamamıştı. Yönetim Kurulu’nun dünkü toplantısında, yaşanan son olaylarla bağlantılı birtakım çalışanlar hakkında bazı tasarrufların ve sorumlular hakkında cezai müeyyideler uygula konularının ele alındığı iddia ediliyor… 

ZİRVEDEKİLER

İnönü Belediyesi: Belediye Başkanı Ali Öncü çalışmış çabalamış,  proje hazırlamış ve AB’ye kabul ettirmiş.  Şimdi belediye ile AB’nin ortak projesi olarak, bir toplum merkezi ve bir de kreş yapılıyor. Daha önce bir kaç belediyenin daha bu yönde başarılarını gördük. Demek ki istenirse olabiliyormuş. Bravo İnönü Belediyesine…

DİPTEKİLER

Mehmet Çakıcı: Önce televizyon ekranlarına çıkıp, böyle bir mektup varsa 3 bakanımızı da hükümetten çekeriz dedi. Ardından söz konusu mektuptan TDP’li Bakanların da bilgisi olduğu açıklandı. Günlerdir asarız keseriz diyen Çakıcı, dün bir basın toplantısı düzenleyerek, TDP'nin Sibel Siber'in Büyükelçi Akça'ya yazdığı mektubu tanımadığını ve kabul etmediğini söylemekle yetindi…

Lefkoşa’da Gümrük Dairesi’ne ait arazide dün öğleden sonra dozerlerle temizlik yapıldığı esnada, bölgede bulunan lastikler aniden alev aldı. Yangın, itfaiye ekiplerinin zamanında müdahalesi ile büyümeden söndürüldü

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam