11 Aralık 2016

YOKSA, DOĞA BOŞLUK TANIMAZ…

Haber İçi Üst

Seçim tarihi yaklaştık sonra heyecan arttı, açıklamalar birbirini izlemeye, kullanılan ifadeler sertleşmeye ve “bel altı vuruşlar” artmaya başladı.
Yaşananlar, Kıbrıs Türk siyasi hayatına en seviyesiz seçim yarışı olarak geçmeye adaydır.
En azından benim bildiğim, okuduğum ölçüler içinde.
Şimdi tozlu tarih sayfalarına meraklı birileri çıkıp da “aslında öyle değil” diye itiraz edebilirler.
“Sarayönü’nde havlayan bir küçük köpek” diye bir gazete kupürü önüme koyabilirler.
Tek derdi insanları İslam’a davet olan için “dul kadınları kandırıp paralarını yiyor” şeklindeki zamanın tetikçi gazetelerini gösterebilirler.
Dönemin sendikacılarını hem kurşunlayıp hem de ertesi gün kişiliklerini aşağılayıcı yayınları örnek olarak sunabilirler.
Tümü doğrudur.
Fakat tümünde, aşağılık bir ideolojinin ve soğuk savaş dönemindeki rezil propaganda tekniklerinin kanıtları vardı.
Yani kavganın temelinde ideoloji vardı.
Bu kavgada ideoloji var mıdır?
Saymadım ama bir adayın soyadı üzerine yayınlanan basın bildirilerinin sayısı minimum beşi bulmuştur.
Adamın soyadı siyasi yarışın mezesi oldu.
Ve bu basın bildirilerini yazan “üstün zekalılar” (ki kim oldukları, nasıl bir hasta ruh haline sahip oldukları biliniyor) sanıyorlar ki adamın soyadını aşağılayarak UBP delegelerini etkileyecekler ve kendi adaylarına oy devşirecekler.
Benzeri aşağılık saldırılara ben de maruz kaldım.
Yaşça benden epeyce büyük olan abimlerin politik çalışmalarının hedefine dönüştürüldüm.
“Düzgünler” diye genelleme yapılarak hepimize saldırdıkları çok oldu.
“Bunların neresi düzgün” diye yazanlar da oldu.
Birkaç kez köylü jargonuyla cevap vermek istedim ama vazgeçtim.
Çamura taş atmak gibi bir şey olacaktı benimkisi.
Bazılarına “familyagiller” diye cevap verdim, güçlerine gitti.
Ama hala soyadı üzerinden eleştirmeye ve zavallı beyinlerini tatmin etmeye devam ediyorlar.

      ***

Neyse bu yarışa 3 kelime damgasını vurdu:
Sırasıyla topal, kör ve sarhoş.
3 aylık zaman diliminde kapı kapı gezilerek yapılan muhabbet şöyleydi:
Kime o verelim;
“O topala asla oy vermeyin.”
Sonra “o köre asla oy vermeyin.”
Hanedanı eleştiren “sarhoşun tekidir.”
Ne zaman milyonlarca sterlinin hesabı sorulsa tetikçi gazeteler hemen devreye girer ve “bio-kim, bio-kim” diye yayınlar başlar.
Yayınların mucidi de kendileridir.
Yargıya başvurulur, yargıdan tıs yok.
“Mahkemedeki bir konu mahkemeyi etkileyecek şekilde nasıl gündeme getirilebilir” denir, sayın yargıçlarımızdan yine tıs yok.
Toplam 5 davada toplamda 70 bin lira tazminat kararı çıkarılır ama mahkemenin adamları “adreslerinde bulunmadığı için” işlem yapmaz.
Birileri mahkemeyle dalga geçer ama mahkemeden yine tıs yok.
Eee yeter artık.
Herkes kendi görevini yapacak.
Yoksa doğa boşluk tanımaz…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil