09 Aralık 2016

Yeter artık..!

Haber İçi Üst

Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı tarafından Sayıştay kadrosuna bağlı denetçi mevkisi sınavında başarılı olan ve 14 Mart 2012 tarihinde atama kararı gönderilenlerin mağduriyeti hala devam ediyor… Bu sütunlardan çok yazdık çok sorguladık. Bu insanların atamasını gayrikanuni olarak engelleyenlere gerekçelerinin ne olduğunu sorduk. Tam yedi aydır direnişlerini sürdüren gençler basın yoluyla gasbedilen haklarını elde edebilmek için seslerini duyurmaya çalışıyorlar… Dün yine bir mesaj yayınladılar. Daha geniş kitlelere için mektuplarını özetleyerek yayınlamak istedim…   
“Hepinizin bildiği gibi, en son yapılan ve şaibeli olduğu ‘iddia edilen’ Öğretmen Sınavları ile ilgili Başsavcılık’ın vermiş olduğu görüş doğrultusunda, öğretmen atamalarının KHK tarafından yapılmasının önü açılmıştır.
Bu gelişmeden sonra fikirlerimizi açıklamak istiyor ve sorduğumuz sorulara da cevap arıyoruz.
Bildiğiniz gibi iş başı yaptığımız gün Sayıştay Başkanı ve üyesi, bizi ayrı olarak makam odalarına çağırarak bizi işe başlatmayacaklarını sözlü olarak bildirmişler, hemen ardından da atama kararlarımızın iptali-yok sayılması talebiyle KHK aleyhine Yüksek Mahkeme’de dava açmışlar, fakat dava ummadıkları şekilde sonuçlanmış; Yüksek Mahkemece ret ve iptal edilmiştir.
Elinde atama kararlarımızı geçersiz kılan hiçbir mahkeme hükmü olmayan Sayıştay Başkanlığı, bizi 7 aydır, hukuk dışı olarak işe başlatmama ısrarını sürdürmektedir.
Bileğimizin hakkıyla sınav geçmenin ödülü olan 7 aydır açlığa, kaderimize terk edilişimiz; bir suç işlemişiz gibi, tecavüzcüler, hırsızlar ile aynı binada adalet arama mücadelemiz devam etmektedir.
Başsavcılık’ın vermiş olduğu bu görüşe göre; usulüne göre yapılan sınavlar sonrası, öğretmenlerin atamaların yapılması ve işe başlamaları yasa gereğiyse ve dava sonucunda atama kararları geri alınabiliyorsa, niye bizim için aynı görüşü yazamamıştır?
Başsavcılık’ın, bize ve öğretmenler arasında yapmış olduğu ayırım çifte standart değil mi? Madem vermiş olduğu tüm bu görüş, yasalara dayanıyorsa, yasalar herkes için “eşit ve aynı” değil mi? Bunun altında herhangi bir siyasi neden mi vardır?
Sayıştay Başkanlığı’nın 7 aydır sürdürmekte ısrar etmiş olduğu hukuk dışı işlemin bir cezai yaptırımı yok mu?
Sınav sonucu sıralanan ‘ilk 24 kişiden sonra’ 5. olup başarısız olan, daha sonra hakkı yendi diye aleyhimize dava açtırılan, geçen sene de sınavsız ve münhalsiz geçici memur olarak bir devlet dairesine yerleştirilmiş olan iktidar partimizin delege çocuğunda, dava açtırmada kimin rolü vardır?
Sayıştay Başkanlığı, tüm bunları söz konusu delege çocuğuna sıra gelebilmesi için gerekli olan 5 kişinin temizlenmesinde, bizi mi seçmiştir? Bizimle aynı durumda olup, mezun oldukları bölümler yasada belirtilmeyenler yaptığı yorumu neden bizim için yap(a)mamıştır..?
Üzerimizde çok çirkin oyunlar oynanmaya, bu oyunlar da gün geçtikçe gün yüzüne çıkmaya devam ediyor…
Son olarak bağımsız yargımıza, mahkemelerimize güveniyoruz. Bize tam 7 aydır yaşatılan tüm sıkıntıların en sonunda sona ereceğine olan inancımız tamdır.
Yaşanan tüm bu rezillikleri, daha da vahim olan detayları ve diğer gelişmeleri saklı tutarak, kamuoyunun bilgisine arz ederiz…”
Hakları Gaspedilen Denetçiler

YERİN KULAĞI VAR
EROĞLU BAŞKAN OLMAK MI İSTİYOR: Dün Gazimağusa’dan bir ağabeyim aradı. Dünkü “Bir devir Kapanıyor” yazıma atıfta bulundu ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun UBP Kurultayı’nın bu kadar içinde olmasıyla ilgili kendi görüşünü söyledi. Onun iddiasına göre bunun nedeni, bir sonraki Cumhurbaşkanı adaylığını garantilemek, esas amaç da Başkanlık rejimine geçildiğinde, yürütmeyi de elinde bulunduracak şekilde devlet başkanı olmak… Olabilir, İrsen Küçük şimdiden Cumhurbaşkanı adayı olduğunu ima ettiğine göre, onu desteklemesi mümkün değildi…
NE ÖLÜMÜ: Kaşif, “Ucunda ölüm de olsa konuşacağım” diyor ve konuşuyor. Konuştukları incir çekirdeğini doldurmaz. Bir müdahale iddiasıdır gidiyor. Kim kimi öldürüyor, kim kimin canına kast ediyor…? Böyle büyük laflarla mağduru oynamanın bugüne kadar kimseye faydası olmadı, Kaşif’e de olmayacak. Bu tutumuyla yel değirmenleriyle dövüşen Don Kişot’a benziyor. Kaşif’in durumunda bir adayın, “mağdurum” diyecek yerde, demokrasiye sarılıp, delegelerini ikna etmesi gerekir. Bu sözleriyle delegeleri de aptal yerine koymuş olmuyor mu?
BAYAN EROĞLU VE DELEGE LİSTELERİ: Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun eşi Meral Eroğlu, Lefke bölgesindeki delege listelerini istetmiş. Derviş Bey’in iddiasıyla, uzun zamandır “parti işleri” ile uğraşmadığını söylediği eşinin niye Lefke bölgesindeki delege listelerine ulaşmak istediği ise merak konusu oldu. Uzun zamandır görmediği ve özlediği arkadaşlarına mı ulaşmaya çalıştı acaba dersiniz…
ZIVANADAN ÇIKTILAR: UBP Kurultayı’na sayılı günler kala tarafların birbirlerine yönelik suçlamaları artık kontrol dışına çıktı. Ahmet Kaşif’in bir konuşmasında, İrsen Küçük’e yönelik “Ukala adam” sıfatını kullanması hoş olmadı. Yarın kurultay bittikten sonra, birbirlerinin yüzlerine nasıl bakacaklar çok merak ediyorum…
HERKESE BİR GÖZLÜK: Yeni kurulan Kıbrıs Türk Gözlükçüler Derneği, Demokrat Parti’yi ziyaret ederek dernek ve projeleri hakkında bilgi vermiş ve gözlükçülerin yaşadıkları sıkıntılara dikkat çekmiş. Bence siyasilerimiz Meclis’ten bir yasa geçirerek, herkesin gözlük takmasını zorunlu hale getirsinler. Çünkü bu toplumun tümünün gözlüğe ihtiyacı var. En azından kaliteli adam seçerken gözlerimiz açılsın. Bakar kör olduk herhalde…
ÖĞRETMEN OLMADIKTAN SONRA: Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, Gönyeli Fazıl Plümer Anaokulu’nda, okul aile birliği ve velilerin desteğiyle “Çadır Sınıf Eylemi” yaptı. KTÖS, bu tür popülist eylemleri geçen yıl da yapmıştı. Birçok okulda öğretmen açığı nedeniyle dersler boş geçerken, yeni okul için bu tür eylem yapmaları ne kadar doğru olur…
EN SON KİŞİ OLMALI: UBP Kurultayı öncesi tarafların karşılıklı suçlamaları artık bel altına kaydı.  Cumhurbaşkanı Eroğlu, “devlet geliri dışında bir geliri olmayan bir partinin (UBP) bu kadar parası olmasının nedeni araştırılsın” demiş. İyi güzel de, CTP Milletvekili Sonay Adem’in ortaya attığı ve size ait olduğu iddia edilen paralar konusunda niye aynı duyarlılığı göstermediniz acaba…

ZİRVEDEKİLER
Vatandaş: Sokaktaki vatandaş ülkede yaşanan siyasi kirlilik için yaptığı değerlendirmede, “Meclis’e adam diye yolladık, 3 senede maymuna döndüler” yorumunda bulundu. Pek haksız değil belki ama, bu bahsettiklerini o Meclis’e kim yolladı..?
Öğretmen Bekleyen Çocuklar: Şu ellerinde pankartlarla okullarının önünde poz veren çocuklar içimi acıtıyor. Her gün gazetelerde bir ya da bir kaç okul öğrencilerinin fotoğrafları var. Hatta anaokulu yavrularının bile. O yaşta bir çocuğun en çok güvendiği saygı duyduğu okuldur, öğretmendir. Başka bir şey bilmez o. Daha 4-5 yaşında güvensizliği, sahipsizliği yaşayan çocuktan ileride vatana, millete güvenip, saygı duymasını, dahası omuz vermesini nasıl bekleyebilirsiniz ki..?

DİPTEKİLER
Ahmet Eti: UBP Gazimağusa Milletvekili Ahmet Eti, 18 Eylül’de yaptığı açıklamasında, “UBP Genel Başkanı ve Başbakan İrsen Küçük’ün kurultayda genel başkan olarak seçilip Başbakanlık’a devam etmesi halinde ülkenin ve UBP’nin bundan büyük zarar göreceğini dolayısı ile kendisinin de demokratik tepkisini ortaya koyacağını” söylemişti. Aynı Eti, önceki gün kurultayda İrsen Beye destek vereceğini açıkladı. Yorumu size bırakıyorum…

Yine Pisliğimiz: Lefkoşa’da sokakların pisliğinden turistlerin yüzüne bakamıyordum. Dün Girne’ye bir devlet dairesine gittim. Veznelerin önü numaratörden alınan ve fırlatılan işlerle doluydu. Yabancı bir çift içeri girdiler, sıralarını beklerken, erkek olan yerlerden fişleri toplayıp, çöpe atmaya başladı. Utandım, o anda yer yarılsaydı da içine girseydim…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil