03 Aralık 2016

Yeniden yapılanma sürecinin etkinliği…

Haber İçi Üst

Ekonomik anlamda istikrar sağlayabilmek adına birtakım radikal kararları zamanında ve bütünsel yaklaşımla almak, uzun vadede istikrarın sağlanabilmesi ve sürdürülebilir yapıya kavuşması adına önemlidir. Bu nedenle ekonomi mantığı açısından olayların geniş çerçevede değerlendirilip, resmin bütününü görmek ve yorumlamak şu aşamada çok daha önemlidir. Bunu niye yazıyorum, çünkü bugüne kadar Güney Kıbrıs’ta yaşanan refah ve bu refah seviyesinin bir balon gibi bir anda patlaması neticesinde gerçekle yüzleşmek zorunda kalınmıştır. Peki nedir bu gerçek? Öncelikle zamanında yapısal bozukluklarınızı gizleyip, radikal kararlar almazsanız, gün gelir geçmişte önemsiz ve küçük görünen sorunlar, başınıza dert olur.

Özellikle Güney Kıbrıs ekonomisine baktığımız zaman, adeta Avrupa’nın şımarık çocuğu konumundaki Güney Kıbrıs, ekonomik istikrar ve yasal altyapısındaki birtakım eksiklikler yüzünden bugün düşmüş olduğu ekonomik çıkmazla birlikte diğer Avrupa ülkelerini de tehdit eder duruma gelmiştir. Bu nedenle Avrupa’nın daha önce pek önemsemediği ve ekonomik büyüklüğü diğer ülkelere nazaran çok düşük seviyelerde bulunan Güney Kıbrıs’ın bankacılık sektörü ve anlayışındaki yapısal hastalıklarının tedavi edilmediği ortamda, salgın hastalık gibi diğer Avrupa ülke ekonomilerini de sıkıntıya düşürmektedir.
Özellikle bankacılık sektöründe atılması gereken adımlar ve yasal altyapının yeterli düzeye erişmemesi nedeniyle, Güney Kıbrıs’taki banka sayısının az, fakat mali boyutunun ülke ekonomisinin üzerine çıkması, sektördeki risk seviyesini yükseltmiş ve bugünlerde yaşanmakta olan sorunları doğurmuştur.
Ülkemizdeki ekonomik gelişmelere baktığımız zaman, özellikle turizmde geçtiğimiz yıl verileri ile karşılaştırdığımız zaman ülkemizdeki otellerin doluluk oranının ortalama % 30’lar seviyesinde artması, sektörün ülke ekonomisinin gelişimi açısından ne kadar önemli rol oynadığını da gözler önüne sermektedir.
Ülkemizdeki bankacılık sektörünü ise genel anlamda değerlendirdiğimiz zaman, sektördeki kurumsallaşma ve istikrar adına atılan adımlar, ekonomiye ivme kazandırmakla beraber, kamu bütçesine doğrudan ve dolaylı yoldan katkı sağlayarak gelişim ve büyümeye destek vermektedir.
Gelişme ve büyüme derken özellikle son günlerdeki açıklamalarla birlikte, Türkiye’nin 2012 yılının son çeyreğindeki büyüme verilerinin beklenenin altında gerçekleşmesi, büyüme trendinin yeniden istikrara kavuşması adına taşların henüz yerine oturmadığı ve büyümede yaşanan yavaşlamanın 2013 yılında ülkemiz açısından da tedbirli davranmamız gerektiğini ortaya koymaktadır.
Fakat burada esas sorulması gereken soru, bankaların yeni dönemde öz kaynak karlılığına dayalı göstereceği gelişmeye, ekonominin genelinin ayak uydurup uyduramayacağıdır. Neticede bankacılık sektörünü ne kadar revize ederseniz edin, ekonomik anlamda çözülmesi gereken birtakım yapısal sorunlar varken sektörde yaşanan büyüme ve istikrara diğer sektörlerin cevap verememesi, beklenen neticeyi vermeyebilir. Bu nedenle kanımca bankacılık sektöründeki yüksek öz kaynak ve sermaye düşüncesinin yanında, öz kaynak verimliliği ve kalitesi ile sermaye yeterliliği konularının da ön planda tutmamız gerekmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam