04 Aralık 2016

Yeni hükümet senaryosu

Haber İçi Üst

İrsen Küçük hükümeti güvensizlik oylaması ile düştü. Kimilerine göre hükümetin düşmesi muhalefetin, sırf muhalefet olsun diye giriştiği bir eylemin sonucu, kimisine göre ise hükümetin güven vermeyen icraatlarının sonucuydu. Kimilerine göre de özellikle Türkiye Hükümeti’nin desteklediği bir hükümetin iktidardan düşürülmesinin başka özel anlamları var. Bu iddiada bulunanlar, hükümetin düşürülmesi süreci ile Gezi Parkı olayları arasında yakın bir bağ kurmaktadır. Ancak bu görüş pek makul gözükmemektedir. Çünkü KKTC’deki hükümet krizi iki yıldan beri süre gelen bir krizdir. Hâlbuki Gezi Parkı olaylarının daha 12 günlük bir mazisi var. Ayrıca, UBP’den ayrılan milletvekilleri tanıdığım kadarıyla doğrudan bir AKP ya da Türkiye karşıtlığı olan vekiller değildir. Dolayısıyla bu hükümetin düşürülmesinin esas sebebi yanlış icraatlar olarak gözükmektedir.
Türkiye Hükümeti’nin yanlışı ise İrsen Küçük hükümetinin yanlış icraatlarına alet olmak ya da sebep olmaktır. Bilindiği üzere CTP hükümetinin erken seçime zorlanmasının esas sebebi, hazırlanan ekonomik pakete karşı çıkmasıydı. UBP hükümeti ise bu konuda vaatte bulunarak iktidara geldi. Tabii ki Sayın Eroğlu, bunu kullanarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu ve bu paketin yükünü sorumluluğunu İrsen Küçük’e bıraktı. İrsen Küçük hükümeti, bu paketi değiştirmek yerine sahiplenme yolunu seçerek ilk hatasını yaptı. Daha sonraki yanlış icraatları ile de Türkiye ile ortaklaşa hazırlanan kamuyu küçültme ve özel sektörü büyütme mantığı üzerine kurulu olan ekonomik paketin uygulanabilirliğini imkânsız hale getirerek ikinci büyük hatasın yaptı. Çünkü özelleştirilen yerlerdeki personeli devlette istihdam ederek devletin yükünü arttırdı. Bununla da kalınmayarak kurultay sürecinde sırf kurultaya yönelik delege yakınlarından yüzlercesini kamuda istihdam ederek, ekonomik paketin ruhuna ters icraatlarda bulundu. Türkiye yetkilileri de buna gerekli tepkiyi göstermemekle, hazırlamış oldukları ekonomik programın delinmesine göz yummuş oldular. Bu zincirleme hatlar en sonunda hükümetin güvensizlik oylaması ile düşmesiyle sonuçlandı.
Hükümet usulsüzlük ve yolsuzlukların üzerine gitme konusunda da sınıfta kaldığı için yavaş yavaş hem halkın hem de Türkiye’nin desteğini kaybetmeye başlamıştı. Özellikle yolsuzlukların üzerine etkili olarak gidilebilmesi için Devlet Denetleme Kurulu ve Mali Polis kuruldu; ama her ikisi de çalıştırılamaz hale getirilerek pasifleştirildi. Bazı aydınlarımız Türkiye Hükümeti’nin Cumhurbaşkanı Eroğlu’na karşı olmasını da usulsüzlük ve yolsuzluk iddialarına bağladılar; ancak bu konuda İrsen Küçük hükümeti hiçbir hukuki süreç başlatmamıştır. Aksine partizanca uygulamalara devam ederek, çarpık sistemin devamından yana bir tavır sergiledi. Şu anda Meclis raflarında bekleyen yüzlerce usulsüzlük ve yolsuzluk dosyasının raflardan indirilip gereğinin yapılması için hiçbir adım atılmış değildir. Tabii ki bunun tek sorumlusu İrsen Küçük hükümeti değildir. Daha önceki hükümetler de bu konuda hiçbir ciddi adım atmadılar. Sayın Özkan Yorgancıoğlu, iktidara geldiklerinde hükümetin son icraatlarını inceleyeceği ve gereğini yapacağını söylemektedir; ancak meclis raflarında bekleyen dosyalar için herhangi bir açıklamada bulunmamaktadır. En azından ben bu konuda herhangi bir açıklamasını işitmiş değilim. Bu durum ise, iktidarlar değişse de bu çarpık yapının devam edeceğinin sinyalini vermektedir.
İrsen Küçük hükümeti bazı dini sorunların çözümü için esnek davranmakla birlikte, Din İşleri Başkanlığı’ndaki usulsüzlüklerle ilgili de hiçbir girişimde bulunmamış; aksine oradaki yanlışların devamından yana tavır sergilemiştir. Benim edindiğim bilgiye göre Sayın İrsen Küçük, Türkiye hükümetinin her dediğini de yapmıyordu. Çünkü etrafında bulunan birçok insan AKP Hükümeti’ne daha önce ideolojik ya da siyasi sebeplerle karşı durmuş insanlardı. Bu insanlar Sayın Küçük üzerinde büyük bir etki ve baskıya sahiptiler. Her nasılsa bu insanlar daha önce Erdoğan ve AKP karşıtı iken birdenbire İrsenci ve AKP’ci kesilmişlerdi.
İrsen Bey’in idareci yönüne halkın büyük bir çoğunluğu güvenmemektedir. Kendisi ile çalıştığım süreç öncesi ve sonrasında, bu güvensizliği duyanlardan birisi de benim. İrsen bey Bakanlığı döneminde, Değirmenlik halkı tarafından Kıbrıs’ın en büyük ve güzel pınarı olan Başpınar’ın kurutulmasının sorumlusu olarak da bilinmektedir. Dolayısıyla dışarıda suçlu aramasına gerek yoktur. Kendi parti içi demokrasisini gerçekleştiremeyen bir liderin, devletin demokratik bir anlayışla yönetilmesini sağlamada başarılı olması beklenemezdi. Nitekim Lefkoşa Belediyesi krizi döneminde de, aynı başarısızlığı sergileyerek kendi elindeki başkent belediyesini CTP’ye devretti.
Tabii ki İrsen Küçük hükümetinin başarısızlığında Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun etkisini unutmamak gerekir. Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Başbakan İrsen Küçük arasında tartışmalar başladığında bunun Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik hesaplardan kaynaklandığını yazmıştım. Dolayısıyla Sayın Eroğlu, yeni hükümeti kurarken önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini dikkate alarak bir görevlendirme yapmaya çalışacaktır. Tabii ki Meclis aritmetiği ve UBP’nin bölünmesi dikkate alındığında, yeni süreçte hem Sayın Eroğlu hem de Sayın Küçük’ün işlerinin çok zor olduğu açıkça gözükmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam