07 Aralık 2016

Yemek de yemekmiş ha!

Haber İçi Üst

Birleşmiş Milletler iki-üç aydır işi gücü bırakmış, Kıbrıs’ta iki toplum liderini bir araya getirip onları bir yemekte buluşturmağa çalışıyor.
Sakın ola, bir yemek düzenlemek bu kadar zor olur mu demeyin. Kıbrıs’ta hiçbir iş kolay olmuyor. O kadar ki kolay işler bile zor oluyor.
Önce Nikos Anastasiadis, bir gelin gibi, nazlandı. “Dans edemem çünkü yerim dar” dedi. Ekonomik sorunlarla ilgileniyormuş, yemeğe ayıracak zamanı yokmuş. Downer, alttan girdi üstten çıktı, Mayıs sonuna bir tarih kopardı.
Sonra da “yenim dar” demeye başladı. Yemek politik olmamalı, sosyal olmalıymış. Yani yemekte Kıbrıs sorunu tartışılmamalıymış. Derviş Eroğlu tepki göstermiş. “Böyle yemek olmasa da olur” demiş önceleri ama daha sonra kabul etmiş.
Birinci hendek, böylece atlanmış oldu. Derviş, Niko ve Downer buluşacaklar, bir yemek yiyecekler ve havadan sudan konuşacaklar.
İşler yoluna girmiş gibi görünürken birden hava karardı. Downer ne söylemişse veya ne yapmışsa, Rumları bir öfke bürüdü, Özel Temsilci yemeğe politika karıştırmaya çalışıyor diye.
Niko, Ban Ki-moon’a bir mektup yazarak Downer’ı şikâyet etti ve Genel Sekreter’den garanti istedi. Yemek, yemek olacak; yemeğe politika bulaştırılmayacak. Aksi halde kendisi yemeğe katılmayacak. Genel Sekreter’in özel kalem müdürü, Niko’ya gönderdiği mektupta istenen garantiyi verdi. Yemeğe hiçbir pislik karıştırılmayacak ve yemek sağlıklı olacaktır.
Mayıs geldi çattı. Bir tarih belirlemek gerekiyordu. Her iki tarafa da 29’u uygun olduğu için o tarih saptandı. Birleşmiş Milletler personelinde bir rahatlama ki sormayın. Nihayet oldu diye.
29 Mayıs tarihini duyan Enosisçi başı büyük Elen Lazaros Mavros, gazetesi Simerini’de ve sabah programları yaptığı Radyo Proto’da kıyametleri kopardı: Niko Rumların felâketini Türklerle birlikte kutlamaya gidiyor. Derviş’le birlikte Konstantinopolis’in düşüşüne kadeh kaldıracak.
Onu milliyetçi partiler takip etti. Annan Planı’na “Ne (evet)” diyen bir “Neneko’dan (hainden)” zaten ne beklenebilirdi? Niko, galiba “Ne fobisi”ni üzerinden atamayacak. Hemen telefona sarılıp yemeğin bir gün ertelenmesini istedi ve yemek 30 Mayıs’a kaydırıldı.
Eminim, tarihin tozlu sayfaları karıştırılırsa bu günde de ya Rumların ya da Türklerin aleyhinde bir şeyler olduğu görülecektir. Ama gelin, dibine darı ekip işleri yokuşa sürmeyelim.
Bu arada Downer’ın “persona non grata” (istenmeyen şahıs) ilân edilmesi konusu gündeme geldi. Ve bu konu ciddi ciddi tartışılıyor. Rum basınına güvenilirse Niko onu defterden silmiş. Hatta ona küsmüş. Anlayacağınız, bu yemek işi Downer’ın başını yiyebilir.
Downer, yemeğin sosyal olacağını vurgulamak amacıyla akşama eşleri de davet etti. Yemeğe ayrıca eşiyle birlikte Lisa Buttenheim de katılacak. 
                                                                        XXX
Buraya kadar yazdıklarım, kendi bildiklerim. Bundan sonra yazacaklarım, içerili bir kaynağın bana naklettikleri. Yani onun yalancısıyım.
Gün belirlenip kesinleştikten sonra BM’nin Kıbrıs’taki personeli, yoğun toplantılar yapmaya başladı. Yemekte herhangi bir aksaklık olmasın diye detaylı planlar yapılıyor. Havadan nem kapan insanların yaşadığı bir ülkede “tarafsız olmak” hele de “tarafsız görünmek” zor zanaat.
Önce yemek menüsü hazırlanmalı. Rum ve Türk lokantalarından toplanan menüler tarandı ve ortak yemek isimleri saptandı. Ortak isimli yemekler sipariş verilsin ki kimsenin zülfü yarine dokunulmasın.
Soğuk yemekler: Humus, tahin (tahini), cacık (caciki), yoğurt (yağurti), pastırma (basturma), gabbar (gabbari), ağrelli (yumurtalı olup olmaması tartışıldı ve sade olmasında karar kılındı), cikla (turşu),  brokoli (kaynanmış/haşlanmış), tarama (taramas), talatur (talaturi), ahtapot (ahtapodi- kömürde), kalamar (kalamari – gavrılmış). [Hellim (hallumi) konusu epey tartışıldı. Biri “Menüye eklenmeli çünkü her iki kelime de Arapça aynı kökten türetilmiştir” dedi. Bir başkası “Bu konu muhataralı, kaç yıldır, kendi aralarında tartışıyorlar ama bir sonuca ulaşamadılar. Eşek arısı yuvasına çomak sokmayalım” diye itiraz etti. Bu konu askıda kaldı.]
Sıcak yemekler: Magarına bulli, dolma (dolmades), köfte (keftedes), kologas (kologasi), imambayıldı (imambayildi), bitta badadez, pirzola (prizola), molohiya, mucendra, yahni fasulya, bezelye (bizelya – etli), güveç (guveci), barbun balığı (barbuni – gavrılmış), lagos (ızgara), pilav (pilavi). [Gleftigo= Hırsız kebabı üzerinde tartışıldı ama ortak bir karara varılamadı.]
Tatlılar: Baklava (baklavas), kadeyif (kadeyifi), şamişi, lokma (lokmades).
Meyveler: Banana, kiraz (kerazi), karpuz (karpuzi). [Yunancası iyi olan personelden biri, karpuza itiraz etti. Yunanistan’da buna “karpuzi” derler ama Kıbrıslılar “battiha” derler. Bir başkası kalmasında ısrar etti çünkü hanımlar kilo sorunu nedeniyle tatlı yemeyebilirler. Bu nedenle “karpuzi” adı ile karpuz da menüye eklenmiş oldu.]
İçkilerde sorun yoktu: Yemekten önce viski, cin, votka; yemekten sonra da likör (liker) ve konyak. Ancak yemekte içilecek şarapta sorun çıktı. Masa etrafındakiler “ne yapacağız?” diye istihareye yattılar. Ve en nihayet biri “Evreka” diye bağırdı, “kumandarga.”
Kapanışta elbette ki Kıbrıs kahvesi.
Ohh be! Ne zormuş şu yemek işi.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil