08 Aralık 2016

“Yemek bişirinca bana daha çok severim gendini”

“Yemek bişirinca bana daha çok severim gendini”
Haber İçi Üst

 

Bu hafta gazete sayfalarımızı güzel yaşam hikayeleriyle süsleyen Amber-Mustafa Özsev çiftinin evlerine konuk olduk. Cihangir’de ikamet eden çiftimiz tüm sevecenlikleriyle ve içtenlikleriyle programın başından sonuna kadar bizlere keyifli dakikalar yaşattılar. Sevinçleriyle, hüzünleriyle 54 yıl aynı yastıkta geçen bir ömrü paylaştılar bizimle nenemiz ve dedemiz. Onlara bir yastıkta nice yıllar diliyor, mübarek ellerinden öpüyoruz.

Ali Atamer: Sevgili Özsev çifti bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

A.Ö.: Ben Amber Özsev. 1939 Abohor (Cihangir) doğumluyum.
M.Ö.: 1936’da bu köyde doğdum. İlkokul mezunuyum. 5 gız gardaşım var bir da oğlan ben.

Ali Atamer: O zamanların yaşam koşulları hep kötü ve olumsuz geçer diye anlatır eskiler. Gönendere’de geçen yaşantınızı anlatır mısınız?

A.Ö.: Köydeki evler kerpiçtendi. 4 gardaş iki da annem babam 6 kişi bir evde yaşardık. Ateşte bişerdi yemek. Toprak fırında yapardık ekmeği. Çalıynan, hayvan gübresiynan gızdırırdık fırınları. Şimdiki gibi ne arardı oğlum mutfakmış da banyoymuş. Eskiden daşın üstüne oturur yıkanırdık. Gızlarınan pılaka oyunu oynardık. Goççaylı salıncak gurar şarkılar söylerdik. Haftada 7 gün okul giderdik. Saat 4’e gadar okul vardı. Cumartesi bankamız vardı. Lefkoşa’ya gider ödenirdik. Cuma günleri da camiye götürürlerdi bizi.
M.Ö.: Ben da 14 yaşından beridir çalışırım. Okula 7 yaşında başladık 6 sene okuduk. İngilizce de okuttular bize. Zembilin içine gorduk ekmeklerimizi de akşamüstüne gadar onun içinden yerdik. Okullar böyleydi eskiden. Babamız çok fakirdi diye yüksek okula gidemedim. Daha sonraları İngiliz polisi yazıldık. 40 Kıbrıs lirası alırdık İngiliz devrinde.

Ali Atamer: Kahve sohbetinde de söylediğiniz gibi tanışmanız ilkokula giderken başladı herhalde.

M.Ö.: Sayılır. Aslında analar anlaştı ve bizi bu duruma getirdiler.
A.Ö.: Bize sormadılar ki. Danışmadılar bize. Bir gün Gaynanam guzu bekler, annem da zeytin toplamaya gitmiş. Rast gele buluştular gonuştular bağladılar bizim işi. İki ihtiyar anlaştılar oraşta. Ben 17, Mustafa Bey de 29 yaşındaydı.
M.Ö.: Kız istendikten sonra benim haberim oldu. Bizim sözümüz geçmezdi. Şimdiki gibi değildi şartlar. Ama haber gelinca sevindim ki Amber Hanım’a vardık.
A.Ö.: Mustafa dayının ayağını bağladılardı deyzeciğim. Varmada açılır ora bura deliganlı çocuk. Erkenden evlendirdiler beniminan.
M.Ö.: İyi olan insan kısmetini bulur. Annem uyanık gadındı. O halleti bize işimizi.

Ali Atamer: Birbirinize olan sevginin başladığını nasıl anladınız?

M.Ö.: Alıştırdıydım gendini. Ben ona her şeyi öğretirdim. Sorardım gendine “beni ister min” diye o da derdi “seni istemezsam seninle birlikte olmam.”
A.Ö.: İmkan var mıydı istemem deyesin. Ama annem dedi bana ay anam fakırdırlar bu aile ama çok yavaşdırlar verecem seni bunlara dedi. Artık sevdiydik bağlandıydık birbirimize ayrılma yoktu. Saçları siyahtı güzeldi gendine bakardı yani.

Ali Atamer: Amber teyzeciğim anlatılmayan yanlarıyla dilersen senden dinleyelim nikah faslını.

A.Ö.: Foto ışıkta çektik nikahlılık resmini. Görümceminan beraber diktim gelinliğimi. 1958’de gıydık nikahı.
M.Ö.: Bizim başımızdan nişanda, nikahda, düğünda geçti.
M.Ö.: İki tarafın ailesi toplanır. Köyün ileri gelenleri gelir yüzükleri takar nikahın gıyılırdı. 3 kere de sorarlardı gabul edermin diye.
A.Ö.: Yeşil rengli tül gelinlik geydim. 1 senede nikahlı galdık.
M.Ö.: Nikah olduk artık kimseden korkmazdık. Rahat ettik.
A.Ö.: Zaman içinde birbirimizi tanıdık. Ama gene da çekinirdik.

Ali Atamer: Nişanlılık-nikahlılık evresinde neler yaşandı?

A.Ö.: Nikahlıykana isterdik gezmeye gidelim ama bırakmazlardı bazıları. Deden da zorunan bindirirdi beni bisiklete giderdik Balıkesir’e gatmer yemeye.
M.Ö.: Eskiden garı-goca ayrılma diye bişey yoktu. Görmesek, küssek bile şimdikiler gibi bırakıp gitme yoktu. 1 sene böyle eziyet çektik.
A.Ö.: O gadar bir yasak vardı ki bizim adam guyu gazarkan ben da alttan uzun gara çorap geymek zorundaydım. Neden diye sorarsan var mada alttan bakarda görür. Halbuki gocamdı ama adetler öyleydi.
M.Ö.: Okulun yanında ve değirmenlikte Rum’un sineması vardı. Son artık nişanlılık dönemlerinde atlardık bisiklete giderdik. Evleri bitirmeye yakın artık Amber hanımla da yakınlaşmaya başladıydık zaten.
A.Ö.: Biraz zaman istedik birbirimize alışalım.
M.Ö.: İki tarafta da hep engel olanlar vardı sevgimize. Ama biz bunları yendik.

Ali Atamer: Eski düğünler.

A.Ö.: Bizim düğün pazar başladı 2 saat sürdü. O gün da 20 tane düğün vardı bu bölgede.
M.Ö.: Sadece 4 tane bizim köyde düğün oldu. Davullar zurnalar çalardı. Mehmet ağa diye biri vardı oydu çalan.
A.Ö.: Eskiden erkeği camiye götürürler, galabalık halkınan namaz gılınır ve ilahilerinan, mumlarınan iki kişi eşliğinde güveyiyi goltuklarından tutarlar gelinin evine getirirlerdi.
M.Ö.: Oğlanın ve gızın babası damat’a ne vereceklersa verirlerdi orda. Ondan sonra açarlar kapıyı güveyi açıkgöz olsun diye arkasına vururlardı. 
A.Ö: Rahmetli Cemaliye Hanım geldi gelin etti beni. İskemleler sıralanırdı ve gelin güveyi tebrik gabul ederdi. Zeytinliler, hellimliler çörekler ağırlanırdı. Biz gelenek görenekleri pek yapamadık. Ama eskiden kına geceleri hama dönmeleri yapılırdı Memedaliler çarlardı. Karşılamalar, zeybekler. Gelin guşatması vardı. Biz pastiş da yaptık yemekler da. Dolamlar köfteler guru kebaplar en fazla çörek yapardık. Düğün 2 -4 arası yaptık. Öğlen oldu. Bendo’yu ortaya Liraları da kenara Dakarlardı. Mustafa dayınızda “ful” dakdıydı bana.

Ali Atamer: Mustafa dayıcığım istersen savaş yıllarına bir geçiş yapalım. Amber teyzemi günlerce perişan eden bir hadise olmuş. Bunu senden dinleyebilir miyiz?

A.Ö.: Çok kötü günler geçirdik.
M.Ö.: 74 den sonra bazı şeyleri başarmaya başladık. Ama öncesi hep eziyet idi bizim için. 58’ler 63’ler 74’ler hep zorlukla geçti. 12 sene mücahitlik yaptım. 5 sene de teşkilatta bulundum. Hep ovalarda yatırdık. Gece gündüz amber teyzeciğiniz getirirdi yem yeyceğimizi. Hep ailemin akıbetini düşünür gayle çekerdim. 1974’te bir gün mevziden endim köye geldim baktım hanım evde yalnız. Meğerlim bütün köy gaçtı başka yerlere nenen da evde ekmek yapar beni bekler. Dedim gendine koy 3-5 tane ekmek da gideyim tekrar nöbetime. Yetiştiremedik te gidelim Rum tuttu bizi mermi mermi deli etti. Ondan gaçtık Yenice köye mağaralarda urubalarınan yattık yerlerde, ovalarda. Sabah Rum’a esir düştüm. Dipcikle arkama da vurdular. Köyde topladılar bizi 15-20 kişi sıraladılar bizi vuracaklar diye. Rum komutanın hakaretlerini çektik bütün gün. Neysa ondan sonra Yenice köye götürdüler bizi. Ben orda kafaya koydum gaçacam ve arkadaşlara da söyledim bunu. Ve nitekim gaçtık gittik 27 gün zeytinlerin ovaların içinde galdık.
A.Ö.: Hayat mücadelemiz acı ve zordu. Evliliğimizi yaşayamadık ki.

Ali Atamer: Sohbetimizin sonlarına gelirken, Mustafa dayımla başınızdan geçen kıskançlık hikayeleriniz varsa bizimle paylaşır mısınız?

A.Ö.: Çok kıskançtı beni hiç düğünlere goymadı yalnız başıma gideyim. Eskiden kıskanırdı.
M.Ö.: Herhalde bir damarımız var.
A.Ö.: Ama özel günlerde her şeyi alır. Memnunum. Hala daha sever beni bakma sen. Ben da ona alırım. Onun parası benim, benim param onun. Ayrı gayrı yok. Beraber yerik beraber yatarık hala daha. Biraz fazla konuşur ama yavaş halini severim. Allah herkese nasip etsin cümlemize böyle yaşam.
M.Ö.: Yemek bişirinca bana daha çok severim gendini.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil