22.02.2012 - 01:09
Okunma (161)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında : Yazar

Ticaret Odası ne demek istedi


Ticaret Odası’nın konunun uzmanlarına hazırlattığı “Kayıt Dışılıkla Mücadele Raporu” kamuoyuna duyuruldu.

Toplumsal sorunlarımızın başında gelen bu konuda, sorunun bacaklarından biri olan iş adamlarının konuya eğilmesi doğru bir yaklaşım. Raporda, devletin bu konuda bir stratejik planının olmadığı da doğru bir tespit.

Raporun ana fikrini oluşturan şöyle bir ifade var:

“... Kayıt dışılıkla mücadele bütünlüklü bir şekilde yapılmadığı zaman, daha fazla adaletsizlik ortaya çıkmakta, haksız rekabet unsurları çoğalmakta ve sarsılan adalet duygusu nedeni ile kayıt altında iş yapan işletme sahipleri kayıt dışılığa yönelmek için yeni baskılarla karşılaşmaktadırlar ...”

Yani, doğru dürüst denetim yapılmadığında, kayıtlı işçi çalıştıran, enayi yerine konuluyor, haksız rekabet ortamı doğuyor, böylece o da kayıt dışına yöneliyor.

Sorunun can alıcı noktası da burada zaten.

Ticaret Odası’nın bu tespiti bu kadar açık bir şekilde ortaya koymuş olması büyük bir başarıdır. Nitekim, kendi iş çevrelerinde bu durumun yaşandığını onlar da biliyorlar.

Devletin hantallığı, hükümetin plansız, programsızlığı, hiçbir konuda strateji çalışması olmadığı ortada. Kaçak affı çıktı. Süresi de bitti. Oysa sürenin bittiği gün, kaçak çalıştıranlara yönelik yaptırımlar da yürürlüğe girecekti. Çalışma Bakanı böyle açıklamıştı. Bırakın denetimi, kaçak çalıştıranlarla ilgili yasa çıkmadı bile.

İşte bu noktada iş çevrelerine, en az rapor hazırlamak kadar önemli bir başka görev daha düşüyor, kendi otokontrol mekanizmalarını oluşturmak. Buna bir anlamda denetim de diyebilirsiniz. Mademki kaçak çalıştıran haksız rekabete sebep oluyor, bundan yasalara uyan iş çevreleri zarar görüyor, o zaman buna en başta “dur” diyen, yine iş adamlarının kendi örgütleri olmalı. Ticaret Odası, Sanayi Odası, Esnaf Odaları, Müteahhitler Birliği gibi.

Yine bu örgütler, raporda da belirtilen ve aciliyeti olan yasaları hükümetin önüne koymalı.

Yoksa bunca emek, hepsi boşa gidecek.

*****

Sendikalar kendilerini sorgulamalı

Son yıllarda sendikalarımızın hayata geçirdiği birçok eylem, ne yazık ki fiyaskoyla sonuçlandı. Bunu yazmaktan mutluluk duymuyorum ancak ne yazık ki gerçek bu. Bu sonuçların tek sorumlusu hiç kuşkusuz, olur olmaz sebeplerden, uzlaşı yerine, eylem koymayı tercih eden sendikacılarımız...

Geçmişte meydanlara toplanan on binlere rağmen, toplumsal başkaldırıyı günlük politika ve kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen sendikacılara halk, hem güvenini hem de inancını yitirdi. Toplumsal sorunları kendi sorunları ile karıştıran ve olası bir toplumsal başkaldırının önünü tıkayan bu düşünce artık, kendi öz eleştirisini yapıp nerede hata yaptığını bulmak zorundadır. Aynı sendikalar, bugün ülkeyi haraç mezat satmakla suçladıkları UBP’nin, verdiği boş vaatlere inanıp iktidara gelmesine katkı koymadılar mı? Sırf isteklerini yerine getirmediği gerekçesiyle, CTP’yi “dövmek” için UBP’ye koltuk değneği olduklarını ne çabuk unuttular...

Ve sendikal hareket bugün artık duvara toslamış durumda. Yaptıkları son eylemleri bir hatırlayınız. Her eylem öncesi, en az 20-30 sendikanın desteklediğini açıkladığı bu eylemlere katılımı hatırlayınız. Meydana biriken kalabalığın sayısının, destek verdiğini açıklayan sendikaların sayısından az olduğunu göreceksiniz. Bırakın halkı bir yana, kendi üyelerinin bile desteklemediği eylemler konuyor son zamanlarda. Üç beş kişi kendi egolarını tatmin için adeta “mastürbasyon” yapıyor halkın ve üyesinin ensesinden...

Günümüzde sendikalar ne yazık ki, sadece toplu sözleşme yapan, siyasi menfaat kapısı olarak görülen yerlere dönüştürüldü. El-Sen ve Tel-Sen grevlerini hatırlayın. Ve son olarak KTOEÖS’ün haklı bir “ilahiyat eylemini” nasıl “çadır tiyatrosuna” dönüştürdüğünü. Ve hatırlayın, eylemin vatandaşı cezalandırmak için değil, hak aramak için yapıldığının en güzel örneğini veren BES eylemini...

Unutmayınız ki hiçbir eylem, halk desteği olmadan başarıya ulaşamaz. Ama ne yazık ki sizler bu halk desteğini yaptığınız hatalarla kaybettiniz. Meydanlara topladığınız on binleri, kendi çıkarlarınıza alet ettiniz. Bu nedenledir ki, koyduğunuz hiçbir haklı grev veya eylem halkın desteğini alamıyor. “Sonuç alıncaya kadar” dediğiniz her eylem daha ilk günden fiyaskoyla sonlanıyorsa, sorunu başkalarında değil kendinizde aramalısınız...

 

 

Yerin Kulağı Var

UZUN SÜRELİ İZİN!: Geçen gün de yazmıştık, UBP Cemal başkanı gözden çıkardı diye. UBP’ye transferi büyük olay olan, ancak konuşma ve davranışlarıyla kısa süre sonra tepki toplayan Cemal başkan son grevlerden sonra UBP için “kurtulunması gereken” kişi oldu. Baksanıza en büyük destekçisi Başbakan Küçük bile artık, “Gerekirse Cemal Bulutoğluları’ndan uzun süreli izne çıkmasını talep edeceğiz” deme noktasına geldi.

SAYIŞTAY SORUŞTURMA BAŞLATIYOR: Sayıştay’ın, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin son borçlanma kararlarının altında imzası bulunan 11 UBP, bir de DP Meclis Üyesi hakkında soruşturma başlattığı iddia ediliyor. 70 milyonun üzerinde borcu olduğu iddia edilen Lefkoşa Belediyesi’nin, maaş ödeyebilmek için borçlanmasının, Sayıştay soruşturmasının başlıca nedeni olduğu da gelen iddialar arasında...

BELEDİYE ARTIK HÜKÜMET SORUNUDUR: Nihayet... Lefkoşa Belediyesi 2 yıldan fazla bir süredir tam bir çıkmazdayken, kılını kıpırdatmayan hükümet, sonunda sorunu üstlendi. Her ne kadar açıklama Başbakan tarafından yapılmasa da, BES Başkanı, bu sözleri onun ağzından aktarıyor. Bu dibe vurmuş durum, yeniden yapılanma için fırsat olabilir. Aman dikkat, yine günübirlik yöntemlere başvurulup, belediyenin de Lefkoşa’nın da geleceği karartılmasın.

BİR YILDA NE DEĞİŞTİ: Başbakan Küçük geçen yılın şubat ayında yaptığı bir açıklamada, reel sektörün desteklenmesi için de kaynak yaratıldığını, bunun piyasaya yansımasının 300- 400 milyon TL’lik yeni bir kaynak olacağını söylemişti. Detay da vermişti, “12 milyon TL tarım sektörüne, 27 milyon TL sanayi sektörüne, 30 milyon TL turizm sektörüne, 18 milyon TL yükseköğrenim sektörüne ve 13 milyon TL de kırsal kalkınmaya.” Başbakan ayrıca, Ankara kaynaklı yatırımlar için açılan ihalelere yerli yatırımcıların, müteahhitlerin de katılmasının sağlanması yönünde mutabakata da varıldığını da açıklamıştı. Benden hatırlatması, reel sektör temsilcileri vaatle, uygulamaları karşılaştırsın, açıklamasını yapsın.

YASA TAMAM YA BUNDAN SONRA: Uzun süredir tartışılan ve ilk hali Cumhurbaşkanlığı’ndan geri dönen Faiz Yasası nihayet oy çokluğuyla onaylandı. Binlerce faiz mağdurunu sevindiren yasa ile ilgili olarak, bundan sonra uygulamadaki sorunları tartışacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. İnşallah bu yasa her iki tarafın da hayrına olur diyoruz...

BİRAZ SUS CEMAL BAŞKAN: Başkan Cemal Bulutoğluları, greve katılan personelden maaş kesintisi yapacağını, duyarlılık gösterilmemesi halinde işten çıkarmaların da olabileceğini açıklayarak, sendikanın tavrının sürmesi durumunda gerekli önlemleri de ivedilikle alacağını duyurmuş. İyi de olayların bu boyuta gelmesinin tek sebebi sendika mı sayın başkan? Tehdit etmek yerine susup uzlaşma yolunu arasanız, hem siz hem de Lefkoşalılar kazanacak...

EFELERE BAK: Önceki akşam geç saatlere kadar süren Meclis oturumunda sinirler de oldukça gerildi. Başbakan İrsen Küçük ile TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı arasında “kabadayı” tartışması yaşandı. Başbakan Küçük, Çakıcı’yı Meclis’te kabadayı gibi davranmakla suçladı, “Kabadayılık isteniyorsa biz sizden daha kabadayı oluruz” diyerek adeta “hodri meydan” çekti. Küçük ve Çakıcı, ikisi de “ağır sıklet” kabadayısı olmaya aday. Seviyeye bakar mısınız?..      

Zirvedekiler

KTTO: Kayıt dışılık konusundaki hem tutarlı hem bilimsel raporları kutlanmaya değer. Aynı cesareti, otokontrol mekanizmasını çalıştırarak da göstermeliler.

“Şu Bizim Kıbrıs”: Eski bakanlardan gazeteci yazar merhum İsmet Kotak’ın, Kıbrıs Türklerinin varoluş  mücadelesinde önemli bir dönemi bizzat kaleme aldığı notları ile tarihsel dokümanlar şeklinde yansıtan kitabı, doğum gününe denk gelen 23 Şubat Perşembe günü okuyucuyla buluşuyor. Kıbrıs mücadele tarihinin önemli isimlerinden olan merhum Kotak’ın kitabı, yakın geçmişimizle ilgili önemli bir kaynak olacak...

Genç TV: Birinci Medya Grubu adıyla, 14 yıldır medyamızın beğenilen yüzü olan Kıbrıs Genç TV, sonunda yeni binasına taşındı. Yıllardır hayalini kurduğu yeni TV binasına kavuşan Ertan Birinci ve tüm Genç TV ekibini canı gönülden kutlarız...

Diptekiler

Yapan da devlet, şikayet eden de: Turizm Bakanlığı, Güngör bölgesinde taş ocaklarını “kirlilik bakımından” denetlemiş. Ya doğaya verdikleri zarar. Beşparmaklar’a adını veren dağın önündeki tepenin yarısı yok oldu. Geçtiğimiz günlerde fotoğrafını yayımlamıştık. İşin korkunç tarafı ne biliyor musunuz, bu taş ocağının girişindeki tabelada “Karayolları Taşocağı İşletmesi” yazıyor.

Acun Ilıcalı: “O Ses Türkiye” Yarışması’nda SMS’lerde yaptığı entrika ile Kıbrıslı sanatçı İbrahim Şevki’nin birinciliğini engellediği iddia ediliyor. Özellikle “Kıbrıslı” bir sanatçının “O Ses TÜRKİYE” olmasını hazmedemedi herhalde Acun Bey. Gece boyunca gönderilen SMS’leri bir anda sıfırlamasının başka izahı olabilir mi sizce?..

Hrisostomos: Papazın derdi, Apostolos Andreas Manastırı’nın tamiri değil. Dini siyasete alet etmek, o kadar. İzin verilmese de, gidip, restorasyonu yapacakmış... Konunun iki toplumlu bir komitenin gündemine alınması ile birlikte yaptığı bu çıkış, başka türlü izah edilemez. Nitekim Rum basını da aynen böyle değerlendirdi. Anladığı dilden konuşalım: Molon Lave...

 

 

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı