22.02.2012 - 00:58
Okunma (328)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında :

Kayıt dışı ekonomi


Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kayıt dışı ekonomi ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. Bu toplantıda, Göksel Saydam, Aziz Gürpınar, Zeren Mungan ve Mustafa Besim sunumlar yaparak, kayıt dışılığın farklı yönleri hakkında bilgiler verdiler. Bu toplantının ilginç yanı, işverenleri temsil eden Ticaret Odası’nın, genellikle işverenlerin yarattığı bu sorunu ele almasıdır. Çünkü kayıt dışılık, genellikle hükümetlerin dile getirdiği, işverenlerin de göz ardı etmeye çalıştığı bir sorundur. Anladığım kadarıyla Ticaret Odası’nın bunu gündeme getirmek zorunda kalmasının en temel sebebi, kayıt dışılığın artık işverenleri de tehdit eder hale gelmesidir. Bu tehdit, kayıt dışılığın yaratmış olduğu haksız rekabetten kaynaklanmaktadır. Konuşmacılar buna özellikle vurgu yaptılar. Ayrıca sık sık yapılan vergi aflarının, ne de olsa af çıkacak gibi bir düşünceye yol açtığı için, alınan tedbirlerin yetersiz kalmasına yol açtığına da dikkat çekilmiştir.

Kayıt dışılıkla ilgili değinilen önemli sorunlardan birisi de kaçak iş gücüydü. Kaçak iş gücünün, haksız rekabetle birlikte devletin sosyal yükünü arttırdığı belirtilerek, buna da getirilen afların, bu sorunun da çözümünü engellediğine vurgu yapılmıştır. Bu aflar, adeta eskisi gitsin de yenisi gelsin gibi bir anlayışın oluşmasına yol açmıştır. Özellikle kaçak iş gücüne siyasi, ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı göz yumulduğunu düşünüyorum. Ancak, Türkiye’de 01.07.2012 tarihinden itibaren 16 yaşından büyükler için brüt asgari ücretin 940,50 lira, net asgari ücretin ise 739,80 lira olarak belirlenmesi, Türkiye’de ucuz işçi artışını azalttığından, kaçak iş gücünün profili değişmeye başlamıştır. İleriki yıllarda, Türkiye dışından gelen ucuz iş gücü, farklı sosyal ve siyasi sorunların tartışılmasına yol açacaktır.

Konuşmalarda denetlemelerin ve vergilerin tahsilinde partizancılığın yapıldığına da değinilerek, haksız rekabetin önemli nedenlerinden birisinin siyasi ahlak sorunu olduğu belirtildi. Ayrıca siyasetin yolsuzluk ve usulsüzlüklerle mücadelede başarısız olduğuna dikkat çekilerek, alınması gereken tedbirlere değinildi.

Yolsuzluk, son yıllarda dünyanın gündemini işgal eden en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Avrupa Konseyi ile Birleşmiş Milletler’de yolsuzlukla ilgili olarak yapılan çalışmalarda, bu tür suçların basit bir rüşvet veya haksız menfaat temin etmek olarak değerlendirilemeyeceği; aksine demokratik rejimleri tehdit eden, gelir dağılımını bozan hatta ekonomik düzeni kökünden sarsan etkileri olduğuna dikkat çekilmiştir. Ayrıca yolsuzluk, kara para, rüşvet ve kaçakçılık gibi her türlü yasa dışı yollardan elde edilen gelirler bir ülkede kayıt dışı ekonomi kanalıyla yasal sisteme aktarılarak çeşitli yöntemlerle aklanarak ekonomik ve siyasal sistem üzerinde yozlaşma ile gelir dağılımında bozukluğa neden olduğu bilinmektedir. Bu yüzden kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilirken yolsuzlukla mücadele için de gerekli tedbirlerin alınması zorunludur. İşverenleri temsil eden Ticaret Odası’nın temsilcileri, bu tedbirlerin başarıya ulaşması için bütüncül bir yaklaşımın gerektiğini dikkate çekerek, kendi üzerlerine düşeni yapmak konusunda hazır oldukları ortaya koydular. Şimdi ise adım atma sırası siyasete düşmektedir.

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı