Yazar hakkında :
Yönetme yetkisi ellerinden alınmalı
El-Sen Başkanı Tuluy Kalyoncu “Hükümet Elektrik Kurumu’ndan elini çekmeli ve kurum özerkleştirilmelidir” dedi.
Geçmişte böylesi açıklamalara mesafeli yaklaşırdım.
Politikacıların partizanlık uğruna kurumları veya devletin kendisini dejenere ettikleri gerçeğini teslim ederdim fakat sonuçta yönetme erkinin ve görevinin politikacıda olduğunu düşünürdüm.
“Politikacıyı seçen halktır. Halk oy kullanarak kendi iradesini ve yönetme yetkisini politikacıya devreder. Politikacı da bunun sorumluluğunu taşımalıdır. Yapamadığında da sonuçlarına katlanmalıdır.”
Yaklaşık böyleydi düşüncelerim.
Kötü örnekler olsa da Elektrik Kurumu’nda yapılan iyi işler nedeniyle de bu düşüncemde haklı olduğuma inanırdım.
Şimdi bu inancımdan tamamen vazgeçtim.
El-Sen Başkanı Tuluy Kalyocu tamamıyla haklıdır.
Politikacılar, hemen ve derhal Elektrik Kurumu’ndan ellerini çekmelidir.
Daha da ötesi, Elektrik Kurumu bağımsız bir ombudsmana devredilmeli ve yönetimi de bu bağımsız kurum üzerinden yapılmalıdır.
Elektrik Kurumu’nda son bir aydır yaşananlar bu düşüncemin kesinleşmesine yol açtı.
Bu noktada hemen belirtmeliyim ki sadece politikacılar değil, kurumun bazı yöneticilerinin tavırları da düşüncelerimi değiştirmeme neden oldu.
Batmış ve personel maaşlarını ödemekten aciz kuruma kızını-oğlunu-yedi sülalesini işe sokmak için mesai yapanlardan tutun da ihale-aşım-satım oyunlarında dans edenlere kadar politikacılar kadar kurum yöneticileri de suçludur.
Politikacıların yaptıkları artık affedilmez-tolere edilmez-katlanılmaz boyuttadır.
Elektrik Kurumu’nun en önemli sorunlarından biri personel fazlalığıdır.
Hükümet bu personel fazlalığı ile ilgilenip, belki de bir kısım personeli devletin başka birimlerine kaydırıp kurumu rahatlatacağına, hükümet partisinin genel sekreteri kendisinin tamamen partizanca oluşturduğu işe alım listesini kuruma dayatmakta, olmayınca da Meclis’i boykot edip, Meclis çalışmalarını kilitlemeyi marifet saymaktadır.
Burada damdurmayıp, işe alınmayanları ve onların hamisi örgüt başkanlarını kışkırtıp parti içi huzursuzluk yaratabilmektedir.
Şimdi sorulması gereken soru şudur;
Bu zihniyetle mi Elektrik Kurumu düze çıkarılacak?
Elektrik Kurumu’nu adeta batırmaya azmedenlerle mi Elektrik Kurumu kurtulacak?
***
Halkın onayını almak bir ülkede yöneticilik yapmak için tek gerekli şart değildir.
Olmazsa olmazdır ama daha başka şartlar da vardır.
Bir kere yönetici ehliyetine sahip olmak gerekir.
Bu ehliyet halkın verdiği yetkiyi halkın çıkarlarına göre kullanmaktır.
Bir de ülkeyi batırmak değil daha da ileriye götürmek şartı vardır.
Tüm bunlar şimdiki yöneticilerin bazılarında tümüyle yoktur.
Ülkeyi layıkı ile yönetme ehliyetine sahip değildirler.
Halkın çıkarlarını değil ( Elektrik Kurumu örneğinde halkın düzenli-kaliteli-ucuz elektrik alması) kendi partizan çıkarları için çalışmaktadırlar.
Ve Elektrik Kurumu’nu batırma pahasına kendi partizan çıkarlarını gözetmektedirler.
İşte bunun için de yönetme yetkisi ellerinden alınmalı ve bağımsız bir denetçi kurumuna, ombudsman örneği bir yapıya verilmelidir.
Yoksa yapılanların bedeli hepimiz için çok ağır olacaktır.
Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.

Güncel Köşe Yazıları
- Her görüş değerlidir...
- Dünyanın en iyi restoranları
- Ekonomik kriz ve Kıbrıs sorunu!
- UBP muhtırası!!!
- Kabineyi “Kartal yaptı” ve gitti
- Bizi tahrik ediyorlar...
- DEVRALMA ZAMANI
- CTP’liler devre dışı kalmamalı… Tarihi hatadır
- UBP içerisinde bu yıkıma dur diyebilecek yürek olm..
- İrsen Küçük aralık ayını bekliyor...
- Atilâ’nın Defteralı isyanı
- 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı...
- BES ve öfke kontrolü
- Ankara neden versin ki?
Yorumlanan Yazılar
Be Gavole
24.05.2012 - 10:46
“ANKARA VERMEYE MECBURDUR…”
m.zeki
24.05.2012 - 07:22
Ankara neden versin ki?
durmuş adsız
23.05.2012 - 07:40
Esen rüzgar etrafı toparlar mı?
M.ZEKI
22.05.2012 - 08:45
Ülkenin ihtiyacı nedir?
Be Gavole
21.05.2012 - 08:52
1958 Lefke Olayları














