19.02.2012 - 03:12
Okunma (139)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında :

Uyuşturucu kullanmanın tadı kalmadı

Uyuşturucular ruha meydan okur. (Jim Morrisson)

Hemen haykırmayın! Günümüzde “toplum” tarafından çok negatif bir olay olarak algılanmasına rağmen, inanılmaz bir yükseliş var uyuşturucu kullanımında. Avrupa artık dünyanın en büyük uyuşturucu pazarı oldu. Ve eskisi gibi “klasik” uyuşturuculardan bahsetmiyoruz. Yani kokain, kenevir (marijuana) ve heroin, bunlar eskide kaldı. Artık, kimyasal maddeler çoğunlukta. Ve isimleri ile insanları önceden sarhoş ediyorlar. “Chasin the dragon”un (ejderahı kovalamak) sosyolojik açıdan o uyuşturucunun etkisinin %90 kadar olabiliyorum. Parayı hazırlamak, doğru adamı bulmak, gizli bir ortamda malları alıp vermek, polisten gizli bir şekilde bu işleri başarmak. Aklımızdaki, filmlerden veya çevrelerimizden gördüklerimiz bunlar. Ama dediğim gibi, bu fotoğraf değişti. Artık, MDMA, Ekstazi, Metadon, GHB, Kachacha ve yüzlerce şekilde yeni ürünler. Ayrıca, yasal haplarımız da var. Amerika’da çocuklara bile verilen haplar var. 2 yaşından itibaren verilen, hiperaktifliğe karşı olduğunu iddia eden anne babalar çocuklarını hızlı bir şekilde bu dünyanın içine sokuyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ve özellikle Amerika’dan dünyaya yayılan liberal ekonomi ile birlikte, bazı modeller yayıldı. Sporcu ve şirket patronu gibi kişiler sembol haline dönüştü ve kendileri ile hayat şartları getirdiler, rekabet ve başarı gibi. Hatta şu an okuduğunuzda size büyük ihtimalde basit gelir, bu değerlerin iyi bir şekilde karşıladığımızı hatırlatmak. Ama hep öyle değildi. Ve vahşi kapitalist çevrelerde (yani bir çok ülkede), hep daha iyi, hep daha verimli olmak için artık doping yapar gibi insanlar kendilerini hayatta tutmaya çalışıyorlar. Vitaminler, depresyona karşı haplar, guaranalı içecekler vs. alıp, boş vakit bulunca hemen kendilerini en hızlı ve en verimli şekilde dağıtmaya çalışıyorlar. Paradoksal bir durumdur.

Viagra hakkında ne demeli? Post-modern erkeğinin koltuk değneği yüksek bir bağımlılık yaratıyor ve inanılmaz bir pazar yaratıyor ve besliyor. Hollanda’ya gidenler bilir, Coffee Shop diye bir kavram vardır. Yani bizim filmlerde gördüğümüz esrar (kenevir) tiryakilerden çok ama çok uzakta olan bir manzara görmek mümkün orada, bir kahvehanede sigara içen insanlar var. Sigara tabi “dolu”, “cigara”, yani uyuşturuculu sigaralar. Ama tütünsüz, çünkü tütün içmek yasak. Bizi bu düşünceye götürsün bu olay: Üstünde küçük miktar bir tür uyuşturucu ile bulunan insanlar hemen hapse atılmasın. Neler neler dönüyor bu dünyada, kimler milletin önünde onlara iyilik yapmaya çalışır gibi gösterip, arkasından dolaplar çeviriyor. Altın dolusu dolaplar tabii bunlar: Yük ağır, millete kakalıyor taşıma işini. Neyse. Artık kendimizi kandırmayı kesmeye başlayalım ve uyuşturucu kullanımının nedenini esas anlamına döndürelim: Kendimizi bulmaya, mistik yolculuklar yapmaya yönelik bir kullanımı savunmak, doktor al dedi aldım demekten daha sağlıklı birçok anlamda. Artık kendi bünyemizle barışık olalım. Öyle ya da şöyle, insanlar kaçmaya çalışıyorlar. Bu kaçış yollarının polis ve mafya ile mi olsun, yoksa rahat ve düşündürücü mü olsun? Ama en önemlisi, kendimize bir bakalım. Neleri iyi yapıyoruz, neleri abartıyoruz, neleri denemeliyiz. İşimizde iyi olup, özel hayatımızda eğlenceye mesafeli davranmayı öğrenmeliyiz. Bu lafın üstüne, hadi çıkartın şırıngaları :)

 

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı