17.02.2012 - 00:32
Okunma (94)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında : Spor Yazarı

24’e 34 takası işi bitirdi

 

Futbol kulüpleri içerisinde hiç tartışmadan diyebilirim ki en kolay dağılıp, en kolay toparlanabilen kulüp Gönyeli’dir.

Gönyeli’de Gönyelili olmamak büyük dezavantajdır. Ama Gönyeli için Gönyeliler istesin her şey avantaj olur. Bunun sıkıntısını kulübe en büyük başarıları yaşatan başkanlardan biri olan Bülent Yüksekbaş çok iyi yaşamıştır diye düşünüyorum. Neyse konum o değil.

Futbolcu sözleşmeleri kaldırıldıktan 1 yıl sonra Gönyeli’de dağılma süreci başlamıştır. Yavaş yavaş kadro zenginliğini kaybeden Gönyeli’de gelir getirici bir şey de olmaması kulübü bugünkü hallere getirdi. İskoçya’da Glasgov Rangers bile kayyuma devredilme hazırlığında. Teslim bayrağı çekildi yani…

Gereksiz harcamalar, zamanında düşünülmeden uygulanan politikalar, şahsen en çok sempati duyduğum kulüp olan Gönyeli’yi de batma noktasına getirmiştir.

Gönyeli’de başkan ve yönetim istifası, borçlar, başkan adayı çıkmaması, yeni yönetim oluşturulamaması çeşitli şeyleri ortaya çıkardı. Mesela benin çok yakından bildiğim insanlar var, “2 yıldır aidat bile vermiyorum” diyorlar. Toplayan da yok, isteyen de yok, veren de yok yani. Çok basit bir hesap; 5 üye, aylık 20 TL veriyor olsa, 24 ayda toplanacak para 2 bin 400 TL. Ha ne mi bu para? Hiçtir tabii ama bu paralar toplanmadığı için hesap soran olmadı, maça giden olmadı, kulübe karışan olmadı ve şimdi bu hallere gelindi.

Ben 5 üyeden hesap yaptım. Koca Gönyeli’de eğer üye aidatı toplanmıyorsa bu rakam bence 5 değil en az 500’dür. Değilse de bunun suçlusu kulübü yönetenlerdir. Bu kadar büyüyen Gönyeli’de 500 kişicik bile kulübe üye değilse suçlu yine yönetenlerdir. Sahi şu tombala geceleri ne oldu acaba?

Konuyu dağıtmak istemiyorum. Fotoğrafta görülüyor. Gönyeli’de akla gelen herkes masa başında. Gönyeli kabilesinden hemen herkes var sanırım. İki vekil var Meclis nedeniyle gelememiş. Neden yapıldı şimdi bu toplantı? Neden şimdi mesela? Yapılması gerekendir tabii bu ama şimdi neden? Ben “şimdi nedenindeyim” işin.

Gönyeli küme düşüyor, belki düşecek de ama şimdi kurtarmak mı önemli yoksa bu hallere düşmemesi mi önemli? Bence bu hallere düşmemesi daha önemliydi. Gönyeli gibi mazisi parlak başka kulüp kim deseniz, aklıma gelenler Çetinkaya, Doğan, Baf, Ocak, MTG, Yenicami gelir aklıma. Ve Gönyeli bunlardan biriydi…

Yazıktır, günahtır. Böyle camialar, kulüp yönetimleri, başkanlarının avuçlarına bırakılmamalı. Gönyeli’nin 24 yaşında bir genci ile bu ülkenin yıldız futbolcularından olan ancak 34 yaşına gelmiş, belki daha büyük bir tecrübenin transfer döneminde takas yapılmasına ne der o masada oturan büyüklerim merak ediyorum.

Yukarıda yazdım, en basit parçalanabilen, ancak en hızlı ve en kolay toparlanabilen bir camiadır bana göre Gönyeli. Ancak Gönyeli’nin işi 24 yaşındaki bir genç ile 34 yaşındaki bir yıldızın takas yoluyla yapılan transferinde bitmişti. Son nokta oydu yani…

 

 

*********

 

 

Bilen Bilmeyene Söylesin

 

KKTC’de spor yapmak, hatta futbol oynamak ve oynatmayız bazen bazıları çok mühim ve önemli, hatta büyük bir işmiş gibi zanneder. Özellikle futbol takımlarının devre arası kampı için Türkiye’ye gidip ciddi hazırlık geçirmeleri bunun bir örneğidir. Türkiye’deki bu kampları her zaman destekleyen biri olarak buralara gidip ülke şartlarının üzerinde çalışan takımlardan Yenicami, Kaymaklı, Çetinkaya, MTG, Doğan gibilerinin ikinci devre oynadıkları maçları göz önünde bulundurursak bu kamplardan ne gibi sonuç aldıklarını bilen bilmeyene söylesin.

 

Erdoğan Baybars abim geçtiğimiz hafta köşesinde ülkenin durumunu özetlercesine spor yazarlarının elçi ziyaretini örnek vermiş. Aslında “cup” da oturuyor. Doğru tespit. Ve bunu paylaşmak istedim. Bilen bilmeyene söylesin diye. Bakın Baybars ne yazmış: “Gazetelerimizin arka sayfalarında (spor sayfalarından bahsediyor) gazeteci yazarların elçiden para isteyişi fotoğraflarla sunulurken, ön sayfalarındaki diğer gazeteci yazarlar da o elçiye işimize karışma, elini yakamızdan çek, paranı istemiyoruz gibi yazılar yazıyor.” Bu bizim ülkemiz…

 

Türkiye Cumhuriyeti tarafından ülkemizde yaptırılacak olan 10 milyon TL değerindeki spor tesisleri için Gençlik ve Spor Bakanımız Kemal Dürüst ilginç bir değerlendirmede bulundu ve bu tesisler ile sporu yaşamının bir parçası olarak görebilen bir gençlik yaratma arzusunda olduklarını açıkladı. Yani Sayın Spor Bakanımıza göre bugüne kadar Kıbrıs Türk gençliği sporu yaşamın bir parçası olarak göremediğini ve bu tesisler olmadan gençlerin sporu yaşamın bir parçası olarak göremeyeceğini bilen bilmeyene söylesin.

 

 

 

*****

 

 

Mesajım var

 

Aytuğ Türkan, iş idi, spordu, masa tenisi idi, ev idi derken sonunda gözlerini sıfırlatmak için Türkiye’de bir tedavi görmüşsün ve operasyon da iyi geçmiş. Hayırlı uğurlu olsun da masa tenisine mahana edip mi oldu bu iş merak ettim.

 

Okan Dağlı, KKTC’de spor yazarı olamamaktan bahsedip veda yazısı yazdınız ancak bizim ülkede en basit iş spor yazarı olmaktır. Hatta zamanı gelince derneğe de üye olmaktır. Siz neden “Spor yazarı olamadım” dediniz anlamadım. Ne güzel de yazılar yazıyordunuz.

 

Cenker Kaya, başarınızı takdirle izliyoruz. Bir de hakem hataları nedeniyle sinirleriniz bozulmasa daha iyi olacak ama o konuda da elden bir şey gelmiyor.

 

Ahmet Küçük, Allah uzun ömür versin size de Tatlısu başta olmak üzere gençliğe hizmeti sürdüresiniz. Nice 5 binli hizmet günlerine.

 

Mustafa Piro, Düzkaya’nın başında ikinci devre itibarı ile hedef play-out oynamak diyorsunuz da sizin takımı her gören şu an ligin en iyisi diyor. Nasıl olacak bu iş?

 

Sanlı Çoban, evinize hırsızlar girmiş ne buldularsa alıp kaçmışlar. Büyük geçmiş olsun. Cana zarar gelmesin. Bu arada evi de çok boşlamayın.

 

Ozan Uzunoğlu, MTG’de işler tamam gibi şimdilik. Umarız cumartesi saat 16.00’dan sonra daha iyi olur sizin için. Zira tek isteğiniz budur sanırım.

 

 

**********

 

Haftanın Fotoğrafı

 

Önce yaptılar, sonra yediler

 

Maliye Bakanı Ersin Tatar ile Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları kuşkusuz spor organizasyonlarını en fazla takip eden iki siyasi. İkisi de sporun içinden çıkan ve seçilmiş insanlar. İkisi de halkın içinden. Siyasette bazen sert tartışma içine girseler de ayrı gayrı yapamıyorlar. Geçtiğimiz haftaki Çetinkaya-Lapta maçının devre arasında İbrahim Özsoy’un lokale sandviçleri Cemal Bulutoğluları yaptı, Ersin Tatar ile Mustafa Özsoy da afiyetle yedi. Allah muhabbetlerini artırsın hepsinin...

 

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı