Yazar hakkında : Yazar
Karabasan!!!
Ekmekçi’nin önerisine önce çok güldüm. Zaten Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılıp “külliye”nin orada yapılmasını öneren yazısını okurken en azından gülümsememek mümkün değildi. Ne var ki, bu makale meğer benim bilinçaltımı fena etkilemiş. Neden mi? Çünkü bir gece sonra karabasan gibi bir rüya görmeme sebep oldu da ondan.
Çok da uzatmayım. Rüyamı, pardon, karabasanımı anlatayım size. Efendim birileri bizim Hüseyin’in önerisini ciddiye almış “külliye”yi Atatürk Kültür Merkezi’nin oraya kurmuş. Haşmetli bir yapı. Bu arada içine girenin haddi hesabı yok. Sakallı bıyıklı erkekler. Suratı görülmeyecek kadar kara çarşaflarla örtülü kadınlar. Sayıları da her gün artıyor. Karınca gibiler. Bu konuda şikayetçi olanlara yetkililer aynı ağızdan cevap veriyorlar. “Ne var? Kime ne zararları var? Kendi hallerinde insanlar” diyorlar.
Hakikaten de öyleler. Bırakın etrafa rahatsızlık vermeye aksine son derece saygılılar. O kadar sessizler ki, gözünüzle görmeseniz, etrafta kimse yok sanırsınız. Üstelik külliye de pişen yemek fakir fukaraya da dağıtılıyor. Çevre ise son derece temiz tutuluyor. Güzel çiçekler ağaçlarla donatılıyor. O kadar ki başlangıçta muhalif olanlar bile külliyeye sempati duymaya başlıyor. Hatta Hüseyin Ekmekçi bile gazetede “Pardon!” başlıklı makalesini yayımlayıp başta koyduğu tepkiyi geri aldığını, ama şimdiki yerin seçimindeki şaka yollu önerisinin de dikkate alınmasından da duyduğu memnuniyeti ifade eden bir yazı yazıyor.
Karabasan bunun neresinde diye sorduğunuzu duyuyorum. Bekleyin geliyor.
İşte yine bu olağan günlerden birinin sonunda, “külliye” içinde olağanüstü bir hareketlilik başlıyor. Bir anda oradan organize bir şekilde çıkan insanlar, Girne Kapısı’nda bulunan Atatürk Heykeli’nin etrafında toplanıyor. Aralarından birkaç kişi heykelin üstüne çıkıyorlar ve boynuna ip doluyorlar. Aşağıdaki ahali, yukarıdakilerin işareti ile ipe asılıyor. Heykel aynı Saddam’ın ki gibi yere yıkılıyor. Organize kalabalık aynı hızla onu omuzlayıp yan tarafta bekleyen tır içine koyuyor. Tır meçhule doğru oradan ayrılıyor…
Tam bu sırada ikinci bir tır geliyor. Kapıları açılıyor. Oradan başka ama üstü örtülü bir heykel çıkarılıyor ve kaideye yerleştiriliyor. Başına silahlı adamlar bekçi olarak bırakılıyor. Sabah heykelin örtülü olduğunu gören eskiden LefkoşAlı olup artık LefkoŞEli olan halk orada toplanıyor. Kalabalık artınca işaret geliyor ve örtü kaldırılıyor.
Kaide üzerinde artık Atatürk yoktur. Onun yerinde kimi tarafından “Büyük Kağan” kimi tarafından “Kızıl Hakan” diye bilinen Abdülhamit Han’ın heybetli heykeli durmaktadır. İstibdat döneminin simgesi Yıldız İstihbarat Teşkilatı’nın kurucusu olan bu padişahın heykeli yeni bir dönemin simgesidir. Halk ne yapacağını bilmez haldedir.
Sonra mı?
Bilmiyorum. Kan ter içinde uyandım.
Önce Hüseyin’e sövdüm. Sonra atladım arabaya gittim Girne Kapısı’na baktım. Çok şükür Atatürkümüzün Heykeli yerindeydi…
Olan benim uykuya oldu. Uyandım. Ne var ki insanlar o saatlerde hala uyuyorlardı…
Haftanın Fıkrası:
Doktorlar kesin olarak içkiyi yasaklarlar Neyzen Tevfik’e. O
günlerde Peyami Safa ziyaretine gider.
Odanın köşesinde büyük bir şarap fıçısı görünce şaşırır tabii.
Dayanamayıp sorar,
- Bu ne üstat, hani sen artık içmeyecektin? Neyzen Tevfik istifini bozmaz:
- Ne yaparsın oğul, içmezsem kuvvetten düşüyorum.
- Peki içkinin ne faydası oluyor?
- Olmaz olur mu? Mesela bu fıçı buraya geldiğinde yerinden
kaldıramıyordum. Ama şimdi tek elimle bile kaldırabilirim!..
Anlayamadıklarım:
Aman be tersim döndü. Hani global ısınma vardı? Hani Kıbrıs kurak olacaktı? Donduk ve ıslandık be yahu. Anlayamadım ne iştir bu iş.
Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.

Güncel Köşe Yazıları
- Her görüş değerlidir...
- Dünyanın en iyi restoranları
- Ekonomik kriz ve Kıbrıs sorunu!
- UBP muhtırası!!!
- Kabineyi “Kartal yaptı” ve gitti
- Bizi tahrik ediyorlar...
- DEVRALMA ZAMANI
- CTP’liler devre dışı kalmamalı… Tarihi hatadır
- UBP içerisinde bu yıkıma dur diyebilecek yürek olm..
- İrsen Küçük aralık ayını bekliyor...
- Atilâ’nın Defteralı isyanı
- 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı...
- BES ve öfke kontrolü
- Ankara neden versin ki?
Yorumlanan Yazılar
Be Gavole
24.05.2012 - 10:46
“ANKARA VERMEYE MECBURDUR…”
m.zeki
24.05.2012 - 07:22
Ankara neden versin ki?
durmuş adsız
23.05.2012 - 07:40
Esen rüzgar etrafı toparlar mı?
M.ZEKI
22.05.2012 - 08:45
Ülkenin ihtiyacı nedir?
Be Gavole
21.05.2012 - 08:52
1958 Lefke Olayları














