15.02.2012 - 00:48
Okunma (286)
Yorum (0)
Paylaş

Yazar hakkında :

Dindar, Kemalist, sağcı ve solcu gençlik


Türkiye kamuoyunu meşgul eden önemli gündem maddelerinden birisi de dindar nesil tartışmalarıdır. Başbakan R. T. Erdoğan’ın: “Dindar nesil yetiştireceğiz” sözleri bazıları tarafından alkışlanırken, bazıları tarafından da eleştirilmiştir. Tabii ki Başbakan Erdoğan’ın “dindar nesilden ne anladığını da açıklaması gerekirdi. “Dindar değil de; tinerci gençlik mi yetiştirelim açıklaması” dindar nesil yetiştirmek için yeterli bir açıklama değildir. Çünkü Türkiye siyasetinin aktörleri tinerci gençlik yetiştirme siyaseti gütmediler. Gerçi Başbakan bu açıklaması ile izlenilen politikaların doğurduğu sonucu kastetmiş olabilir. Bana göre Sayın Başbakan, dini değerlerini bilen, yaşadığı toplumun değerleri ile barışık, temel insan hak ve hürriyetlerine saygılı bir gençlik görmeyi arzuluyoruz deseydi daha doğru bir yaklaşım olurdu. Bu söz Türkiye’nin siyasi konjonktürüne uygun olsa da, tarihi ve kültürel yapısına çok uygun düşmemektedir.

Dindarlık konusu, siyasi değil de dini açıdan ele alındığında, tüm insanların zoraki dindarlaştırılması düşüncesinin; Kuran’ın temel öğretilerine uygun düşmeyeceği görülür. Çünkü Kuran-ı Kerim’deki bir ayette: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekun iman ederlerdi. Böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın? (Diyanet Meali, Yunus Süresi 10/99)” denilerek, insanları zorla dindarlaştırmaya çalışmanın, ilahi iradeye uygun olmayacağı ortaya konmuştur. Yine başka bir ayette Hz. Muhammed’e hitaben Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Hatırlat; ancak sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin (Diyanet meali, Gaşiye süresi, 88/21, 22)”. Yine başka bir ayette: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki tağutu (despotları ve şeytani doktrinleri) inkar edip ALLAH’a inanırsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. ALLAH İşitir, Bilir (Edip Yüksel meali, Bakar süresi 2/256)” denilerek, zorlama ve despotça davranışların dine uygun düşmeyeceği açıkça ortaya konmuştur.

Tabii ki din adına yapılan zorbalıkları eleştirmek lazımdır; çünkü din bir gönül işidir ve samimiyet ister. Zorlamalar ise insanın kişiliğini düzeltmekten çok tahrip ettiği için dinin esası olan ahlaki değerlere de aykırıdır. Tabii ki, dindarlığın bir dayatmaya dönüştürülmesi kadar gençliğe dayatılın sağcılık, solculuk ya da Kemalizm gibi anlayışların da dayatılması doğru değildir. Yaşadığımız coğrafyada, sağcılık, solculuk, laiklik ve Kemaliz adına gençliğin nasıl militarize edilerek birbirine düşman edildiğini bu coğrafyada yaşayan herkes iyi bilir. Nitekim Başbakan Erdoğan, söylediği söz sebebiyle kendisine yapılan eleştirilere cevap verebilmek için, geçmişte yapılan bu yanlışlara vurgu yapmıştır. Evet Erdoğan, geçmişte yapılan yanlışlar konusunda tamamen haklıdır; ama geçmişin yanlışına farklı bir şekilde de olsa düşmemesi lazımdır. Aksi takdirde eleştirdiği kişilerden bir farkı kalmayacaktır.

Gençliğimiz artık anlamsız ideolojik saplantılar içerisinde yaşamaya mahkum edilmek istemiyor. Kendi çocuklarımdan da bildiğim üzere, gençliğin en fazla ihtiyaç duyduğu şey: Güven ile birlikte maddi ve manevi özgürlüktür. Bunun için de siyasetçilerimizin gençleri sloganlar ile etkileme siyasetini bırakıp, gençlerin daha özgür ve huzurlu bir yaşama kavuşmaları için neler yapabileceklerini anlatmaları lazımdır. Çünkü gençlik ile birlikte halkımız da artık her gelen iktidara göre giyinmek, düşünmek ve yaşamak istememektedir. Bundan sonra temel hak ve hürriyetlerin hiçbir siyasi akım tarafından ihlal edilmeyeceği bir siyasi yapının kurulması için gayret gösterilmelidir. Aksi takdirde kişiliksiz bir toplum ve bireyler olarak yaşamaya hep birlikte mahkum olmaya devam edeceğiz.

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı