Yazar hakkında : Yazar
Seviye Belirleme Sınavı’ndaki rakamların bize anlattıkları...
Külliye ve ilahiyat koleji konusu bir anda patlak verince geçen hafta Seviye Belirleme Sınavı (SBS) unutuldu gitti. 28 Ocak’ta yapılan SBS ile ilgili bakanlıktan doğru dürüst bir açıklama yok bugüne kadar... Sınavın üzerinden 15 gün geçmesine rağmen bakanlık sınavla ilgili ortaya çıkan istatistikleri toplumla paylaşma gereği duymadı. Sınav sonrasında geçen 15 günlük sürede bakanlığın web sayfasında açıklanan sınav sonuçlarından yola çıkarak, yaptığım çalışmada bazı ilginç istatistiki bilgiler ortaya çıktı.
Sınav sonrasında Sayın Kemal Dürüst’ün 5’inci sınıfların sınava katılım oranı ile ilgili açıkladığı %72’lik rakam, geçen yıla göre katılım oranının düştüğünü gösteriyor. Geçen yıl %77 olan katılım oranı bu yıl yüzde beş oranında düştü.
Aslında Sayın Dürüst’ün açıklamadığı veya açıklamaktan çekindiği bir başka önemli istatistiki bilgi de 4’üncü sınıfların katılım oranıydı. Benim hesaplarıma göre 4’üncü sınıflarda katılım oranı yüzde 48 civarında... Bu da geçtiğimiz yıl yüzde 62 oranındaydı. Burada da ciddi bir düşüş gözlenmektedir. Bu katılım oranları “amacımız öğrencilerin seviyelerini belirlemek, eksikliklerini ortaya çıkarmaktır” diyen zihniyet için tam bir fiyaskodur. Öğrencilerin yarısından fazlasının katılmadığı bir sınavda belirlenecek seviyenin güvenilirliliği her zaman tartışmalıdır. Hele hele öğrencilerin seviyelerinin çoktan seçmeli ve hatalarla dolu bir sınavla belirlenemeyeceği gerçeği de gün gibi ortadayken...
SBS’ye katılım oranlarının daha ilk yılında ciddi şekilde düşüş göstermesinin altında yatan nedenleri bakanlığımız iyice ortaya çıkarması gerekir. Katılım oranlarının bize gösterdiği, hükümet yetkililerinin “kolejlere ciddi talep var” demelerinin aksine, halk aslında düşünüldüğü gibi ciddi bir talepte bulunmuyor.
Bunu nereden anlıyoruz kısaca açıklayalım. Sınav öncesi bakanlık yetkililerinin basına yaptığı açıklamalarda SBS’ye ilkokullarımızda öğrenim gören 3 bin 513 beşinci sınıf öğrencisi katılacaktı. Sınav sonrasında bakanlığın web sayfasında açıklanan sonuçlarda 2 bin 526 öğrenci değerlendirmeye alınıyor. Demek ki 987 beşinci sınıf öğrencisi sınava ya hiç girmiyor ya da değerlendirmeye alınmıyor.
Peki sınava giren veya sınavı değerlendirmeye alınan 2 bin 526 kişiden kaçının gerçekten kolejlere girme derdi veya kaygısı vardır?
Acaba bu sınava kaç kişi halk tabiri ile “iş ola” girmiştir. Bence bu sınavda 50 puanın altında alan bir çocuğun ne koleje girme derdi vardır ne de bu yönde bir kaygısı vardır. Sınav sonuçlarına bir göz attığınız zaman da 50 puanın altında not alan öğrenci sayısının da 910 olduğunu görürüz. Yani sınava hiç girmeyenler (987 kişi) ile sınavda 50 puanın altında alan (910 kişi) öğrencilerin toplamı bin 897 kişidir.
İlkokullarımızda öğrenim gören 3 bin 513 öğrenciden bin 897 öğrenciyi çıkardığımız zaman bin 616 rakamını elde ederiz. Bu rakam bize koleje gitmeyi az çok düşünen veya hedefleyen öğrenci sayısını verir. Bu oranın da yüzde 46 civarında olduğunu görürüz.
Yani aslında öğrencilerimizin yarısından azının düşündüğü veya hedeflediği bir olgu için bütün eğitim sistemimizi şekillendiriyoruz, hatta ona endeksliyoruz.
Elimizdeki veriler bize gösteriyor ki, ilköğretimden kolejlerin altıncı sınıflarına sınavsız bir geçişi gerçekleştirmek mümkündür. Yeter ki doğru dürüst bir programlama ve iyi bir organizasyon yapılsın. Öğrencilerin seçimi veya yönlendirilmesi daha uzun bir sürece yayılmalı ve kolejlerde okumayı hedefleyen veya düşünen öğrencilerin bu programlardan eşit oranda yararlanması sağlanmalıdır.
********
Rakamlara iyice göz attığımızda aslında çok şey ifade ediyor. Bu sınavda 80 puan ve üzeri not alan 5’inci sınıf öğrencisinin toplamı 340 kişidir. Bu da çağ nüfusunun %10’undan azdır. Bilindiği gibi geçtiğimiz yıl yapılan SBS ve Kolej Sınavları sonucunda özellikle Lefkoşa ve Mağusa’da 80 puan ve üzeri not alan öğrenciler kolejlere girebilmişlerdi.
Bu sınav sonunda bölgesel olarak da bazı verilere ulaşmak mümkün. Küçük bir araştırmadan sonra bakanlığın açıkladığı sınav sonuç listelerinde aday numaraları 51 ile başlayanlar Lefkoşa, 52 Mağusa, 53 Girne, 54 Güzelyurt ve 55’in de İskele bölgesini işaret ettiğini öğreniyoruz.
Sonuçlar üzerinden bölgeler ve dersler arasında da karşılaştırma yapmak mümkün. Benim açımdan bölgeler arasında en dikkat çeken tarafı İskele bölgesi ile diğer bölgeler arasında önemli bir fark olduğudur. İskele bölgesinde 50’nin altında not alan öğrenci sayısı %55 iken, Lefkoşa’da %32, Mağusa’da %35, Girne’de %42 ve Güzelyurt’ta da %30’dur. Bakanlık yetkililerinin İskele bölgesi ile diğer bölgeler arasındaki bu ciddi farkın nedenleri üzerinde kafa yormak zorunda oldukları bir gerçektir.
Sınavda sorulan Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler ve İngilizce dersleri arasında en dikkat çekici sonuç matematikte elde edilmiştir. Sınava giren 2 bin 500 civarında öğrencinin matematik başarı ortalaması benim yaptığım çalışmaya göre yüze 45 civarındadır ve üzerinde durulması gereken bir sonuçtur. Bu sonuç çocuklarımızın matematikte istenilen performansı gösteremediği anlamı çıkmaktadır ki, bunun sebepleri araştırılmalıdır. Bunun çok çeşitli sebepleri olabilir. Soruların çocukların düzeylerine göre zor olabileceği gibi, bazı okullar müfredat konularını tamamlayamama sorunu yaşamış da olabilir. Çoktan seçmeli sorular nedeniyle çocuklar gerçek performanslarını gösterememe sorunu da yaşamış olabilirler. Çünkü birçok öğretmenle yaptığım sohbette, sınıfta öğrencilerin daha başarılı olduğu ve genellikle bu tür sınavlarda istenilen sonuçları elde edemediklerini öğrendim.
Rakamlar üzerinde çalışırken elde ettiğim ilginç başka bir sonuç da, bölgeler arasında katılım oranı bakımında en düşük ilçemizin Güzelyurt olmasıydı. Katılım oranı %60 civarında kalan Güzelyurt’un Kemal Dürüst’ün seçim bölgesi olması açısından da ilginç olsa gerek... Sayın Dürüst kendi bölgesindeki insanları sınava katılım konusunda ikna edememişse, varın gerisini siz düşünün.
Güzelyurt en düşük katılım oranına rağmen, bütün derslerdeki başarı oranı diğer ilçelerle karşılaştırıldığı zaman en yüksek olduğunu gözlemledim. Bu da gösteriyor ki, Güzelyurt bölgesindeki okullarda birileri, sadece iyi öğrencilerin sınava girmesini teşvik ediyor.
Sonuçlar üzerinde çalışma yaparken en çok zamanımı alan, sınavda sorulan Türkçe, matematik, fen ve teknoloji, sosyal bilgiler ve İngilizce derslerindeki başarının bölgelere göre ne olduğu ile ilgili dağılım oldu.
Yaptığım değerlendirme sonucunda bütün ilçelerde yüzdelikler farklı olmakla birlikte derslerdeki başarı sırası; Türkçe, İngilizce, sosyal bilgiler, fen ve teknoloji ve matematik oldu. Bu sonuç da çocuklarımız genel olarak sosyal alanlarda daha başarılı, fen ve matematik alanlarında daha başarısız olduğunu gösteriyor.
Türkçe’den sonra İngilizce’nin en çok soru çözülen ders olması, ilkokullarımızda İngilizce konusunda 4-5 yıl önce atılan adımların doğru olduğunu ve bugün bunun meyvelerinin toplandığını düşünüyorum.
Bakanlığın web sayfasında açıklanan sonuçlar üzerinden hareket ettiğimiz ve burada aday numaralarına göre sonuçlar açıklandığı için, ne okulların ne de kişilerin bireysel başarıları veya başarısızlıkları üzerine herhangi bir analizde bulunamıyoruz.
Aslında benim merak ettiklerim arasında bu sınav sonuçlarına göre devlet okulları ile özel okullar arasındaki farkın ne olduğu da vardı. Ancak eldeki verilerle bunu da ortaya çıkarmamız mümkün olmadı. Son yıllarda halkın özel okullara ciddi oranda bir yönelişi olduğunu görmekteyiz. Her ne kadar da bu sınav doğru bir ölçme aracı olmasa da özel okulların bu sınavda elde ettiği sonuçları merak ediyorum.
Umarım önümüzde günlerde Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı, çok iddialı oldukları bu SBS ve sonuçları ile ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirirler. Bu toplum geçen yıl yapılan SBS 4’üncü sınıf sonuçlarının halen daha açıklanmadığını unutmadı. Dolayısı ile bakanlığımızın zaman kaybetmeden SBS ile ilgili toplumu bilgilendirici verileri ortaya koymasında yarar var.
Benim bu sınav sonunda çıkardığım birkaç önemli sonuç var:
Birincisi, matematikte başarı oranının %45 civarında olması.
İkincisi, genel olarak 50’nin altında not alan öğrenci yüzdesi %36.
Üçüncüsü, sınava katılmayan ve 50’nin altında not alan öğrencilerin toplam sayısı, çağ nüfusunun yaklaşık yüzde 54’ünü oluşturuyor.
Dördüncüsü, bu sınavda 80 puanın üzerinde not alan öğrenci sayısı sadece 340. Bu da çağ nüfusunun sadece yüzde 10’u. Bu da şu demek: 30 kişilik bir sınıfta 80 puanın üzerinde not alan öğrenci sayısı sadece 3. O zaman ortada bir sorun olduğu kesin. Ya öğretmende ya öğrencide ya da sınav yönteminde veya sorularda bir sorun var.
Bu SBS’nin bize gösterdiği şey, ortada ciddi bir sorun olduğudur.
Yoksa acaba esas sorun SBS mi?
Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.

Güncel Köşe Yazıları
- Her görüş değerlidir...
- Dünyanın en iyi restoranları
- Ekonomik kriz ve Kıbrıs sorunu!
- UBP muhtırası!!!
- Kabineyi “Kartal yaptı” ve gitti
- Bizi tahrik ediyorlar...
- DEVRALMA ZAMANI
- CTP’liler devre dışı kalmamalı… Tarihi hatadır
- UBP içerisinde bu yıkıma dur diyebilecek yürek olm..
- İrsen Küçük aralık ayını bekliyor...
- Atilâ’nın Defteralı isyanı
- 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı...
- BES ve öfke kontrolü
- Ankara neden versin ki?
Yorumlanan Yazılar
Be Gavole
24.05.2012 - 10:46
“ANKARA VERMEYE MECBURDUR…”
m.zeki
24.05.2012 - 07:22
Ankara neden versin ki?
durmuş adsız
23.05.2012 - 07:40
Esen rüzgar etrafı toparlar mı?
M.ZEKI
22.05.2012 - 08:45
Ülkenin ihtiyacı nedir?
Be Gavole
21.05.2012 - 08:52
1958 Lefke Olayları














