Yazar hakkında :
Suriye
Son yıllarda Orta Doğu, uluslararası gündemin yeniden en gözde konusu haline gelmiştir. Geçtiğimiz yılın başında gündeme gelen Arap Baharı sonrasında bu yılın gündemine de Suriye damgasını vuracağa benziyor.
Nitekim 3-5 Şubat 2012 tarihinde 48’incisi gerçekleştirilen Münih Güvenlik Konferansı’nın da odağına yerleşmeyi başardı.
Konferansta en çok tartışılan konulardan biri ise BM Güvenlik Konseyi’nin iki üyesi Rusya ve Çin’in, BM’nin Arap Birliği barış planına desteğini veto etmesiydi. Güvenlik Konseyi’nin diğer üyeleri Çin ve Rusya’nın tavırlarının konseyi esir aldığını ve bunu kesinlikle kabul edilemez olarak değerlendirmekteydiler.
Arap Birliği barış planı özünde yumuşak bir geçiş ile Beşar Esad’ın yetkilerinin devredilmesini amaçlamaktaydı.
Rusya açısından bakıldığında böylesi bir değişiklik bölgedeki en güçlü müttefikinin ortadan kalkması ve çıkarlarının tehlikeye düşmesi anlamına gelmekteydi. Esad yönetimindeki Suriye ile olan ekonomik iş birliğine ek olarak bu ülkenin Rusya için stratejik önemi de dikkat çekicidir. Böylesi bir iktidar değişikliği Rusya açısından bakıldığında bölgede Batı’nın etkinliğinin artması anlamına gelmekteydi.
Bütün bunlara ek olarak başka bir devletin içişlerine karışılmaması prensibine uygun olarak hareket edilmekteydi. Çünkü Rusya açısından Suriye’de yaşananlar devlet baskısı değil silahlı çatışma olarak değerlendirilmektedir.
Bunun ardında yatan neden bir yandan Esad rejimine destek maksadı içerirken diğer bir yandan da bu müdahaleye onay vermenin ileride Rusya tarafından kendi devleti içerisinde yaşanabilecek benzeri bir durumda emsal teşkil edebilecek bir uygulamaya fırsat tanımamaktır.
Öte yandan Çin’in vetosu ise bir değişime işaret etmektedir. BM Güvenlik Konseyi kararlarında aynı fikirde olmadığı zaman çekimser oy kullanan Çin’in ara sıra hayır da diyebileceğini vurgulamakta ve belki de bundan sonraki dönemde daha sık benzeri bir tavırla karşılaşabileceğimize işaret etmektedir.
Çin’in “hayır”ının arkasındaki neden başka devletlerin meşruiyetlerine müdahalenin kolay olmaması gereğinden doğmaktadır. Çin liderliği özellikle geçtiğimiz yıl Libya’da yaşananları işaret ederek yabancı devletlerin müdahalesiyle gerçekleşebilecek olan rejim değişikliklerinin tehlikelerine işaret etmekteydi.
Suriye örneği ile birlikte son iki yıldır yaşananlar Birleşmiş Milletler’in meşruluğunun ve sürdürülebilirliğinin yeniden sorgulanmasına neden olmuştur.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan BM küresel çaptaki çatışmaya son vermek ve devletler arası diyaloğa zemin hazırlamak maksadı ile kurulmuştur. Örgütün organları ve işleyiş şekli ise o dönemin küresel ekonomi politik yapısını temsil etmekteydi. Ne var ki değişen dünya düzeni ile birlikte örgütün yeni koşullara ayak uydurup uyduramadığı ciddi bir şekilde sorgulanır hale geldi.
Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.

Güncel Köşe Yazıları
- Her görüş değerlidir...
- Dünyanın en iyi restoranları
- Ekonomik kriz ve Kıbrıs sorunu!
- UBP muhtırası!!!
- Kabineyi “Kartal yaptı” ve gitti
- Bizi tahrik ediyorlar...
- DEVRALMA ZAMANI
- CTP’liler devre dışı kalmamalı… Tarihi hatadır
- UBP içerisinde bu yıkıma dur diyebilecek yürek olm..
- İrsen Küçük aralık ayını bekliyor...
- Atilâ’nın Defteralı isyanı
- 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı...
- BES ve öfke kontrolü
- Ankara neden versin ki?
Yorumlanan Yazılar
Be Gavole
24.05.2012 - 10:46
“ANKARA VERMEYE MECBURDUR…”
m.zeki
24.05.2012 - 07:22
Ankara neden versin ki?
durmuş adsız
23.05.2012 - 07:40
Esen rüzgar etrafı toparlar mı?
M.ZEKI
22.05.2012 - 08:45
Ülkenin ihtiyacı nedir?
Be Gavole
21.05.2012 - 08:52
1958 Lefke Olayları














