En Üst

29 Nisan 2017

“Yasalar dört dörtlük değil”

“Yasalar dört dörtlük değil”
Haber İçi Üst

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, kamu ile özel sektör arasında derin uçurum olduğunu söyleyerek bu durumu eleştirdi. Siber, yasaların ise tam bir yasama tekniği ile yapılmadığını kaydetti

“YASALARI HUKUK KOMİTESİ YAPMALI”: Siber: Maalesef komitelerde geçen yasalarımız tam bir yasama tekniği ile dört dörtlük yasalar olarak geçmiyor. Yasa teknikleri vekillerimiz tarafından bilinmediği için hem zaman alıyor hem de çıkan yasalar birçok eleştirilere maruz kalıyor. Yasalar Hukuk Komisyonu tarafından hazırlanmalı

“SAĞLIK YASALARI GEÇİRİLMELİ”: Siber: Yasası olmayan bir kurumdan ne verimlilik bekleyebilirsiniz ne de çalışma heyecanı ve barışı. Bazı yasaların getireceği mali yükler var. Dolayısıyla çok yönlü tartışılması gerekir. Ama sağlık yasaları için yeterince tartışıldı, 40 yıldır tartışılıyor. Şimdi artık sağlık yasalarının çıkarılması gerekiyor

“DEVLET AYRIMCILIK YAPIYOR”: Devlet yıllarca kamuyu korudu, kolladı ve bütün sorunlar sadece kamu ile ilgili gibi görüldü. Kamu ile özel arasında derin bir uçurumu büyük ölçüde kapatmak devletin önemli bir görevidir. Bir devlet bütün vatandaşlarına eşit olan bir yapıda olursa yaşam kalitesi ve mutluluk artar

 

Duygu ALAN

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, komitelerde geçen yasaların tam bir yasama tekniği ile dört dörtlük yasalar olarak geçmediğini söyledi.

Siber, “bu konuda bir çıkış yolu aradık ve hükümetle, Yüksek Mahkeme Başkanı ile ve de yargı ile görüştük. Bir hukuk komisyonu kurulması ile bu sorunu aşabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

Bazı yasaların getireceği mali yükler olduğunu dolayısıyla çok yönlü tartışılması gerektiğini söyleyen Siber, ancak sağlık yasaları üzerinde bugüne kadarki süreçte yeterince tartışıldığını belirtti ve sağlık yasalarının bir an önce geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Siber, kamu ile özel sektör arasında derin uçurum olduğunu söyledi ve bu durumu eleştirdi.

Sibel Siber

“Yasalar tam bir yasama tekniğinde ve uygun bir dille yazılmalı”

Havadis: Birçok yasa bir takım gerekçelerle ciddi tartışma konusu oluyor, birçok yasa eleştirilere maruz kalıyor. Bazı yasalar mahkemeye taşınıyor.  KKTC’de yasaların bu denli eleştirilere, tartışmalara açık olmasının nedeni nedir? Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siber: Maalesef  yasalarımız tam bir yasama tekniği ile dört dörtlük yasalar olarak hazırlanmıyor. Yasalar siyasi irade doğrultusunda hazırlabilir ama yasa yazmak teknik bir konudur. Yasanın tam bir yasama tekniğinde yazılması, ileride bir takım soru işaretleri doğurmaması, Anayasaya ve diğer yasalara uygun olması  önemlidir. Yorumlandığında doğru okunması  önemlidir .  Komitelerdenbeklenen, vekillerin siyasi iradelerini yasa hazırlanırken yansıtmalarıdır halbuki bizim vekillerimiz yasa yazmaya çalışıyor. Dolayısıyle hatalar oluyor. İşte bu konuda bir çıkış yolu aradık. Hükümet ile, muhalefet ile,  yargı ile de görüştük ve bir hukuk komisyonu kurulması ile bu sorunu aşabileceğimizi düşündük.

 

“Hukuk Komisyonu hayata geçerse, yasaların hazırlanma hızı ve kalitesi artacak”

Hukuk Komisyonunun görevi ne olacak?Ne gibi katkı sağlayacak?

Burada murat edilen, yasalar hukuk komisyonunca  tabiî ki siyasi iradenin doğrultusunda hazırlansın; Meclis komitelerine gelsin, komitelerde görüşüldükten ve siyasi irade yansıtıldıktan sonra teknik açıdan, uygunluğu açısından tekrar hukuk komisyonuna gönderilsin, ondan sonra yasalaşsın. Bu konuda Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerde bir konsensüs olması sevindiricidr.  Barolar Birliği’ne de teşekkür ediyoruz;  bu konuda bize büyük katkı koydu ve yasa taslağı tamamlanmak üzere.Ümidim ve arzum bu dönemde Hukuk Komisyonu Yasası’nı geçirebilmemizdir.

 

“Artık sağlık yasalarının çıkarılması gerekiyor”

Havadis: Size göre hayata geçirilmesi en acil yasa tasarısı hangileridir. Şu yasa tasarısı üzerinde yeterince konuşulup tartışıldı, artık hayata geçirilme vakti geldi diyebileceğiniz yasa tasarıları var mı?

Siber: Her yasa kendi kurumunun iyi çalışması ve verimliliği için önemli ve değerlidir. Yasası olmayan bir kurumdan ne verimlilik bekleyebilirsiniz, ne çalışma heyecanı, ne deçalışma barışı. Çünkü bir toplum yaşamı içinde, kaliteli yaşamamızı sağlayan yasalardır.

Sağlık yasaları bugüne kadar en çok tartışılan yasalardır ve ne yazık ki henüz hazır olmadı. Doktor bir Meclis Başkanı olarak özellikle doktor milletvekillerinin ve paydaşların katılımıile bir komite kurma ve yasaları bu komitede hazırlama girişimim olmuştu ama bir kazaya uğradı maalesef, bir yanlış anlaşılmayla berhava oldu. Şimdi yeniden bir Ad hoc komite kurulması ve sağlık yasalarının orada görüşülmesi konusunda öneriler var. Ümit ederiz ki sağlık yasaları geçer. Sağlık yasaları Kamu Görevlileri yasası ve daha bekleyen birçok önemli yasa;  bunlar olmazsa ne çalışma barışı olur ne de hizmet alanın ve hizmet verenin mutluluğu olur ne de verim olur. Özellikle sağlık yasaları yeterince tartışıldı, neredeyse  40 yıldır tartışılıyor. Ben genç bir hekim olarak bu ülkeye geldiğim zaman, 1987 yılında aynı konular tartışılırdı. Şimdi artık sanırım medyanın da çok itici bir gücü var, toplum bilinçlenmesinin itici gücü var.

Eğer bir yasa yoksa,  kaos ortaya çıkar. Sağlıkta da gördüğünüz gibi serbest çalışan hekimler ve kamuda çalışan hekimler arasında, yani hekim örgütleri arasında  bir gerginlik ortamı oluştu. Mahkemelere kadar taşındı olay. Burada aslında dinlediğiniz zaman her iki tarafın da çok haklı yönleri var. Hem hekimlerin huzuru ve iyi hizmet vermesi hem de hastaların daha kaliteli hizmet almasının yolu yasal düzenlemeler yapmaktır. Tabiî ki yasalar uygulamaya konduktan sonra bazı aksaklıklar görülebilir. O aksaklıkların tekrar tadil edilerek düzeltilmesi kolaydır ama önemli olan kurumları bir yasal zemine oturtmaktır.

Sibel Siber

“Toplumsal menfaatleri gözeten yasların önündeki en büyük engel popülizim”

Havadis: Toplumun ciddi bir kesiminin ‘Yasa tasarıları uzun süre görüşülüyor, Meclis çalışmaları çok yavaş ilerliyor’ şeklinde eleştirisi var. Siz de benzer görüşte misiniz? Yasa tasarılarından tartışma süresi daha az zaman alabilir mi?

Siber: Yukarıda da söylediğim gibi teknik konularda yetersizlik, o yasa ile ilgili siyasi iradenin tam oluşmaması, yasada yapılması istenenelerle ilgili gel-gitler yaşaması, sık iktidar değişiklikleri, motivasyon düşüklüğü ve popülizm yasa tasarılarının uzun süre beklemesine neden oluyor. Bir yasa hazırlanırken belli grupların çıkarları korunmaya çalışıldığı sürece, toplumsal menfaatleri gözeten yasaların çıkması çok zor.

“Özel sektör ile kamu arasında derin bir uçurum var”

Havadis: Özel sektöre ilişkin yasa tasarıları sıklıkla gündeme getiriliyor… Özel sektör çalışanları ve bu kişileri temsil eden bazı örgütler bu noktada ciddi bir performans harcıyor. Sizin bu noktada duruşunuz nedir?

Siber: Bu ülkede maalesef kamu ile özel arasında derin bir uçurum var. Devlet yıllarca kamuyu korudu, kolladı ve sadece kamu ile ilgili sorunları çözmeyi görev bildi. Halbuki özel sektör devletin çok önemli bir ayağıdır. Özel sektörün çalışması, üretmesi olmazsa kamu ayakta duramaz. Birbiri ile bağlı, ikisi de bir zincirin halkasıdır. O yüzden burada kamu ile özel arasındaki bu uçurumu büyük ölçüde kapatmak aslında devletin önemli bir görevidir. Özel sektörün bir üvey evlat muamelesi görmemesi gerekir. Özel sektörde çalışanlara çok değer veriyorum. Özel sektör çalışanı, çalıştığı kadar kazanabilir, özel sektör çalışanı kendisini kamu çalışanı gibi devletin güvencesi altında göremiyor maalesef.  Bu nedenle özelde çalışan insanlar devletin kamuya verdiği imkanları gördükçe mutsuz oluyorlar, kendilerini  kendi devletlerinde “öteki” hissediyorlar. Bu ayrıcalık çok bariz ve rahatsız edici. Her alanda kamuda çalışanlar lehine  düzenlmelere öncelik verilmiş. Hatta belki bilinmiyor ama daha önce kamuda çalışıp milletvekili seçilen ile daha önce özelde çalışıp milletvekilli seçilen arasında da kamudan gelen lehine büyük ayrıcalık var. Bir devlette özel ve kamu arasında ayırım olmazsa, kısacası  bütün vatandaşları kucaklayan bir yapı olursa  yaşam kalitesi ve mutluluk artar. O yüzden özel sektör ile ilgili yapılabilecek iş var ve bunların da yapılması gerektiği konusunda hem fikirim.

 

Havadis: Cumhuriyet Meclisi bu hafta üç kez toplanamadı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

 

“Kabul edilebilir bir durum değil, mazareti olamaz”

Siber:  Tabii ki siyaset kurumu adına, Meclis itibarı adına kabul edilebilir bir durum değil. Yaşanmamasını arzu ederdim.  Meclis’in nisapsızlık nedeniyle toplanamaması kabul edilecek bir durum değildir. Bunu defalarca daha önce de benzer durumlarda açıkladım. Özellikle yaşananson olayda iktidarın şu veya bu nedenle Meclis’i nisap sağlamayarak açmamasının mazareti olduğuna inanmıyorum. Halkımız da bu olaya büyük tepki gösterdi. Bana Meclis Başkanı olarak da büyük şikayetler geliyor. Görevimi yaparken en çok titizlendiğim konu Meclis oturumlarının aksamaması idi. Kuvvetler ayrılığında hükümettenve icraattan sorumlu iktidardaki partiler, ama Meclis’in çalışmasından Meclis’teki tüm partilerin sorumlu olduğunu sıklıkla ifade ettim.  Meclis iç tüzüğüne göre eğer Meclis’te nisap sağlanamazsa bir sonraki güne ertelenir ve nisap sağlanıncaya kadar bu erteleme devam eder. Geçtiğimiz Salı gün muhalefet Meclis’e gelmesine rağmen nisap sağlanamamış ve oturumlar sürekli 4 gün süreyle ertelenmek zorunda kalmıştır. Bu yaşananları halkımız izliyor ve tepkisini de ortaya koyuyor. Yani “toplum denetim görevini yapıyor” düşüncesindeyim.

 

 

 

 

Havadis: Topluma mesajınız nedir?

“Biz kaybeden olmayalım. ”

Siber: Benim herzaman verdiğim  iyimser mesajım şudur: Bizler güzel bir ülkede yaşıyoruz ve iyi bir yapıya kavuşmamız için yapılması gereken çok şey var. Bunları yapması gereken ve yapacak olan da bizleriz. İnsan kaynakları yönünden çok zenginiz ama bu insan kaynaklarının topluma faydalı olabilmesi açısından, organizasyon açısından, yönetim açısından çok büyük eksikliklerimiz var. İyi yönetilemiyorsak sebebi de çözümü de kendi içimizdedir. O yüzden bizim daha çok bu sorunlara eğilerek kendi içyapımızı düzeltmek konusunda, sivil toplum ile siyasi partilerle, halkımız ile, medya ile bir seferberlik ve yeniden yapılanma başlatmamız gerekiyor. Çünkü bu yapının artık sürdürülebilir bir yapı olmadığı ortadadır. Bu yapının bugüne kadar ki bütün eksiklikleri, yanlışlıkları, olumsuzlukları bir tarafa not edilerek,  yapılması gerekenler ve çözüm formülleri üzerinde çalışmalıyız. Çünkü bireysel kazanım, hiçbir zaman kazanım değildir. Eğer toplumsal kazanım yoksa bireyin kazanımı, kazanım gibi görünse de bir süre sonra birey kaybettiğini görecektir. Kendi değilse çocukları, çocukları değilse torunları kaybedecektir. Bizim daha büyük projelerle toplumsal bazda neler yapabileceğimize yönelmemiz lazım ki yaşam kalitemizi yükseltelim. Özgüvenimiz yükselsin. Özgüveni yitik, aidiyeti güçsüz toplumlar her zaman kaybetmeye mahkumdur. Biz kaybeden olmayalım.

Facebook Yorumları
0
BeğenBeğen
0
MuhteşemMuhteşem
0
HahahaHahaha
0
İnanılmazİnanılmaz
0
ÜzgünÜzgün
0
KızgınKızgın
Teşekkürler!
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

Skull King