10 Aralık 2016

YAK moda, ÇTSK gelenek mi?

Haber İçi Üst

Pep dönemiydi, hani şu Barça gelene üç, gidene dört, Mourinho’yu beşlediği yıllardı. Adamlar kral, kraliçe, uzay ve yerküre dahil tüm kupaları almışlardı. ‘Bir kulüpten fazlasıydı’ ama son yıllarda ‘evrensel’ de oldu bizim bir kulüpten fazlası. Pep Hoca, Bayern’e bastı gitti ve arkasından da kısa süreli Tito dönemi Allah sağlık versin ve nihayetinde de şu anda ki liderlik koltuğuna sımsıkıya bağlı 13 puan farkla lider Barça ile karşı karşıyayız. Tabii geçtiğimiz hafta içerisinde arka arkaya Real mağlubiyetleri geldi ya, bu defa da konuşma sırası Real’e geldi ünlü kalecisi Casillas hemen bi’açıklama çaktı; “Barça moda, Real ise bir gelenektir ve moda geçicidir” dedi. İlk duyduğumda; “Vayyy be! Tüm zamanların en iyi kalecisi olarak gösterileen Iker bile hâlâ daha Barça’nın kendisine benimsettiği öğretilmiş çaresizlik vaziyetleri altında debeleniyormuş” dedim kendi kendime. Daha sığ ve küçük çapta da olsa aynı yöresel rekabet Çetinkaya ve Yenicami arasında da var mâlumunuz üz’re. Çetinkaya bildik hükümet takımı sıfatıyla fişlenmiş bir kulüp. Savaş zamanı dönemin tüm nüfuzlu komutanları ve de torpilli mücahitleri bu kulüpten çıkmış. E efsane mi? Tabii ki de! Kıbrıs adasının ilk ve de son(!) şampiyon tek Türk takımı. En önemlisi de Kıbrıs’taki Türk varlığının kanıtı olarak Birleşmiş Milletler tutanaklarına geçmiş kırmızı kırmızı şimşekler,… üstümüzden uzak! E karşı tarafta da askeri yönetime karşı örgütlenen sivil başkaldırının simgesi Ağdelenler var. Yenicami de Lefkoşa’nın diğer bir güzide kulübü bildik. Çetinkaya kadar şampiyonluk yaşamasalar bile tarih boyunca Eski Lefkoşa gençliğini bir arada tutarak onlara ‘biz bilinci’ aşılamış bir hisar altı gençlik kulübü. Çetinkayacı yazar Dr. Bülent Dizdarlı; “Yolda siyah-beyaz kedi görsem basarım” demişti bi’sohbette. Karşısında oturan Yenicamici abimiz Muharrem Özseyfiler de tüm İrlandalı duygularıyla; “En iyi Çetinkayacı, ölü çetinkayacı demişti” biraz şakayla, biraz da tüm kalbiyle! İşte, tarihe dayanan bu rekâbet Dereboyu’na bitişik kafelerde hâlihazırda devam ediyor. Çetinkaya şu anda üç puan farkla lider ama ‘yenilmezler takımı’ Yenicami de son hafta puanlar kaybetselerde tüm inatçı ve de inançlı duygularıyla liderin gölgesi oldular. Bu durumun Lefkoşa Derbisi’ne kadar devam edecek diye düşünüyoruz. Hafta sonu TV’de Yenicami-Bağcıl maçında Bağcıl’ın dışarı vurduğu şutları yorumlarken, bi’yanda Casillas’ın moda ve geleneğini, diğer bi’yanda da Eski Lefkoşa Derbisi’ni düşünüyordum. Yenicami ilgili maçta son dakikalara gol pozisyonu bularak girdi ama mafiş icraatla sona erdi. Maçın bitiş düdüğü ile sessizde olan cep telefonum “bak be bay” dedi titreşerek. Açtım baktım; Çetinkaya yöneticisi Mehmet Ceymi Aközer sms atmıştı; “YAK moda, ÇTSK ise bir gelenektir. Moda geçicidir” diyordu mesajında. Ben de kendisine; “Kim moda, kim gelenek sezon sonunda belli olacaktır” diye hemen kontra bir sms attım. Aslında ikisi de onlarca yıllık gelenekler. Gerçi geleneklerimizi çoktan terkettik biz. Yaşasın dönüşüm ve de toplumsal tükeniş….

İnternet diyetleri ve Gandhi
Yağların içine düşen pardon(!) denize düşen yılana sarılır misâli her yanımız diyet listeleriyle doldu yine bu aralar. E’ee, e’eesi çok değil bi’ay sonra yaz mevsimi başlıyor, yok öyle bahar mahar havaları bizim memlekette bildik. Yine bir sabah uyanacağız ve kırlangıç sesleri eşliğinde “yaz gelmiş” diyeceğiz. “Yo Yo Diyetleri sarmış dört bir yanımı. Ne halt edeyim” diyen biri Yo Yo Sendromu ile karşı karışya kalacaktır; Ha bire hızlı verilen ve de yine daha çok alınan kilolara “bi’dur yahu” diyecek olan bedenimiz derhal ‘kıtlık sendromu’ içerisine girecek ve daha da şişmanlamamıza neden olacaktır. Bireye özgü olmayan, olumlu beslenme alışkanlıkları kazandırmayan ve hızlı kilo verdiren tüm uygulamalar sayesinde günü kurtarıyoruz ama yarının içerisine türlü türlü hastalıklar dahil ediyoruz. Ayda maksimum 4 kg vermek tamamdır aslında ama yaz mevsimi gelmeden abuk ve de sabuk diyetlere koşan ve bunları bir kobay gibi kendine uygulayan bireylerde sonuçlar hep aynı. Çok yazdık, yine yazalım bıkmadan usanmadan hep yazacağız; Önce tahlil işlerini halledelim ki akıntıya boşuna kürek çekmeyelim. Sonrasında temele ılımlı egzersiz koyalım. Uzmanlar önderliğinde organize edilen grup egzersizleri bu süreçte çok iyi gelecektir, yok öyle yağmur, mağmur, çamur veya soğuk zırvalamaları. Arkasına da profesyonel bir diyetisyenle kendi kendinizi kayıt altına alın. Bu süreçte sabırlı ol a okuyucum. İnantla, inançla, sabırla ve de tüm kalbinle başaracağına inan çünkü ‘başlamaktır’ aslolan. Bu yolda karşına türlü türlü dahili ve de harici unlu ve şekerli ürünler karşına çıkacaktır! Sen yine işlenmemiş olanı tüket. Unutma ki hiçbir lezzet, estetik ve sağlıktan öte değildir. California Üniversity’den Prof. Lustig 30.12.2012 tarihli The Sunday Times gazetesindeki söyleşisini Gandhi’nin sözleriyle bitirmişti; “Önce sizi görmezden gelirler, sonra size gülerler, sonra sizinle dövüşürler, sonunda da siz galip gelirsiniz” demişti Lustig. İşte, fazla kilolarınızla aynen bu inatla savaşmaya hazır olmakta fayda var. Sabırla ve de acele etmeden…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil