02 Aralık 2016

Vesayet değil demokrasi

Haber İçi Üst

Ülkelerin gelişebilmesi için demokrasi şarttır.
Vesayet anlayışının bitirilmesi, ülkede taşların yerinden oynaması demokrasi için gereklidir.
Kişilere değil, ilkelere, düşünce, plan, program ve hedeflere bağlı siyaset yapma anlayışı ve ilişkileri geliştiği oranda ülkede bir şeyler değişmeye başlayacaktır.
Ekonomi sürdürülebilir bir yapıya kavuşma yoluna girecektir.
Bunun için ülkede demokrasi gelişmelidir.
Demokrasi gelişirken, insana saygı, inanca saygı, hoşgörü ve işbirliği ortamları da geliştirilmelidir.
Yaratıcılık öne çıkmalı, bilgiye, birikime önem vermeye başlanmalıdır.
Ülkede, demokrasiyi birilerinin kendi hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanmalarına izin vermeyecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır.
Yapanın yanına kar kalmayacak bir sisteme geçilmelidir.
Kavramlar kargaşası ve slogan tabanlı siyaset yapma anlayışı da terk edilmelidir.
İnsan haklarını savunduğunu söyleyip, en temel insan haklarına bile tahammül edemeyenlerle, asker sivil bürokrasisinden ve baskısından söz edip, birilerinin vesayetinde bir yapı yaratma adına bayraktarlık yapanlara artık fırsat verilmemelidir.
Kısacası ülkede değişim için bir seferberlik başlatılmalıdır.
Ve başarı kişi ve kurumların yaptıkları ile yapamadıkları ölçülerek belirlenmelidir.
Başarı ödüllendirilirken, başarısızlığın hesabı sorulmalıdır.
Başarıdan pay çıkarırken, başarısızlık durumunda bedel ödeneceği herkes tarafından benimsenmelidir.
Kişilere hizmetin yerini, topluma hizmet almalı, siyaset ve siyasi partiler bunun için bir araç olarak görülmeye başlamalıdır.
Ancak o zaman bu ülkede bir şeyler değişmeye, doğru düzgün işler yapılmaya başlanır.
Bu yolda basının da çok önemli görev ve sorumlulukları vardır.
Doğru yapanla, yanlış yapanı basın net bir şekilde ayırmalı, gerektiğinde ‘kral çıplaktır” diyebilmelidir.
Bunun için de öncelikle kendi içinde özeleştiri yaparak yola çıkmalıdır.
Güçlü ve düzgün çalışan bir demokrasi için doğru düzgün işler yapan, etik değerlere sahip çıkan dürüst basın bir ön koşuldur.
Ucuz kahramanlıklar yapmayan.
Yalan dolan yazmayan.
Elindeki medya araçlarını kişilerin hizmetine sunmadan toplumun yararına kullanan.
Biliyorum tüm bunların bir anda değişmesi kolay değildir.
Cesur ve dürüst insanların sayısının arttığı oranda ülkede bir şeyler değişmeye başlayacaktır.
Boş konuşanların yerini doğru konuşanlar, iş yapanlar almaya başlayacaktır.
İşte o zaman göç tersine dönecektir.
Mevcut yapı ile gelinen durum ortadadır.
Bu nedenle ülkenin ileriye gidebilmesi için mevcut yapı değişmelidir.
Bireyi sistemin odağına oturtacak bir şekilde değişmelidir.
Ülkeye insana değer verecek bir anlayış gelmelidir.
Demokrasi bir yaşam biçimi olarak benimsenerek, hoşgörü ve saygıyı günlük yaşamın bir parçası haline getirilmelidir.
Azınlıkları ya da güçsüzleri çoğunluk ya da güçlülere karşı koruyan bir yapının kurulması ile birlikte gerçek demokrasiye geçilebilir.
Bireyler özgürleştiği ve kendilerini özgürce ifade edebildikleri zaman sorunlara çözüm üretecek bir yapı ortaya çıkarılabilir.
Artık gerçek demokrasiye geçme zamanıdır.
Gelinen aşamada birleri gerçek demokrasiden korkuyor olabilir.
Vesayet rejimini demokratik rejime tercih ediyor olabilir.
Bunu engellemek için de her türlü aracı kullanmayı, insanları ötekileştirip itibarsızlaştırmayı deneyebiliyor.
Bunlara fırsat verilmemelidir.
Farklılıklara saygı böylesi anlayışları korkutur.
Hoşgörü, saygı ve başarı odaklı çalışmalar toplumlara güç verir.
Kişileri güçsüzleştirse de sistemi güçlendirir.
Bunun için gelişmenin önü sizlerden farklı düşünenlerin düşüncelerini özgürce söyleyebilmeleri ile açılır…
Her türlü talep ve düşüncelerini ortaya koyabilmeleri ile…
Demokrasi de zaten bu değil mi?
Birilerinin özgürlüğünü kısıtlamayacak şekilde özgürlüklerin yaşanması, her şeyin gün ışığında yapılması ve herkesin hesap verebilmesi değil mi?
Bunu başarabildiğimiz oranda ülkede bir şeyler değişecektir.
Ne dersiniz?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam