06 Aralık 2016

Uyanmaya gerek yok

Haber İçi Üst

Hatırlatmakta fayda var Türk kamuoyunun çok büyük bir bölümü, şimdi tu kaka edilen 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’ü de bahar sanmıştı.
Diyeceksiniz bunlar mazide kaldı. Şimdi AKP var.
Kuşku barış istenmediğinden, Kürtlerin bir kısmının yıllarca mahrum bırakıldıkları temel haklara duyarsızlıktan değil.
Konjonktür ve tarih bilgisine biraz sahip ve bu işin taraflarının da yalnızca Türkler ve Kürtler olmadığının bilinmesinden.
Bölgenin dış müdahaleye ne kadar açık olduğunun bilinmesinden.
Bir de AKP’nin bu tür bahar havalarını üfürmekteki geçmişinin, başlangıçları umut dolu ses getirse de, pek parlak noktalara gelmediğinin “çoğunluk” tarafından unutulmasına rağmen bizim belleklerimizde olduğundan.
AKP iktidarındaki “bahar” başlangıçlarını hatırlayalım.
İktidara geldiklerinin hemen ertesi günü AKP ne dedi?
“AB’ye uyum için ne gerekiyorsa biz yapacağız.”
Türkiye-AB ilişkileri bugün ne durumda?
Diyalog var mı bile emin değilim. AB Bakanı var ama ara sıra Rum’a ve Avrupalıya laf sokuşturmaktan başka bir şeyle gündeme gelmez.
Özetle şu anda AB ile diyalog varsa da buna sağırlar diyaloğu dersek abartı olur mu?
Hemen arkasından bizim Kıbrıs sorununa el atıldı.
Ne denildi?
“Bir adım ileride olacağız, biz statükocu değiliz.” Bu sorunu neredeyse Rum’a rağmen biz çözeriz gibi iddialı bir algı yaratıldı.
Şimdi ne aşamadayız?
Rum tarafı aklını başına alması için açıkça tehdit edilir duruma geldi.
Gelinen nokta bu.
Kökü “milli görüşe” dayananlar Rum’un da AB gibi ne mal olduğunu başlangıçta bilmiyor muydu?
Biz devam edelim sıralamaya.
Ermeni açılımı denildi, hatırlayın uluslararası törenle anlaşma imzalandı, Cumhurbaşkanları birlikte milli maç seyretti.
Şimdi ne aşamadayız?
Ben en son geçen yıl Ermenistan Cumhurbaşkanının gelecek nesillere Türk düşmanlığını aşılayacak şekilde motive edip “arkasını da siz getireceksiniz” beyanatında kaldım. Bu konuda da başladığımız yerden ileride olmadığımız kesin.
Sonra.
İran ile batı arasındaki arabuluculuk görevine talip olundu, İran’a yaklaşıldı, ambargolar konusunda BM’de çekimser oy kullanıldı.
Bugün durum ne?
İran’a karşı olduğu ayan beyan ortada olan füze kalkanına ilk hayır denilmesine rağmen ev sahipliği yapacak duruma gelindi. Füze kalkanının da öncelikli olarak İsrail’i korumak için ortaya konulduğu ortada.
Dünyanın en uzun süre değişmeyen sınırlarından biri olan Türkiye-İran sınırı bir fay hattı gibi kırılmayı bekleyen bir noktaya gelindi.
Devam edelim.
Suriye – İsrail arasında arabuluculuk yapacağız diye ortaya çıkıldı ama gelinen noktada hem Suriye hem de İsrail’in ortak düşmanı olundu. Bu ülkelerdeki yönetimlerin de ne mal olduğu önceden belli değil miydi?
Gelelim içteki bu yeni bahar havasına.
Bu aslında yeni bir şey değil.
İki yıl önce ayni konuda da açılım yapma hamlesinde bulunulmadı mı?
“Tarihi fırsat” girizgahı ile “demokratik açılım” denildi.
Türk usulü iş yapış yaklaşımıyla “hele bir başlayalım yolda içini dolduracağız” denildi. Bugün ders aldık denilse de ayni hata yapılıyor.
Sanatçılar, sporcular kamuoyu önderleriyle Dolmabahçe’de toplantılar yapıldı. Tabana yayılacak bir şekilde bir cesaretlendirme ve dillendirme yaptırtıldı.
Sonra ne oldu?
Bir türlü doldurulamayan açılımın içini birileri  “demokratik özerklik” diyerek doldurur duruma geldi.
Dahası var. APO serbest kalsın, biz de ayrı eyalet (şimdilik devlet denmiyor)  olalım noktasına geldi demokratik özerklik isteyenler.
Hatırlatmakta fayda var, Erdoğan, en son daha üç-dört ay önce, Öcalan’ı asmaktan, BDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasından bahsediyordu.
Türkiye’deki “baharlar” böyle aniden kışa da dönebiliyor.
İşin özeti şu ki AKP iktidarı birçok konuda başlangıçta konuyu ele alışıyla sonrasında geldiği nokta arasında ciddi farklılıklar oluşturmayı başarmış bir iktidardır.
Bunu alışkanlık haline getirmiştir.
Başlangıçta ordu ile olan hesaplaşmasının bir parçası olarak ne kadar hassasiyet varsa üzerine gitmekle bunu ilişkilendirmek belki iyimser ve naif bir yaklaşımla mümkündür.
Herhangi bir konuda AKP gösterdiği iyi niyetle yol alamadığını, sorunu çözemeyeceğini düşündüğünde hemen hırçınlaşıyor.
Konuların ortasını bulup daha istikrarlı ve tutarlı yaklaşmakta ciddi zorluk çekiyor.
Ülke bütünlüğü için son derece hayati konularda dalgalı bir seyir izleniyor.
Bundan dolayı Türkiye kendini öyle bir yol ağzına getirmiştir ki, gideceği yön zenginlik ve huzur getirebileceği gibi iç karışıklıkları da inanılmaz boyutta körükleyebilir.
Yaşananlara benim gibi kuşkuyla bakanlar açısından olan bitenin anlamı,  “Türkiye’nin bölünmesidir”. Bu kesim içerisinde “vur de vuralım, öl de ölelim” diyerek emir bekleyenleri de barındırıyor.
Sıraladığım birçok farklı konuda olduğu gibi gelinen bu noktadan geri adım atılsa bu sefer de karşısında “taleplerimiz var duruma göre savaşa da barışa da hazırız” diyen içinde silahlı terör örgütünü barındıran karşı bir kesim var.
İşte bu iktidar Türkiye’yi böyle bir yol ayırımına getirmiştir.
Bir yandan bu dengeleri kurmak ve barış sürecini olumlu sonuçlandırmak öte yandan içeride Başkanlık sistemiyle sonuçlanacak yeni bir Anayasa yapmak. İçte bunlarla uğraşırken bölge ülkelerindeki iç karışıklıklara zarar görmeyecek nitelikte müdahale etmek.
Türkiye’deki iktidarın gündemi bu.
Türkiye, rotasını belirleyecek final günlerine yaklaşıyor. Önümüzdeki 10 yıl,  nasıl bir Türkiye tablosu oluşacak sorusuna önümüzdeki birkaç yılı görmeden yanıt vermek, sadece niyet göstermekten öteye geçmez.
Ordu’yu kamuoyunun algısında da siyasetin dışına itmek amacıyla başladığı iktidar yolculuğunda birçok konu başlığı ve cephe açılmasına sebep olmuştur.
Gelinen noktanın Türkiye’nin bütünlüğüne zarar vermediğini söyleyen kulağının üzerine yatıp, olacak olanları gördükten sonra reaksiyon göstermeyi kendine hedef edinmiş bir kesim var. Bunun büyük bir bölümünü de AKP tabanı oluşturuyor. Ne anlatacaklarını bilmeyen akil adamlar grubu da esas olarak bu kesimi kaybetmemek için ortaya sürülmüş “yemdir”.
Bu kesim şimdilik sürece karşı olmasa da, Erdoğan sonrası Türkiye’nin nasıl bir Türkiye olacağı yönünde endişe duymaktadır.
Baksanıza son on yıl dahil yıllarca terörle bir yere varılmaz denildi. Nereye varılabileceği görüldü. Barış diye diye bakalım neler göreceğiz.
Uyanmaya gerek yok artık, hiç uyunmasa yeridir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam