04 Aralık 2016

UNUTULMUŞ SOYKIRIM -ÇİNGENELER-

Haber İçi Üst

ÖTEKİLEŞTİRİLEN, AŞAĞILANAN İNSANLARIN GÜNÜ KUTLU OLUR MU?
8 Nisan 1971 tarihinde Londra’da toplanan Birinci Uluslararası Roman Kongresi, bu tarihin Dünya Romanlar Günü olarak kutlanmasına karar verdi. 8 Nisan bütün dünyada, 2. Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Çingene’nin anısını yaşatmak adına Dünya Romanlar Günü olarak kabul edilmiştir.
Yerleşik toplumlardan çok farklı bir yaşam tarzına sahip, evrensel bir kültürün mirası olan Çingeneler, çoğu zaman, yerel halk tarafından hırsızlık, büyücülük, çocuk kaçırma gibi eylemlerle suçlanmışlardır. 1554’te İngiltere’de Çingene olduğu söylenen herhangi bir kişinin asılması işten bile değildi. Hemen hiçbir yerde istenmeyen Çingeneler, birçok ülkeden sürülmelerine karşın, bir süre sonra bu ülkelere geri dönmeyi başarırlardı. Günümüzde de Çingeneler yaşadıkları bütün ülkelerde ayrımcılığa tabi tutulmaktadırlar. Bu yüzden de birçok ünlü, Çingene kimliğini gizlemek durumunda kalmıştır.
II. Dünya Savaşı’nda Yahudiler gibi Romanlar da Almanlar tarafından büyük bir kıyıma uğratıldılar. 200.000-800.000 arasında Roman çoluk çocuk aşağı ırktan oldukları gerekçesiyle Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya’daki Nazi kamplarında yok edilmiş bu katliam Roman halkı tarafından porajmos “parçalanmak” olarak adlandırılmıştı.
Çingenelik yüzyıllar boyu çeşitli hurafelere konu oldu. Bunun sebebi halkın Çingenelerle aralarına mesafe koymak istemesiydi. “Çingeneyiz Biz” adlı kitabın yazarı ve “Çingeneyiz.org” adlı sitenin editörü Ali Mezarcıoğlu “Neden onların da bizler gibi toprakları ve hayvan sürüleri yok, neden onlar sürekli hareket halindeler?” gibi sorulara verilen yanıtlarla bu mesafelerin oluşturulmaya çalışıldığına dikkat çekiyor.Mezarcıoğlu; “Ne yazık ki ülkemizde de bu tip efsaneler fazlasıyla bulunuyor ve bu efsanelerin etkisi altındaki bireyler ise Çingenelere karşı negatif bir tavır içerisinde olabiliyorlar” diyor. Mezarcıoğlu’na göre, Çingeneler şimdiki durumları hakkında geçmişlerinden ötürü suçlu gösteriyorlar. “Çarmıha Gerilme Efsanesi” dünyada Çingeneler hakkındaki sayısız örnekten sadece biri. Bu efsaneye göre Çingeneler, Hz. İsa çarmıha gerilirken kullanılan çivileri yaptıkları için, Tanrı tarafından lanetlenmişler ve bitmeyecek bir göçebelikle cezalandırılmışlardır. Görülen o ki, Çingenelerin yaşayışları toplumlar tarafından bir ceza olarak algılanıyor böylece olumsuz algılara sebep açan hurafeler de geçmişten günümüze taşınıyor. Günümüzde halen daha Çingene dendiğinde akla gelen birçok yargılayıcı sıfatın kaynağı olan bu hurafeler ve yarattığı imajdan kaçınmak isteyen kişiler ise son yıllarda Roman kelimesine sığınıyor, böylece hakaret etmek yerine bir kültüre atıf yaptığını düşünülüyor.
Çingeneler toplama kamplarına:
1941 ilkbaharında Almanlar Eski Yugoslavya topraklarını işgal ettiklerinde Ustaşa denilen faşist Hırvat çetesinin kontrolü altına giren Bosna-Hersek”te kurulan Bağımsız Hırvatistan Devleti (Nezavism Drzhava Hrvastka) Hükümeti”nin ilk işi, kamusal alanlara ve ulaşım araçlarına “Sırplara, Yahudilere ve Göçebelere [Çingenelere] Yasaktır” posterleri asmak olmuştu. “Ari Kanı ve Hırvat Halkının Onurunu Koruma Kanunu” ve “Aynı Irka Ait Olma Kanunu” uyarınca, iki veya daha fazla kuşaktan beri Çingene olanlar, mal ve mülkleri müsadere edildikten sonra toplama kamplarına gönderilmişlerdi. Müslüman Çingenelere Ortodoks soydaşlarından daha yumuşak davranıldı ancak Sırbistan”daki toplama kamplarından en ünlüsü olan Jasenovac”da 28 bin (Çingene bilim adamlarına göre 60 bin ile 80 bin arasında) Çingene öldürüldü.
Ağustos 1942”de Sırbistan “Yahudi ve Çingene sorununu çözdüğünü” ilan eden ilk ülke oldu. 1943”te Mussolini rejiminin devrilmesinden sonra İtalyanlardan Almanların kontrolüne geçen Arnavutluk”taki Çingenelerin etnik kökeni konusundaki belirsizlikler canlarını kurtarmalarını sağladı. 1941”den itibaren Almanya”nın müttefiki olarak Makedonya ve Trakya”nın kontrolünü üstlenen Bulgaristan”da Kral Boris”in çıkardığı Yahudi düşmanı “Ulusun Korunması Kanunu”nda Çingene adı geçmiyordu ama Mayıs 1942”de Çingenelerin kamu yararına zorunlu çalışmasına karar verildi. Ağustos 1942”de Bulgarlarla evlenmeleri yasaklanırken, bazı Müslüman Çingeneler din değiştirmeye zorlandılar. Yine de, 1943”ün başında Kral Boris, Makedonya ve Trakya”daki bütün Yahudileri toplama kamplarına gönderirken Bulgar vatandaşı olan Çingeneleri sürgünden muaf tuttu. Dolayısıyla savaş sırasında sadece (!) 5 bin civarında Bulgar Çingenesi hayatını kaybetti. Bulgaristan”ın kontrolü altındaki Makedonya Çingeneleri de Boris”in tavrı sayesinde soykırımdan kurtuldular. Yunanistan”daki Çingeneler ise 1943”te tam Auschwitz toplama kampına gönderiliyorlardı ki, (bir iddiaya göre) Atina Baş Piskoposunun müdahalesi ile kurtuldular. En büyük kırıma ise Romanya Çingeneleri uğradı. 300 bin Romanya Çingenesinden yaklaşık 36 bini (Çingene araştırmacılara göre 90 bini) Nazi toplama kamplarında hayatını kaybetti.
İşte bizim ülkemizde de aynı ayrımcılığa uğrayan, dışlanan, ötekileştirilen Çingeneler etrafımızdan uzaklara bir yerlere taşındılar. Yaz aylarında yol kenarlarında, özellikle harnupların altında köyümüzde görmeye alıştığımız Çingeneleri artık görmez olduk. Köyümüze geldiklerinde hemen hemen her gün kapımızı çalan ve annemle kahve içip, bize şiş satıp karşılığında tavuk alan, altın dişli, farklı konuşan bu insanların yarattığı zenginlik artık etrafımda yok. Mağusa bölgesinde Salamis yolu üzerindeki evlerini satıp oralardan da çekildiler. Karpuz dolu vanlarla görmeye alıştığımız, özellikle İskele, Güzelyurt ve Mağusa’da yaşayan Çingeneler çoktan yerleşik yaşama geçtiler. Geçtiler geçmesine ama toplum arasındaki ayrımcılık sona ermedi. Onlar hala başka dünyanın çocukları olarak ötekileştirilmeye devam etmektedirler.
İşte dünya Yahudilere yapılan soykırımları yıllardır çeşitli platformlarında anmayıp, anarken tarih boyunca karşılaşıldığı gibi ÇİNGENELER soykırımda da hatırlanmayıp, unutulmuştur. İnsanlık yanlı tutumunu, ırkçılığı protesto ettiği korkunç olaylarda bile yine ırkçılık yaparak sürdürmüştür. Bu konu üzerine sosyal medyada paylaştığım bir fotoğraf üzerine ise ülkemizin temel taşı gazetecilerinden Sn. Ahmet Tolgay şöyle tepki vermişti: “Naziler tarafından kıyımdan geçirilen Yahudilerin yası yıllardır çığlık çığlığa tutulur da, kıyım kurbanı yüz binlerce Çingene’yi anımsayan bile yok… Bu da ırkçılığın dik alası… İnsanlık, işte öyle bir aymazlık!..”

– Gupse Gamze Tokgöz’ün www.bianet.org sitesindeki araştırmalarından ve
    www.cingeneyiz.org sitesinden faydalanılmıştır.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam