08 Aralık 2016

Ümit tükenmez, tükenmemeli

Haber İçi Üst

Toplum adına konuşmayım amma ben 1974’te çok ümitlenmiştim. Şimdi dedim ekonomik, politik, idari hürriyetimize kavuştuk. Dış güvenliğimizi sağlayan, maliyetini yüklenen bir Anavatan var, nüfusumuza kıyasla büyük, güzel bir toprak parçasının yönetimi elimize geçti; Hade diyelim, ihtiyacımıza dayalı nüfusumuz 150,000-200,000 olsun, dıştan baskılar, izolasyonlar ne derece olursa olsun, hukukun üstünlüğüne dayalı, fert başı yüksek ortak üretim faktörleri, çevre düzen olanakları ile bu toprakları dünyanın en güzel ülkesi yapacak, üretim faktörlerinin bolluğu, biraz ciddiyet ve gayretle ortak kamu sahipliliği ve üretimi neticesi buraları minyatür bir Kanada yapacak, halkımıza çok yüksek, dengeli bir refah sağlayacağımızı ümit etmiştim. Barış ister kısa, ister uzun vadede gelsin, bu gidişatı sağlam bir zeminde göğüsleyeceğimize inanmıştım. Toplumumuz sağlam mücadele adamı çıkarabilmiş (Churchill misali diyelim), ancak maalesef mücadele sonrası, şu veya bu sebepten, ülkenin başına, İngiltere’de Eden misali diyelim, devlet adamı veya adamları getirememiştir veya daha doğrusu devlet adamı çıkaramamıştır. Bu nedenle içten, dıştan çekirgelerin istilası engellenememiş, o zamanki motivasyonla tüm çabalarımızın boşa gittiğini süreç içinde üzüntü ile görenlerdenim.

Ümit bitti derken Annan Planı ile tekrar yeşermiş, sabahlara kadar medyada nefes tüketerek, romatizmalarımı azdırarak yüzde 65 ortak bir akıla ulaşmaya katkı koyduk. Fanatik cehaleti ile yine ümidimiz söndürüldü.
Derken yine bir ümit ışığı belirdi. Toplum barış için on binlercesinin meydanlara inmesi akabinde, kötü gidişata dur demek için topyekun yönetimi değiştirdik. Ne de çok ümitlenmiştik. Şimdi dedik, şeffaf bir düzen, hesap sorulacak, suiistimallerin önü kesilecek. Genel anlamda hukukun üstünlüğü hakim kılınıp, adalet dağıtımı süratlendirilecek. Hade Kıbrıs sorununu çözme iki taraf ister, çok cesaret ister, malum dış güçlerinin onayını ister diye ben çözüm konusunda fazla ümitlenmemiştim ama liyakat sistemi uygulanacak, kamu işletmeleri özerkleştirilip üretkenliği artırılacak diye çok ümitlenmiştim. Ne gezer? Bu bana ve son genel seçimlerde görüldüğü gibi toplumun çoğunluğuna büyük hayal kırıklığı ve ümitsizlik getirmiş, toplum “hepsi aynıdır” yanılgısına sevk edilmiştir. Bu olay hayatımda toplumsal kavramda en kızdığım olay oldu, belki de ümitlerime son darbe oldu derken;
Ümitler tükenmez ya, bu toplumdan bir genç akademisyenin ortaya çıktığını, sorunlara doğru parmak bastığını gördük, gördüm. Ülkemizde akademisyen çok, ancak akademisyenlik ile karakter üstünlüğünü, cesareti birleştiren bu ülke sevdalısı, şahsi menfaatinden sıyrılmış, uzun vadeli ve toplumsal faydayı düşünebilen, aksaklıkları, eksiklikleri sorgulayan, devlet adamı niteliklerini sergileyen bu genç, sizi bilmem ama beni tekrar ümitlendirmiştir. Sn. Özersay’ın “Toparlanıyoruz” sloganı ile kurduğu STÖ’nün dün akşam birinci yılı resepsiyonuna katıldım. Halkımızın şunu iyi bilmesi gerekir. Ticaret Odası, Sanayi Odası, Çiftçiler Birliği vb. gibi sektörel maddi menfaatleri organize etmek kolaydır. Ancak genel faydayı organize etmek, özellikle dejenere olmuş bir toplumda, çok zordur. Örneğini Hayvanları Koruma Derneği, Tüketicileri Koruma Derneği ve şimdilerdeki “Toparlanıyoruz” STÖ gibi. Her ne kadar da niyet asil olsa dahi! Bu gibi STÖ’nün etkin olabilmesi sağlam eğitim temeline sahip toplumlarda mümkündür. Eğitimimizdeki bu zafiyeti yine “Toparlanıyoruz” inisiyatifine ve becerisine kalmış, zaman alsa dahi bunu başarmalarını bekler ve bütün kalbimle umarım. Bir ülkede vergi verenlerin hakkını koruma, kamu harcamalarının ekonomik rasyonelliğini, suistimallerin  önlenmesi ve/veya hukuka havalesinin sağlanmasında ısrarcı olma, şeffaflık, bilinçli oy vermeyi gelişmiş ülkelerde ilgili STÖ’ler de gözetler ve sağlar. Örneğin İngiltere’de güçlü “Tax Payers Alliance”. Bizde böyle bir STÖ yok ama, sözde Tüketiciler Derneği var. Tüketiciler Derneği maalesef etkin bir görünüm vermemekte. Güncel özelleştirmelerin gereği, şekli hakkında, ne de ülkede kol gezen klikleşmeler, monopoller hakkında bu derneğin söyleyecek pek sözü olmadığını hayretle izlemekteyim. Bu görevin de  “Toparlanıyoruz” STÖ’nün üzerine yüklendiğine şahit olmaktayım. Böylece “Toparlanıyoruz” bence torba bir Sivil Toplum Örgütü olup, bunun bilincinde olduklarına eminim. İş zaman ister ve KKTC gerçeklerinde zordur. Halkımızın bu STÖ’den maddi ve manevi desteğini esirgememesi, bu gibi girişimlerin gerekliliğini, gelecek nesillerin refahını sağlayacak bilinçli bir girişim olduğunu görmesini temenni ederim. Sektörel STÖ’lerin de uzun vade menfaatleri ile akımın bağdaştığını görmelerinde fayda vardır. Bunu görebilmelerini bekler ve Bedesten’i doldurup sokağa taşırmalarını beklerdim. Resepsiyondaki manzara bana hareketin partileşme yönündeki adımının daha erken olduğunu, eğitim görevinin daha zaman alacağını göstermektedir.
Harekatı takdir eder, gerçek milliyetçilik olarak görür, elimden geldiğince destek vermek için lokallerini yakında ziyaret edeceğim. Artık bu topraklarda adalete, hukukun üstünlüğüne, üretkenliğe yani iyi yönetimlere ve ilkeli duruşa kapı  açacak bu gibi girişimler ile, bunları savunan partilerimizin ve tüm vatandaşların bir araya gelmesinde geleceğimiz için büyük yarar vardır demeyeceğim, artık şarttır diyeceğim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil