11 Aralık 2016

Üç yıl ne çabuk geçti…

Haber İçi Üst

Zaman çabuk akıp gidiyor.
Yazımı yazmak üzere bilgisayarın karşısına tam oturmuştum ki, Hüseyin Ekmekçi aradı.
Dün Hüseyin Ekmekçi’nin doğum günüydü.
Gazetede Hüseyin için sürpriz bir pasta hazırlandı.
Ben pasta kesildiğinde orada değildim.
Pasta kesimi öncesinde Hüseyin’in doğum gününü kutladım.
Pastanın üzerine gazetenin 2 Kasım manşetlerini koymuşlar.
Ben pastanın üzerinde manşetlerin olduğunu bilmeme rağmen pastayı görmemiştim.
Hüseyin telefonda Havadis’te ilk yazımın 2 Kasım 2009’da çıktığını söyledi.

O günkü Havadis’in sürmanşetinde benim fotoğrafımla birlikte gazetede yazmaya başladığımı duyurmuşlardı.
“Gazetecilerin Gazetesi” Havadis’te yazmaya başlayalı üç yıl olmuş…
“Zaman ne çabuk geçiyor” dedim Hüseyin’e…
Ben üç yılın geride kaldığının farkında değildim doğrusu.
Hüseyin’in doğum günü için hazırlatılan pasta üzerindeki gazete manşetleri vesile oldu da Havadis’te üç yılımın geride kaldığını öğrenmiş oldum.
Geriye dönüp bakıyorum da “İyi ki Havadis’teyim” diyorum.
Gazetecilerle birlikte gazetecilik yapabilmenin keyfini yaşıyorum.
Özgürce yazılarımı yazıp, her pazartesi sizinle buluşan röportajları keyifle yapıyorum Havadis’te…
Geçmişe ışık tutmaya çalışıyoruz bu röportajlarda…
Yakın siyasi tarihimizde gizli kalmış birçok ilginç olay, bu röportajlarla birlikte tarihe not olarak düşülmüş oluyor.
Bu arada bu röportajların artık kitaba dönüştürülmesinin zamanı da geldi galiba.
Röportajları okuyanlar “Bunları bir kitapta toplamayacak mısınız?” diye soruyor.
Yapacağız.
Ama bunun için zaman ayırmak lazım.
Öyle görünüyor ki ayıracağız…
Havadis ailesi çok büyük bir aile…
Çalışanları ve okuyucuları ile kocaman bir aile…
Ve ben bu ailenin parçası olduğum için kendimi şanslı sayıyorum.
Daha başka gazetelerde de geçmişte yazılar yazdım.
Ama Havadis gerçekten çok farklı…
Havadis’in sadece bir yazarı değilim, parçasıyım.
Havadis’in “Gazetecilerin Gazetesi” olması bunda en büyük etken.
Patron yok bir kere…
Gazeteciler var…
Onların olduğu yerde de gazetecilik yapma heyecanı ve hareket var.
İyi ki de var…

Aslında Havadis sadece biz gazeteciler için değil, Kıbrıs Türkü için de iyi ki var.
Havadis ile birlikte medyada birçok şey de değişti.
Çok seslilik geldi.
Üç yıl önce yazdığım yazıya dönüp baktım dün bir kez daha…
“İnançlı olmak lazım. Hayatı anlamlı kılmak için mutlaka bir şeylere inanmalı insan. İnanç olmayınca olmuyor” diyerek başlamışım.
Ve şöyle devam etmişim:
KTTO Başkanı Günay Çerkez anlatmıştı bana.
Köyün birinde uzun zamandır yağmur yağmamış.
Kuraklık köylünün canını iyice bir yakmış.
Çaresiz kalan köylü yağmur duasına çıkmaya karar vermiş.
Ve yağmur duasına çıkma saati gelince de sadece bir köylü elinde şemsiye ile birlikte yağmur duasının yapılacağı alana gelmiş.
İnanç işte böyle bir şey.
Havadis de yola bir inançla çıktı.
Ve çok kısa bir zamanda önemli mesafeler kat etti.
Havadis, Kıbrıs Türk basın yaşamında yeni bir başlangıç yapma cesaretini gösterdi ve yeni bir sayfa açtı.
Bugün ben de yeni bir başlangıç yapıyorum
.
Böyle yazmıştım üç yıl önce…
Üç yıl sonra Havadis’le birlikte yapacağımız yeni projelerin heyecanı ile bu yola devam ediyorum.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil