11 Aralık 2016

Türkler paylaşmayı öğreniyor

Haber İçi Üst

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma sürecinde, özellikle Anadolu’ya sığınan ve Kurtuluş Savaşı’yla 1923’lerde DEVLET kuran Türkler, yeni bir döneme giriyorlar.
  Osmanlı Devleti’nin yıkılması sürecinde, özellikle BALKANLAR’dan sürülüp gelen gruplar, İttihat ve Terakki Partisi içinde alabildiğine etkili oldular.
Yerinden, yurdundan sökülüp, tek sığınacak yerleri ANADOLU olan göçmen gruplar, koyu bir Türk milliyetçiliğinin mimarı oldular.
Anadolu’ya gelen göçmenlerin yerleşebilmeleri ve sermaye birikimi yapabilmeleri için, önce Ermeni’ler yok edildi. Dönemin Ermenilerinin Ulus Devlet kurmak için, İngilizlerle iş birliği yapmaları, Türk milliyetçilerine, İstanbul ve Anadolu’dan Ermenileri temizleme şansı verdi.
Yüzyıllardır, Anadolu’nun en eski halkı olan Ermenilerin büyük bir kısmı katledildi, topraklarından sürüldü.
Ermeni çocukları ya Kürt ailelere veya Türk subay ailelerine evlat olarak verildi.
Ermenilerden sonra, sıra diğer gruplara geldi.
Yunanistan’ın, Anadolu’yu işgale gelen ülkeler arasında bulunmasının sonuçları, İstanbul ve İzmir yörelerinde yaşayan Rumlar için yıkıcı oldu.
Kurtuluş Savaşıyla birlikte, Yunanistan ile yapılan MÜBADELE antlaşmasıyla, Rumlar Yunanistan’a sürülürken, önemli sayıda Müslüman ve Türk gruplar Anadolu’ya taşındı.
Karadeniz’de yaşayan PONTUS RUMLARI, LAZ’lar da büyük bir kırımdan geçirildi. 400 bine yakın insan Gürcistan’a, Rusya’ya göç etmek zorunda bırakıldı.
Kurtuluş Savaşında, Anadolu’yu kurtarmak için beraber çarpışan Türkler ve Kürtler, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ortak bir devlet kuracakken, Türk milliyetçilerinin Ordu içerisindeki gücü, Kürtlere baskıya yöneldi. Özellikle DERSİM olaylarıyla Türk ve Kürtler Anadolu’da karşı karşıya getirildi. 1923lerden günümüze kadar Kürt-Türk çatışmaları Anadolu’yu tarumar etti. Kürtler, hem kapalı, hem de açık hapishanelerde, çok baskıya uğratıldı. Yerlerinden sürüldü, öldürüldü.
Kıbrıs olaylarının başladığı 1950’li yıllardan günümüze, İstanbul Rumlarının, Kürtlerin ve diğer azınlıkların Türklerden çektiği baskılar, dünya basınında devamlı gündem oldu.
Türkiye Rumlardan ayıklanırken, Kürtler değişik örgütlenmelerle, Türk Devletine karşı çıktılar.
Bu arada, geçen yıllarla birlikte sermaye birikimini sağlayan Türk Burjuvazisi, Özal ile birlikte, dünya pazarına açılma ihtiyacını hissetti.
Dünya pazarına açılabilmek için, bürokratik ve askeri diktatörlüğün TASFİYE edilip, BURJUVA HUKUKU’nun kurulması gerekmektedir.
Türkiye’de şimdi yapılan budur. YENİ ANAYASA,  KÜRTLERE eşit haklar verilmeye çalışılması, Türkiye içerisindeki azınlıklara eski haklarının iadesi ve tazminat verilme çalışmaları, palazlanan ve kendine güvenen yeni Türk burjuvazisinin, dünyaya açılma siyasetlerinden başka bir şey değildir.
Özellikle, Türk Devletini kuran parti olan CHP’nin ve MHP’nin, Türk-Kürt çatışmasını durdurmak için, AK Parti’nin çalışmalarına karşı çıkması, Öcalan ile yapılan görüşmelere karşı saldırgan politikaları, yeni uzlaşıcı döneme ESASTAN karşı çıkmalarından başka bir şey değildir.
Globalizm, dünya pazarını birleştirirken, kimi yerde ARAP BAHARI, kimi yerde BASK MODELİ, İrlanda Birleşme modelini yaratmıştır.
Şimdi sırada KÜRT-TÜRK modeli vardır. Ardından Kıbrıs modeli gelecektir.
Bu süreç, globalizmin dayattığı bir süreçtir. Türk milliyetçiliğinin dayanamadığı bu sürece Rum Ortodoksları da dayanamayacaklardır.
Türklerden sonra, Kıbrıs Rumları da ZOR’la paylaşmayı öğreneceklerdir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil