10 Aralık 2016

Türkiye’deki Gelir Vergisi Kanun Tasarısı’nın ekonomimize yansımaları…

Haber İçi Üst

Ülkemiz yatırım ikliminin gelişmesi ve doğrudan dış yatırımın ülke ekonomisine katkı sağlayıp, sermaye girişinin hızlanmasında, vergi yasalarının net, şeffaf ve basit olması hayati önem taşımaktadır.Dış yatırımcı, yabancı ülkelere yapacağı yatırımlarda, yatırımın yapılacağı ülkenin vergi hukuku açısından şeffaf ve adil olmasını ve vergi yasaları konusunda da yeterli bilgi düzeyine sahip olmasını ister. Planlama ve hazırlık aşamasının yatırımın gerçekleştirilmesi sürecinde en önemli kriter olarak değerlendirirsek, hazırlık aşamasında bu tür konuların yeterli seviyede tartışılması, yatırımdan sağlanacak getiriyi de en üst seviyeye çıkarmaktadır.
Bu nedenle her ne kadar da uluslararası alanda tanınmamışlık ve ticaretin önündeki engellerle birlikte, dünyadan izole edilmiş bir vaziyette faaliyetlerimizi sürdürüyor olsak da, kapılarımızı dış dünyaya tamamen kapatıp, gelişmelerden uzak kalmak, yapısal bozukluklar ve mukayeseli avantajlarımızı açığa çıkarma konusunda zafiyet oluşmasına yol açmaktadır.
Netice itibarıyla yazı başlığından da bahsetmiş olduğum gibi, 27 Mayıs 2013 tarihinde ilgili kanun tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne görüşülmek üzere sevk edildiğinde, kanun tasarısının gerekçeleri arasında, özellikle ödeme gücüne göre vergi alınması prensibi ve gelirin tanımlanması ve kapsamı açısından da en önemli 2 kriter olan net artış ve kaynak teorisi hakkında detaylı bilgi vermektedir.
Kanun tasarısının ülkemizi ilgilendiren en önemli maddeleri arasında, özellikle yurt dışına yatırım yapacak olan gerçek veya tüzel kişilerin, yatırımları karşılığında vergi cenneti diye adlandırılan ülkelere sermaye transferi yapıp, haksız rekabete yol açması ve vergi adaletini erozyona uğratması riskine karşı alınmış bir tedbir olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, kanun tasarısı içerisinde en önemli gördüğüm 2 önemli kriter şöyledir;
1-Yurt dışındaki yatırımla ilgili faaliyetlerin en az %75’inin ticari faaliyetlerden sağlanması ve sağlanan gelirlerin istihdam ve diğer etkenlerle desteklenmesi,
2-Yatırım yapılan ülkeden sağlanacak kazanç üzerinden ödenecek vergi oranının, %10’un altında olmaması.
Şu aşamada mevcut yasa tasarısı, ülkemiz açısından pek bir sıkıntı olarak algılanmasa da, mevcut yasa tasarısının olduğu şekli ile yasallaşması, özellikle Türkiye’deki yatırımcıların sermaye transferi açısından risk teşkil doğurabileceği düşüncesine ile ülkeye yapılacak yatırımın sekteye uğrama riski ile karşı karşıya kalmamıza yol açacaktır.
Bu nedenle, yurt dışından sağlanması düşünülen doğrudan yatırımların, bu tür düzenlemelerden olumsuz etkilenmemesi adına, süreci iyileştirici yönde birtakım adımların atılması gerekmektedir. Bunların en başında, yurt dışı firmaların bu tür yatırımları karşısında ülke içerisinde işyeri kurup, yerli istihdama katkı sağlamasını teşvik etmek ve bunların belirli muafiyetlerle desteklenmesidir.
Neticede hiçbir ülke, kendi ülkesinden sermaye çıkışına pek sıcak bakmaz ve bunu engelleme adına gerekli yasal düzenlemeleri zamanında almaya çalışır. Bu nedenle bizim de dış dünyadaki gelişmeleri sürekli takip edip, bu tür düzenlemelere karşılık anında cevap verebilme yeteneğine sahip olmamız gerekmektedir.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil