10 Aralık 2016

Türkiye’de Yeni Bir Dönem Başlıyor

Haber İçi Üst

Havadis yazarlarının BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ile gerçekleştirdikleri söyleşinin bugün ikinci ve son bölümünü okuyacaksınız. Ertuğrul Kürkçü bugünkü bölümde Türkiye’de yaşanmakta olan çözüm sürecinin nasıl bir seyir izleyebileceğine ilişkin soruları yanıtladı. Kürkçü bu sürecin kesintiye uğramadan başarıya ulaşabileceği görüşünü dile getirdi. Kürkçü bu sürecin kazananının halk olacağını anlattı…

Havadis: Çözüm sürecinin kesintiye uğrama riski var mı? Hükümet aniden bir geri adım atar mı?
Ertuğrul Kürkçü:
Şöyle diyebiliriz, tarihte böyle ihtimaller hep vardır. Yani bir yönetimin çıldırması, planlarını yapmamış olması yüzünden yüz geri etmesi, şaşırması mümkün. Fakat “zamanın ruhu” diye bir şeyden söz edilir. Süreç öyle bir yere evirildi ki bu gidişatla çelişen herkes itibarsızlaşacak. Dolayısıyla belki de en büyük güvence bu. Çünkü halkta çatışmanın son bulacağına dair o kadar büyük bir ümit uyandırıldı ki,  bundan dolayı bunu yıkan insana hiç kimse itimat etmez. O zaman zaten buna parlamenter bir çözüm de çıkmaz. Kaotik bir sürece girilir. Bence herkes bunu düşünmüştür.

Havadis: Abdullah Öcalan’ın “Bu süreç başarısız olacak olursa ondan sonra olacak şey 100 bin gerilla ve çatışmadır” diye bir sözü oldu mu?
Ertuğrul Kürkçü:
Hayır öyle bir şey değil. Öcalan’ın söylediği şey şu: “Eğer çözüm iradesi ortadan kalkar ve bize yeniden savaş dayatırlarsa, biz de o zaman elimizde ne varsa onunla savaşırız.” Söylediği bu… 50 bin adamla nihai bir çatışmaya gireriz. Dediği bu. Bu mantıklı bir cümle…

Havadis: Bu olası mı?
Ertuğrul Kürkçü:
Bu en kötü senaryo. Zaten o duruma gelmemek lazım. Bu caydırıcı bir beyandı.

Havadis: Anayasa’da belli konularda ilerleme sağlanması sürecin ilerleyebilmesi için şart mı?
Ertuğrul Kürkçü:
Şimdi Anayasa’da ne olacak meselesine gelince, bizim önerimiz, BDH bloğu parlamentoda Anayasa Komisyonu’na yerel özerkliklerle güçlendirilmiş temsili bir parlamenter rejim teklifi yaptı. Dolayısıyla bizim arkasında durduğumuz şey bu. Bizim başkanlık rejimi tartıştığımız bir konu değil. Başbakan bunu ortaya attı. Fakat ne demek istediğini de bugüne kadar ayrıntılı bir plan olarak ortaya koymadı. Bu konuda bizimle Başbakan arasında bir ittifak yok. Bizim önümüzde Başkanlık rejimi ile ilgili bir öneri yok. Eğer Başbakan’ın aklında “Benim Firavunluğumu onaylıyor musunuz” gibi bir düşünce varsa, o zaten imkansız… Erdoğan, “Birazcık Firavunluk yapacak, birazcık da size bir şeyler verecek bir planım var” gibi bir şey de bize getirmedi. Öte yandan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda da bizim önerilerimiz belli, ama onlarınkini bilmiyoruz.

Havadis: Başkanlık sistemi Recep Tayyip Erdoğan ile gündeme gelmiş bir mesele değil. Sizin başkanlık sistemine yaklaşımınız nedir?
Ertuğrul Kürkçü:
Başkanlık sistemi bugüne kadar Recep Tayyip Erdoğan dışında kimse tarafından önerilmedi. 

Havadis: Başkanlık sistemini dönemin lideri ile özdeşleştirip tartışmak doğru olmaz değil mi?
Ertuğrul Kürkçü:
Dönemin liderleri bunu önerdikleri için ister istemez onların şahsında konu tartışılıyor. Fakat daha genel, siyaset bilimi açısından, tarih ya da siyaset sosyolojisi açısından konuştuğumuzda aslında başkanlık rejimleri hepsi imparatorluk kalıntısı, Krallık kalıntısı rejimler. İşte Fransa’daki böyle, Latin Amerika’dakilerin hepsi şöyle ya da böyle şeflik rejimlerinin devamı olan şeyler. Biricik, bu konuda anlamlı tek şey, kendisi demokrasiye tekabül eden Amerika Birleşik Devletleri’ndekidir. Çünkü o, her biri özgür eyaletler, devletler olarak kurulmuş bir birliğin, kendisini bir kişide somutlamasıdır. Ama onun etrafına muazzam bir kontrol ve denge mekanizması kurması ile ortaya çıkmış çok kendine özgü bir şeydir. Bizde öyle bir arka plan yok ki… Bizde öyle bir yerden gelen bir hareket mi var? Bu tamamen Tayyip Erdoğan’ın sınır tanımaz bir hakimiyet için aranışlarını bize başkanlık rejimi diye anlatmasından doğdu. Bugün Türkiye’de o kadar güçlü bir yürütme var ki, bir çeşit şeflik sistemi var. Yürütmeye ve yürütmenin başına çok büyük güç veren bir sistem var.  Bu sistem Kenan Evren Cumhurbaşkanı olacak diye dizayn edilmişti. Şimdi biz bundan kurtulmaya çalışırken, bize hiçbir taraftan dengelenmemiş, kontrol edilmemiş, denetim altına alınmamış bir başkanlığı vermesini biz niye kabul edelim. İkincisi biz bunu neden silahsızlık ve barış süreci ile ilişkilendirelim. Barış süreci her şekilde elde edilebilir. Şimdi Başkanlık sistemi yok diye biz barış yapamayacak mıyız?

Havadis: Sizden AK Parti’nin bu yönde bir talebi var mıdır, yok mudur?
Ertuğrul Kürkçü:
Bize parti olarak böyle bir talep gelmiş değil. Biz ayrıca böyle bir talebi almadık. Herkesin önünde konuşulanı biliyoruz.   

Havadis: Türkiye tarihinde yaşanan olaylara bakıldığı zaman uzlaşı kültürünün olmadığı görülür. Bu olaya bakıldığı zaman bu ciddi bir uzlaşı projesi gibi duruyor. Cumhuriyet tarihine bakıldığında her zaman çatışmaların çeşitli nedenlerle olduğu görülür. Ama hiç böyle bütünlüklü büyük bir proje ile bir uzlaşı, bir barış projesi gündeme gelmemişti.
Ertuğrul Kürkçü:
Doğru, bu mesele ilk defa halkın ağzına düştü. İlk defa… Doğru bir teşhis…

Havadis: Yani AK Parti bir yok etme politikası izledi mi diyorsunuz… Askeri bir imha stratejisi mi izledi?
Ertuğrul Kürkçü:
Doğru öyle diyorum. Zaten bunu Türkiye’de açıkça yazdılar. Ve var olan o çatışma bugün bu şekle dönüştü.

Havadis: AK Parti’nin bu uzlaşmadan ne çıkarı var ki böyle bir siyasi riskin altına girdi?
Ertuğrul Kürkçü:
İki tane çıkarı var. Birincisi bugüne kadar izledikleri stratejiler istedikleri sonuçları vermedi. Bu stratejide yani AKP’nin daha milliyetçi bir tavır takındığı durumda AKP’nin değil, MHP’nin oyları yükseldi. Çünkü Türkiye’de bu tür milliyetçiliğin bir adresi var. Siz o alanı körükledik sonra destek o alana doğru yöneliyor. Zaten MHP’nin şimdi sesini bu şekilde yükseltmesi, imha sözlerini meydanlarda söylemeye başlaması bir prim yaptığını görmesinden. Dolayısıyla birincisi bu strateji AKP’nin umduğu sonuçları vermedi.

Havadis: Ama AK Parti’nin oyları hiç düşmedi, bu nasıl açıklanabilir?
Ertuğrul Kürkçü:
Hayır, AKP’ye göre oyları düşmedi. Bağımsız araştırmacılara göre öyle değil. Bir kere oyları artmadı. Oyu artan Recep Tayyip Erdoğan. Özellikle Kürt bölgelerinde çatışmalardan ve vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmak istenmesinden sonra AKP’nin oyları düştü. Bu nedenle Diyarbakır AKP İl Başkanı istifa ettirildi. Çünkü, “Oy kaybediyoruz” dedi. Durum göründüğü gibi değil. İkinci nokta bunlar böyle olmasa da AKP için son derece yeni bir durum var. O da Kuzey Irak’ta ya da Güney Kürdistan’daki durum. Güney Kürdistan’la AKP’nin anlamlı bir dayanışma ilişkisi kurabilmesi için Türkiye’deki meseleyi çözme durumu ortaya çıktı. Şu an Irak’ta ortaya çıkan bütün ihtilaflarda Türkiye Barzani rejimi ile birlikte hareket ediyor. Orayı son derece önemli bir petrol tedariki ve sermaye ihracı alanı olarak görüyor. Şimdi ikinci nokta Suriye’nin Kuzey’inde ya da Batı Kürdistan’da ortaya çıkan durum. Burada da yeni bir özerklik alanı ortaya çıktı. Şimdi bütün bunların hepsi ile bir çatışma halinde, yani içerde çatışma, Irak’ta çatışma, Suriye’de çatışma, yani bütün bu çatışmalar sürdürülemezdi. Burada bir orta yol arayışı içerisine girildiği için AKP oralardaki çözümle buradaki çözümü ortaklaştırıp bir sükûnet sağlamak ve bunun üzerinden de bölgede nüfuz tesis etmek istediği içindir ki bu şekilde hareket ediyor.

Havadis: Nereye kadar nüfuz tesis etme peşinde AK Parti?
Ertuğrul Kürkçü:
Benim gördüğüm kadarıyla esasen Irak’ta ve Suriye’deki gidişata buradaki barış ile nüfuz edebileceğini düşünüyor.  

Havadis: Daha ilerde bir birleşme ya da konfederal bir yapı ortaya çıkar mı?
Ertuğrul Kürkçü:
Bence, Orta Doğu’da bir savaşla çizilmiş olan sınırların savaşa yakın bir durum doğmadan değişmesi biraz olanak dışı. Fakat yeni bir nüfuz tesisi mümkün olabilir. Yani Türkiye bu kadar çok sermayeyi Kuzey Irak’a attıktan sonra orası ile iyi ilişkiler ve huzur ister. Türkiye’nin doğusunu da bir sermaye ihraç alanı olarak kılabileceğini de görürsün bu şartlar altında. Bence mesele burada iktisadi çıkar, siyasi nüfuz ve bölgesel güç olma iddiasıdır AKP açısından. Tanzim edici bir oyuncu olmak istiyor AKP bölgede…

Havadis: Türk Silahlı Kuvvetleri ile bir hesaplaşma olmadan AKP bu projede yürüyebilir miydi?
Ertuğrul Kürkçü:
Güvenlik ve stratejik yöneliş konusunda güçlü rakiplerin mevcudiyeti halinde AKP tabii ki bunu yürütemezdi.

Havadis: Asker güçlü bir rakip miydi?
Ertuğrul Kürkçü:
Tabii ki asker stratejik bilgi ve güvenlik tekelini elinde tutuyordu. Bunu bugüne kadar hiçbir hükümete vermemişti. Söz hakkı da vermemişti. Özal ile bir miktar çekişme oldu hatırlayacaksınız. Onun dışında hiçbir hükümet askerin bu konudaki tekelini sorgulamadı. Tabii ki askerin kendi kendisini düşürdüğü durumun da bunda payı var. Mesneti olmayan bir darbe girişimi sonucunda düştüğü durum önemli. İkincisi de AKP bu gücü şu an için geriletti. Ben Silahlı Kuvvetler’in tamamen AKP’li olduğunu düşünmüyorum. Ararsanız belki de bir tane AKP’li subay bulamazsınız ama Silahlı Kuvvetler hükümetle itişme diye bir durumu kendi lügatinden çıkardı diyebiliriz. Çıkartmak zorunda kaldı…

Havadis: Şimdi bu süreç sonunda bir uzlaşı sağlanırsa Silahlı Kuvvetler’in tavrı ne olur?
Ertuğrul Kürkçü:
Milli Güvenlik Kurulu’nda halka açıklanmayan bölümlerde bunların konuşulduğunu ben düşünüyorum. Genelkurmay Başkanı ile Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasındaki görüşmelerde bunların konuşulduğunu ve Silahlı Kuvvetler’in rızası olduğunu tahmin ediyorum.

Havadis: Rızasına ihtiyaç var mı?
Ertuğrul Kürkçü:
Şundan ötürü var, bir harp yapacaksınız ya da bir harbi durduracaksınız, tıpkı bir harpte yer alan savaşçıların düşünüldüğü gibi sizin de düşünmeniz gerekir. Olmaz başka türlü. Savaşma, çatışma insan iradesini ve her bir kişinin adanmışlığını gerektiriyor. Kurşun asker olmadığı için rıza edilmek önemli… İkna edilmiş olduklarını ben görüyorum. İkincisi asker çok önceden beri bütün hükümetlere “Bir hal yolu bulun” diyordu. Askerin de şöyle bir başka baskısı oldu. “Ben çatışıyorum. Sahada yapılacak olanları kendimce yapıyorum. Ancak bir siyaset yok” diyordu. Dolayısıyla askerin siyaset talebi, bir şekilde karşılanmış oluyor. Bir de şey denendi, asker ve hükümet beraber denediler. Topyekun imhayı denediler, olmadı. Ben geçtiğimiz yaz sadece PKK’nın değil, askerin de çok zorlandığını biliyorum. İş bütün araziye yayılınca, herkes her yerde çatışır hale gelince, kentlere doğru çatışma birlikler halinde yönelmeye başlayınca tabii ki Silahlı Kuvvetler de çok zorlandı. Bu zaten kazanını olmayan bir savaş haline geliyordu. Ordu bu süreci gönlünden çok coşarak kabul etmediyse bile, bu sürece rıza gösterdiğini ben düşünüyorum.

Havadis: Önümüzdeki bir-iki yılda Türkiye’de ne olacak?
Ertuğrul Kürkçü:
Önümüzdeki bir iki yılda zaten programlı olan şeyler belli. Cumhurbaşkanlığı seçimi, yerel seçimler, Anayasa oylaması olacak olacaksa ve 2015’te Genel Seçimler olacak. Türkiye’de demek ki bir bütün olarak rejim yeni bir raya girecek ya da girmeyecek. Çok gergin ve çok tartışmalı ve muhtemelen kansız bir dönem yaşayacağımızı ben düşünüyorum. Kimin kazanacağına ise halk karar verecek. O kapıyı açık tutabilirsek bence çok büyük bir başarı. Artık Türkiye’de şöyle demek istiyorum, “Artık Türkiye’de yukarıdan dayatılan değil, halkın rızasını kazanacak çözümlerin devreye gireceği bir yeni iklim oluşacak” diye görüyorum…

Havadis: Bu söyledikleriniz AK Parti’nin söylemleri ile örtüşmüyor mu?
Ertuğrul Kürkçü:
Hayır örtüşmüyor. AKP bu sürecin sonunda kendi kazanacağını düşünüyor, bu oyunu kazanacağını sanıyor. Ben halka söz hakkı düştüğünde AKP’nin kazanmayacağını, bizim kazanacağımızı düşünüyorum… AKP’nin kaybedeceğini biz alacağız ve dengeli bir parlamento ortaya çıkacak. Onların gerileyeceği, bizim alan kazanacağımız yeni bir dönemin açılacağını düşünüyorum.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil