11 Aralık 2016

Türkiye’de başarılı bir Kıbrıs’lı Türk

Türkiye’de başarılı bir Kıbrıs’lı Türk
Haber İçi Üst

LABORATUVAR KURDUM… Üniversite bünyesinde bir laboratuvar kurdum. Daha önce bizim bir dondurucumuz bile yoktu. Şimdi benim kendi çalışmalarım için kurduğum laburatuvardan, 26 tane farklı araştırma çıktı. Başka arkadaşlar da buradan, en azından derin dondurucudan yararlanarak bir sürü araştırma çıkardılar

3 FARKLI DALDAYIM… Ankara Üniversitesi’nde şu anda üç farklı alanda çalışıyorum. Eğitim, klinik ve araştırma. Eğer bana teklif geldiği dönemde Kıbrıs’a gitmiş olsaydım, sadece klinikte görev almış olacaktım. Bu da benim istediğim bir şey değildi

KIBRISLILAR HOŞGÖRÜLÜ… Kıbrıslılar olarak bizler, sanırım biraz daha demokratik bakan bireyleriz. Daha hoş görülüyüz. Farklılıkları, farklı insanları kabullenen, farklı görüşleri dinleyen kişileriz. Bunun öğrencilerim de farkında. Hocalar arasında farklı bir yerim var

DEMOGRAFİK YAPI ÜZÜCÜ… KKTC’deki nüfus yoğunluğu, demografik yapı, çok rahatsız edici boyuta geldi. Ben havaalanına indiğim zaman, gördüğüm o limuzinler, o kapıda karşılayan casino pankartları beni çok üzüyor. “Başka bir kapı olsa da, oradan kaçsam, gitsem” diye düşünüyorum. O derece rahatsızım

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin başarı öykülerini sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Ankara’da yaşamlarını sürdüren ve meleklerinde bir yere gelmiş Kıbrıslı Türklerle geçtiğimiz hafta keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Dün sizlerle Ankara Bayındır Hastanesi Gastroenteroloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Gürol Öksüsoğlu’nu buluşturmuştuk. Bugün de, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülden Ereş’in yaşam öyküsünü ve ülkeye bakışını aktarıyoruz. Doktor bir babanın kızı olan Gülden Ereş, diş hekimliği okumak için gittiği Ankara’da kariyer yapmak için hayatını sürdürmeye karar verdi. KKTC’de kariyerine devam etme imkanı olmadığı için ülkesine şu an için dönüş yapamadığını ifade eden Ereş, ülkedeki demografik yapının bozulması ve nüfusun kalabalıklaşmasından da oldukça rahatsız. AÜ Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Bölümü’nde bir laboratuvar kuran ve burada araştırmalar yapan Gülden Keleş, kurulan bu laboratuvar ile diğer arkadaşlarının da araştırma yapabilme açısından önlerini açtığını vurguladı. Adaya ile bağını koparmayan ve ayda en az bir kez ziyaret eden Gülden Ereş, emekli olduktan sonra mutlaka gelip ülkesinde yaşamını sürdüreceğini de sözlerine ekledi.

HAVADİS: Öncelikle bizlere özgeçmişinizden bahseder misiniz?
EREŞ:
1963 doğumluyum. Lefkoşalıyım. Liseyi Türk Maarif Koleji’nde okudum. Bekarım. Yüksek öğrenim için geldiğim Ankara’da yaşamımı sürdürüyorum şu anda.

HAVADİS: Diş hekimliği okumak sizin tercihiniz mi idi?
EREŞ:
Evet benim tercihimdi, isteyerek girdim. Benim babam hekim. Doktor Zekai Ereş. Tüm çocuklarının doktor olmasını isterdi. Ben de Kadın Doğumun çok ağır olduğunu düşündüğüm için , “ucundan köşesinden tıbbı seçersem” babamın mutlu olacağını düşünmüştüm o zaman. O nedenle bu bölümü seçtim.

HAVADİS: Kariyer yapmaya nasıl karar verdiniz?
EREŞ:
Kariyerimi özellikle bu dalda yapmaya öğrenciyken karar verdim. Çok sevdiğim, çok da başarılı olduğum bir daldı. Diş hekimliğinde yedi ayrı bölüm var. O yedi bölüm içerisinde en sevdiğim bölümdü bu. Diş eti hastalıklarıyla ilgili periodontoloji bölümü. Diş ve dişin çevre dokularını ilgilendirir. Yani dişi destekleyen, ağızda tutan, kemik ve diş eti dokusunu ilgilendiren bölüm. Esas ağızda tutan bizleriz hastaların dişlerini. Bakımla, cerrahi operasyonlarla gerektiğinde.

HAVADİS: Üniversitede ders veriyor musunuz?
EREŞ:
Tabii, ders de veriyorum.

HAVADİS: Kıbrıs ile ilişkileriniz nasıl? Ne sıklıkla adaya geliyorsunuz?
EREŞ:
Hemen hemen her ay. Ayın belli günlerinde gitmeye çalışıyorum. Bir kaçamak yapıyorum, bir gün izin alarak hafta sonunu da bağlayarak 3 gün, 4 gün süren, ziyaretlerim oluyor. Çünkü ailem orada, arkadaşlarım orada. Ben çok özlüyorum onları. Öyle bir alışkanlığım var.

HAVADİS: Kıbrıs kültürünü evinizde yaşatıyor musunuz?
EREŞ:
Tabii ki, çok sık gidip geldiğim için, sürekli malzeme de taşıyorum. İkram etmeyi de severim. Arkadaşlarıma da mutlaka getiririm, pişiririm, ikram ederim. Kültürümüzü onlara tanıtım.

HAVADİS: Hiç Kıbrıs’a dönmeyi düşündünüz mü. Aklınızın bir köşesinde var mı bu?
EREŞ:
Var. Ama kararlaştırmış değilim bu dönüşün nasıl olacağını. Meslek anlamında da dönebilirdim ama olmadı. Bir dönem teklif olmuştu orada devam etmem konusunda, ancak şartlar uygun olmadığı için tercih etmedim. Çünkü burada şu anda bulunduğum üniversitede üç farklı alanda çalışıyorum. Eğitim, klinik ve de araştırma alanı. Eğer Kıbrıs’a o dönemde gitmiş olsaydım sadece klinikte görev almış olacaktım. Bu da benim istediğim bir şey değildi. Çünkü burada araştırmayı daha iyi şekilde yapabildiğime, daha çok imkan olduğunu düşünüyorum.

HAVADİS: Araştırmalarınızdan bize biraz bahsedebilir misiniz?
EREŞ:
O teklifin geldiği dönemde ben bir laboratuvar kurmuştum. Bir projem vardı, o kabul edildi ve biyo teknoloji ve moleküler biyoloji alanında bir laburatuvar kurdum. Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde.
Laboratuvar çalışmalarına yeni başlamıştım o dönemde. Bundan dolayı Kıbrıs’tan gelen teklifi kabul etmemiştim. Şu anda bu çalışmalarım devam eder. Ardından gelen projelerle geliştirildi, daha yeni cihazlar alındı, alınacaklar var. Çalışmalarımız var, ilerliyoruz…

HAVADİS: Gülden Ereş’in AÜ Diş Hekimliği Fakültesi için önemi nedir?
EREŞ:
Kurduğum bu laboratuvar çok önemli. Daha önce bizim bir dondurucumuz bile yoktu. Şimdi benim kendi çalışmalarım için kurduğum laburatuvardan, 26 tane farklı araştırma çıktı. Başka arkadaşlar da buradan, en azından derin dondurucudan yararlanarak bir sürü araştırma çıkardılar. Çünkü, alınan örnekleri, biyopsidir, cep sıvısıdır, kandır, tükürüktür, bunları bir süre saklayıp sonra araştırmada kullanmak isteyen arkadaşlarım, sırf dondurucuya ulaşmak için bile, taksiye binip, araştırmayı yapacakları kuruma götürmek için en az bir saatlerini harcıyorlardı. En azından o burada şu anda mevcut. Araştırmayı yapmasa bile, örnek saklama açısından burayı kullanıyorlar. Bu çok büyük bir nimet herkes için. Bu en basit örnek. Laboratuvardan yararlanan ve araştırma çıkaran arkadaşlar da var ayrıca. Daha önce böyle bir olanak yoktu. Burada yapılan araştırmalar yayınlanıyor, tezler var. Yayınlar var.

HAVADİS: Uluslararası yayınlarınız da var tabii. Bizlere bunlardan da bahseder misiniz. Yılda kaç tane yayınlanıyor?
EREŞ:
O belli bir rutinde değil. Değişiyor. Yani iki sene çalışırsınız, üçüncü sene iki tane yayın çıkar, 3 tane çıkar. Bunun belli bir süresi yok. Değişir. Araştırmanın niteliğine bağlıdır süre.

HAVADİS: Yurt dışında yaşayan birisi olarak, dışarıdan baktığında Kıbrıs’ı nasıl görüyorsun?
EREŞ:
Son 3-4 yıldır o konuda hayal kırıklıklarım var. Üzülüyorum gidişata. Oradaki nüfus yoğunluğu çok rahatsız edici boyuta geldi. Demografik yapı bozuldu. Ben havaalanına indiğim zaman, gördüğüm o limuzinler, o kapıda karşılayan casino pankartları, beni çok üzüyor. “Başka bir kapı olsa da, oradan kaçsam gitsem” diye düşünüyorum. O derece rahatsızım.

HAVADİS: Ülkenin ekonomisi sizce nasıl?
EREŞ
: Kendi arkadaş gurubumda, çevremde, herkesin ekonomisinin daha kötüye gittiğini gözlemliyorum. Yani birileri bir şeyler kazanıyor ama ben nereye gittiğini bilmiyorum bunun. Kimler kazanıyor? Gördüğüm, bildiğim kişiler değil. Benim çevremde yok. Yani bize kazanç sağlamıyor olan biten diye düşünüyorum. Yerliye, bizim çevremize bir kazanç sağlamıyor.

HAVADİS: Dile getirdiğiniz bu rahatsızlıklar sizi adaya geri dönmek adına korkutuyor mu?
EREŞ:
Bu sebeplerle daha ileriki yaşlarda adaya gitmeyi düşünebilirim. Daha önceki gibi, “Gideyim, mesleğimi orada yapayım, kariyerimi orada yapayım” diye düşünmüyorum. Artık emekli olunca daha sakin bir hayat, dağ köylerine gidip, oralarda geriye kalan ömrümü geçireyim gibi düşünüyorum artık. Topluma hizmet vermek, veya kariyer yapmak adına dönmeyi düşünmüyorum.

HAVADİS: Kariyerinde hedefin nedir?
EREŞ:
Hedefim, kurduğum laboratuvarda yapılacak çalışmalar doğrultusunda gidecek. Bunları artırmak amacım. Profesörlük zaten gelecek.

HAVADİS: Ankara’da yaşayan Kıbrıslılarla ilişkileriniz nasıl?
EREŞ:
Eskiden, Kıbrıslılar Kültür Derneği vardı. İlk başlarda tanıdık arkadaş, görebilirim, Kıbrıs kültürünü yaşatabilirim düşüncesindeydim. İlk başta toplantılarına falan gittim ama hiç öyle olmadı, ben de kestim. Şimdi sadece kendi arkadaşlarımla görüşüyorum, bildiğim; Kıbrıs’tan tanıdığım… Diğer Kıbrıslı cemiyeti bilmiyorum. Çok da fazla vaktim yok açıkçası araştırıp bulup, bir araya gelmek için.

HAVADİS: Günde kaç saat çalışıyorsunuz?
EREŞ:
Belli bir kısıtlama yok. Çünkü eve iş götürürüz biz mutlaka. Yani okuyacağınız bir makale vardır. Okunacak bir tez vardır. Yapacağınız araştırmanın çalışmaları vardır. Sürekli internetim açıktır. Giderim, gelirim evde, bakarım. İnternetten bir takım makaleler indiririm, okurum. Yani akademisyenlik mesai saatleri içinde kalmıyor.

HAVADİS: Kıbrıs’taki yöneticilere, kişilere nasıl bir mesajınız olur yurt dışında yaşayan birisi olarak?
EREŞ:
Herkesin gördüğünü ben de görüyorum. O çok fazla nüfus yoğunluğu beni boğuyor. Ona bir dur denmeli. Çok kalabalık olduk, ondan ben rahatsızım. Oradaki yöneticilerin yapması gereken de bence bu. Buna bir sınırlama getirmeli. Çöp sorunumuz devam ediyor hala Lefkoşa’da.

HAVADİS: Kıbrıs’ta eviniz var mı?
EREŞ:
Var. Yatırım olarak bir ev aldım. Onun dışında babadan kalma şeyler var. Ama günün sonunda mutlaka ülkeme döneceğim. Zaten benim bir ayağım Kıbrıs’ta. Kendimi “ülkemden uzağım da, bir gün oraya döneceğim” gibi görmüyorum. Diğer arkadaşlardan farklıyım ben. Her ay Kıbrıs’a gittiğim için.

HAVADİS: Ankara’da bir Kıbrıslı olarak yaşamak ve çalışmak sana negatif veya pozitif olarak bir yansıması oluyor mu?
EREŞ:
Pozitif yönde evet oluyor. Sohbet edecek çok şey buluyoruz. Ülkemi anlatmam çok istenir. “Kıbrıs’ta siz nasılsınız, ne yapıyorsunuz, neler yiyorsunuz, içiyorsunuz” gibi sohbet konuları derinleşiyor. O açıdan güzel. Farklı görüş açımız bizim, diğerleri de farkında. Bizler sanırım biraz daha demokratik bakan bireyleriz Kıbrıslılar olarak. Daha hoş görülüyüz. Farklılıkları, farklı insanları kabullenen, dinleyen kişileriz. Bunun öğrencilerim de farkında. Hocalar arasında farklı bir yerim var. Arkadaşlar arasında da farklı bir yerim var. Yani belli bir çerçeve çizip de kendi çevremiz içinde kalmıyoruz bizler. Kıbrıslılar, herkesle arkadaş, herkesle konuşan, herkesle dost olan kişileriz. O yönden avantajımız pozitif yönde.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil