07 Aralık 2016

Türkiye-ABD Zirve Toplantısı, siyasi, ekonomik beklentiler ve Kıbrıs

Haber İçi Üst

Dünya bu hafta, ABD Başkanı Obama ile TC Başbakanı Erdoğan başkanlığındaki geniş bir heyet ve kapsamlı bir gündemle toplanan ve gerek içerik gerekse ABD tarafından Türkiye Başbakanı ve heyetine uygulanan en üst düzey protokol kuralları ile en çok önem verilen ve izlenen zirve toplantısını, takip etmiştir.
Toplantıya 100 civarında heyet mensubu ile katılan Başbakan Sn. Erdoğan, bu heyete, hem Dışişleri hem Enerji hem de ABD ile karşılıklı ticaretin geliştirilmesi ve serbest ticaret anlaşmalarıyla ilgili görüşme konusunu içeren yetkililerle ticaret ve yatırım konularında ABD’de karşıtlarıyla temas ve görüşmeleri sağlayacak geniş sayıda iş adamları heyetiyle katılmıştır.
İki ülke Başkan ve Başbakanı ve heyetleri toplantısının yapılmasından hemen birkaç saat sonra, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in, Türkiye notunu BA1’den, BAA3’e yükselterek, yani yatırım yapılır ülke olarak ilan etmesi de önemli bir gelişme olmuştur. Arkasından S&P’nin Türkiye’nin sürdürülebilir bir ekonomik gelişme içinde olduğu açıklaması, yatırımcıların Türkiye’ye yönelmeleri mesajını vermiştir. 
Her halükarda taraflarca yapılan açıklamalardan, ön planda Suriye konusu yer almakla beraber, bu toplantı orta doğuda uygulanacak yeni politikalar konusunda, ABD ve Türkiye’nin ortak tespit ve mutabakatlar ile üstlenilecek roller konusunda, görüş birliği sağladığı bir anlaşma olduğu, gözlenmektedir.
Toplantıdan, Suriye’de yeni bir rejim, Irak’ta istikrarın sağlanması konuları, Afganistan, G20, orta doğuda nükleer silahlanma tehdidi, bölgedeki enerji kaynaklarının kullanım kılavuzu, ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi, İsrail-Filistin konusunun normalleşmesi ve Kıbrıs çözüm süreci için çalışmaların hızlandırılması konularının, ana konuları teşkil ettiği görülmektedir.
Suriye’de özetle, kanlı çarpışmaların durdurulması, halkın meşru taleplerini karşılayan yeni bir yönetimin inşası konusunda iki taraf arasında tam bir mutabakat sağlanmış olduğu, açıklanmıştır. Bu açıklama ile Beşar Esad’ın götürülmesi ve muhaliflere destek verilerek ‘huzur güveni sağlayacak yeni bir Yönetim’ öngörülmektedir. Esad rejimi de yaptığı uygulamalardan ve verdiği beyanatlardan kolay kolay pes etmek istemediğine göre, Suriye’de iç çatışmaların devamı arzu edilmemekle beraber, başka alternatifler çıkana kadar karşılıklı direnme bir süre daha devam edebilecektir. Malum, ayrıca Suriye mevcut yönetimini destekleyen Rusya, Çin ve İran var. Esasen açıklamada bu ülkelerin reaksiyonları düşünülerek özellikle Rusya ile bu konular hakkında görüşeceklerini deklere etmişlerdir. Bakalım Rusya ile görüşmeler sonucunda gelişmeler nasıl bir seyir alarak şekillenecek.
Obama, Türkiye ile ticaretin geliştirilmesi, ticaretle yatırımı teşvik edecekleri yanında Suriye, Irak, Filistin-İsrail ilişkilerinin geliştirilmesi hususundaki politikalarda tarafların hemfikir olduklarını ve PKK terörünün durdurulması konusunda Türkiye’nin attığı adımı da desteklediklerini ifade etmiştir. 
Irak’ta istikrarın sağlanması hususunda varılan mutabakatta merkezi Irak hükümeti ile bölgesel yönetim arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi esas alınmıştır. Türkiye’nin, Irak bölgesel Kürt Yönetimi ile yaptığı sözleşme ve anlaşmalarla bölgedeki enerji kaynaklarının üretim ve kullanımı ve bu kaynaklar üzerinde Türkiye’nin etki kazanması konusunda, ABD’nin rahatsız olduğu bilinmektedir. Toplantıdan sonra yapılan açıklamalar, bu konuda Türkiye’nin başlattığı çalışmalara devam edeceği ve Türkiye üzerinden bu kaynakların dağıtımı konusunda da ABD’nin desteğini aldığı, anlaşılmaktadır.
Nitekim ABD görüşme heyetinde bulunan Enerji Bakanı T. Yıldız, ABD’de, ABD Enerji Bakanı ve ilgili heyetlerle yaptığı görüşmeler sonucu verdiği beyanatta, ilgili Bakan ve Obama’nın yetkilendirdiği enerji konusundaki heyetlerle enerji konularında stratejik ortaklık nasıl yapılandırılabilir ve ABD özel sektörü ile Türkiye’nin stratejik politikalarının buluşturulması konularında çalışmaların olumlu yönde olduğunu, enerji kaynakları üretimi, verimliliği, transferi ve yenilenebilir enerji konularında teknik görüşmelerden memnunluk duyduğunu ifade etmiştir.
Ayrıca Orta Doğu’daki kaynaklar konusundaki politikalarının olduğunu, bu politikaların, enerji projelerinin Irak’la ticari sözleşmelerin gerçekleştirilmesi, üretimin arttırılmasına ve Irak’ın da gelişmesine yardımcı olacak politikalar olduğunu söyleyerek, “Bu Irak’ın içişlerine karışmak değildir” dedi.
Ayrıca Kıbrıs’taki enerji konusuna da cevap vererek, münhasır ekonomik alanı tartışma halinde olan bir alanda, Rum tarafının tek taraflı ve legal olmayan çalışmalarının kabul edilemeyeceğinin ve legal hale getirilerek tüm Kıbrıs’ın -Rum ve Türklerin- faydalanacağı tarzda projelerin ve sözleşmelerin bütün taraflarla işbirliği halinde yapılması gereği üzerinde durulduğunu, bu konularda ABD tarafından anlayış ve kabul gördüğünü, söylemiştir. Müşterek projeler yapılması gündeme gelebilir. Türkiye’nin orta doğuda enerji koridoru olma ihtimalleri de güçlenmiştir. T. Yıldız, “Kafkasya enerji hattının Türkiye üzerinden geçmesi, de ABD tarafından olumlu karşılanmaktadır. Kafkas kaynaklarının Türkiye gibi sağlam bir ülke üzerinden transferi konusunda ABD’nin memnuniyeti belirtildi” dedi. Demeçlerden, enerji konusunda Türkiye’nin politikalarının, ABD tarafından tam destek gördüğü ve bu konuda rahatladığı anlaşılmaktadır. Gerek orta doğuda enerji konusunda gerek Filistin- İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecinde Türkiye’nin rol üstleneceği ve Kıbrıs görüşme sürecinde de daha etkili olacağı ve bu konularda ABD’nin desteğini alacağı görülmektedir.
Kıbrıs konusunda ABD ve Türkiye’nin Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme gidilmesine, geçmişe nazaran her zamankinden daha elverişli bir zemin oluştuğuna inandıkları ve bu imkânın heba edilmeyeceği açıklamaları, görüşmelerin sonbaharda hızlanacağı ve ABD’nin Kıbrıs çözüm sürecinde daha fazla müdahil olacağı, yapılan toplantı sonucu tarafların açıklamalarıyla belirgin olmuştur.
Bu arada KKTC Başbakanı İ. Küçük’ün, bu toplantı süresine denk getirilerek, ABD’ye planlanan ve gerek bazı kongre üyeleri ile ve BM Genel Sekreterliği yetkilileri ve kamuoyu yaratan bazı kuruluşlarla tasarlanan randevu ve gerçekleşen görüşmeler de rastgele değildir. Görüşmelere hız kazandırmak için zemin hazırlanmaktadır. Tabii bu randevuların ve görüşme imkanlarının Türkiye tarafından geliştirildiği ortadadır. Ayrıca görüşme sürecinde görüşmecilerin değişme ihtimalleri de yaygın bir kanaat olmuştur. Bakalım sonbahara kadar bu konuda bir gelişme nasıl şekillenecek? Ayrıca KKTC’de hükümete UBP içindeki muhalif grubun güvensizlik önergesi verme teşebbüsü veya niyetleri bu gelişmelerden sonra gerçekleşebilecek mi?
Bu güne kadar söylemlerinde tam bir kararlılık olamaması bazı ihtimalleri düşündükleri için olsa gerek. Şimdiki durumda ise, pazartesi nisap sağlanabilecek mi? veya sağlansa da yeterli oy bulunabilecek mi? Şüpheliyim.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam