07 Aralık 2016

Türk yürüyüşünün düşündürdükleri!

Haber İçi Üst

 

Kıbrıs’a uzaktan bakınca insan birçok şeyi daha iyi anlıyor.
Mesela memleket özlemini…
New York’ta Türk yürüyüşünde, ellerinde Türk ve Amerikan bayrakları ile yürüyenlerin gözünde ben memleket özlemini çok net bir şekilde gördüm.
Amerika’da olmaktan belki mutluydular, yüzlerde gülümseme vardı ama memleket hasreti gözlerine yansıyordu.
Hani o söz var ya, “İnsanın doğduğu değil, doyduğu yer vatanıdır” derler.
İşte ben pazar günü New York’ta bu sözü hatırladım.
İliklerime kadar bu sözün doğruluğunu hissettim.
An oldu içim burkuldu.
Gözlerim doldu.
İnsanların neden doğdukları memleketten göç etmek zorunda kaldıklarını düşündüm.
İnsan karnını doyurabilse, hiç doğduğu, büyüdüğü yerlerden göç etmek ister mi?
“İstemez” diye yanıt verdim bu soruma…
Neden istesin ki!
Memleketin içinde bulunduğu durum insan yaşamlarını şekillendirebiliyor.
Ekonomik krizler yaşamları değiştirebiliyor.
Ve çoğu zaman insanların tercihlerini ekonomik ihtiyaçlar belirliyor.
Rizeli Rafet, 10 yıl önce kaçak olarak gitmiş ABD’ye…
Bugün memleketine nasıl geri döneceğinin hesaplarını yapıyor.
Mümkün olsa belli ki hemen dönecek.
Ama “birkaç sene daha buralarda kalmak zorundayız” dedi.
Kıbrıslı Türkleri de gördüm yürürken New York’taki Türk yürüyüşünde…
1930’lu yıllarda bir de dernek kurmuş orada yaşayan Kıbrıslı Türkler…
Onlar da ellerinde bayraklar, gözlerinde memleket hasreti ile yürüdüler.
Para kazanmanın çok zor olduğu günlerden geçiyoruz.
Para kazanmak zorlaşınca, hayat da zor olmaya başlıyor.
Düşünün bir kere New York’ta bir artı bir apartman dairesinde yaşamak için 3 kişilik bir ailenin aylık masrafı 3 bin dolar.
Kira çok pahalı oralarda…
Tıpkı İngiltere’nin başkenti Londra’da olduğu gibi…
New York ya da Londra’da küçük bir daireye verdiğiniz kira ile İstanbul’da Boğaz’a nazır bir dairede kalabilirsiniz.
Ama şu karın doyurma meselesi var ya, hayatta genelde iki güzelliği bir yerde sunmuyor insana…
New York’ta Türkiye’yi Maddison Caddesi’nde yaşatan Türk yürüyüşünü izlerken Türkiye’nin lobicilik konusunda geldiği başarılı noktayı da gördüm.
Gerçekten Türkiye’de son 10 yılda yaşanan değişim, Türkiye’nin ekonomik bir güç olması onun dışarıda saygınlığını artırdı.
Bu da çok önemli…
Borç altında ezilen bir ülke konumundan, borç veren bir ülke konumuna gelen Türkiye’nin uluslararası alandaki gücü de artmış durumda…
Uluslararası ilişkilerde ekonomik güç, sizin etkinlik ve yerinizi belirliyor.
Türkiye bu nedenle 2002 yılında olduğu noktada değil artık.
Kıbrıs konusu özelinde duruma bakacak olursak, 2002 yılında Annan Planı sürecinde Türkiye dış müdahalelerden korkan bir ülke konumunda idi.
Bugün ise Amerika Birleşik Devletleri’nin Kıbrıs’ta etkin bir şekilde sorunun çözümü için müdahil olmasını isteme noktasına geldi.
Türkiye’yi bu noktaya getiren unsurların başında artan ekonomik gücü geliyor.
Özetle ekonomi çok önemli.
Bizim de kendi ekonomik yapımızı sürdürülebilir bir duruma getirmemiz gerekiyor.
Ekonomisi güçsüz olan ülkelerin uluslararası ilişkilerde başarı şansı çok azdır.
Biz de artık bunu idrak etmeliyiz.
Popülist yaklaşımları bir yana bırakarak, politikalarımızı ekonomi odaklı belirlemeliyiz.
Belirlemeliyiz ki gençlerimizi bu ülkede tutabilelim.
Tutabilirsek. onları bir başka memlekette gözlerinde memleket hasreti ile yaşamaya zorlamayız.
Ne dersiniz?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil