04 Aralık 2016

Top döndü dolaştı yine CTP’ye geldi

Haber İçi Üst

  Uzun yıllar uluslar arası hukuk ve ekonominin dışında kalan Kuzey Kıbrıs ekonomi-politiği hayatı, 2000’li yılların başında tıkanmıştı. Bu tıkanıklık,2003-2004 Annan Planı ile kısmen aşılmaya başlanmıştı ve bu dönemde de CTP iktidara geldi. CTP’nin iktidara gelmesi ile değişim yönünde toplumda büyük bir beklenti oldu ama CTP bunu pek başaramadı. Sebeplerini geçelim.
    CTP, daha çok Annan Planı’nın yarattığı dalgayı kullanarak büyümenin keyfini yaşadı ve yapısal sorunlara yeterince müdahale etmedi. Büyüme, yapısal sorunları geçici olarak kapattı. Neyse,2008’lerde global krizle birlikte tıkanıklık yeniden başladı. Bu tıkanıklığı ancak, TC-KKTC programlarındaki köklü reformlarla aşılabilirdi.
   CTP, ilk kez iktidar olmanın sarhoşluğu ve tecrübesizliği ile iktidardaki zamanını kötü kullandı. Yani, işin başında eşzamanlı ağır reformları yapıp, sonra meyvelerini toplama vizyonunu gösteremedi.
     Sonuçta, yozlaşmış- populist sistemi sallayacak, devleti avantadan yaşama aracı haline getiren zihniyete son verecek reformları yapmak yerine, seçime gitmeyi tercih etti. Bir bakıma ağır sorunları primi tükenmeye başlayan iktidarı ile göğüslemek istemedi.
     Sonrasında 2009’da popülist söylemlerle Eroğlu iktidarında UBP tek başına hükümete geldi. Ama Eroğlu da Cumhurbaşkanı hedefiyle başlangıçta toplumu rahatsız edecek reformları yapmadı, TC-KKTC programını adeta bastırdı. Sonrasında İrsen Bey hükümete geldi.
    İrsen Bey, yeterince sahiplenmeden, koltuk sevdasına iki ileri-bir geri tempoda zorla bazı reformları yaptı ama popülizme, ahbap-çavuş kapitalizmine de devam etti. Düşünün, bir taraftan reform yapıyorsunuz, o bir taraftan popülizme ve eski yönetim-siyaset biçimine devam ediyorsunuz. Haliyle, kimseyi inandıramadı, güven vermedi. Zaten, politikada eski bir yüzün reform yapması hayaldir.
  …Ve şimdi top döndü dolaştı yine CTP’nin ayağına geldi. CTP, 2008’de taktiksel olarak yapmaktan kaçındığı reformlarla yine baş başa kaldı. Hatta, bu kez, koşullar daha da ağır ve karşısında sıkı duran bir Ankara hükümeti var. CTP’nin tek şansı halk (toplumun farklı kesimleri ama çoğunlukta), çünkü halk hazır, yeter ki güven ve hedef verilsin.
     Değişim talebinde bulunan halk, seçimlerde siyasete ve siyasetçilere değişim yönünde büyük bir mesaj verdi. “Beni hastalıklarımdan, bağımlılıklarımdan, zafiyetlerimden, başlangıçta acı çeksem dahi kurtar” dedi. Ama halk ayni zamanda bunu yaparken, “ adil ol, güven ver ve tutarlı ol” da dedi. Bunu da kısmen kısa sürede Siber hükümetine verdiği destekle de gösterdi.
    Halk, CTP’ye mutlaka büyük ortak olarak hükümette olma görevini vermiştir, o yüzden bu saatten sonra CTP’siz hükümeti konuşmak saçmadır ve meşru olmaz. Peki, yeniden topu ayağına alan CTP ne yapmalı? Bence eşzamanlı Kıbrıs sorunundan bağımsız 3 konuda adım atmalıdır.
      CTP, hükümet programını kiminle koalisyon yaparsa yapsın bunun üzerine kurmalıdır, yoksa merkez parti olma şansını kaybetmeye başlar.
1- Hesap sormalı.
Geçmiş hükümet icraatlarında toplum vicdanını rahatsız eden, gayriyasal, meşru olmayan, fırsat eşitliğine aykırı adil olmayan icraatlarla ilgili mutlaka hesap sormalı ve bu işlere taraf olanları da cezalandırmalı.
Bu konu çok önemli. Çünkü, çözüm dışında, bu ülke başka türlü yeni bir başlangıç yapamaz. Güven, adalet, vergi-vatandaşlık bilinci vs başka türlü oluşmaz. Bu toplum “ böyle geldi böyle gider, yapanın yanına kar kalır “ virüsünden kurtulmalıdır. Yoksa bu virüs bizi öldürecek.
2- TC-KKTC ekonomik programı ile çelişmeyen hatta eksiklerini giderecek tamamlayıcı bir ekonomik program (hükümet programı) ortaya koymalı.
       Bu programı da korkmadan, cesaretle ilk 2 yıl tavizsiz uygulamalı. Mutlaka reformlar, eş zamanlı-tamamlayıcı olmalı. Bunları ilk 2 yılda yaparsa, sonraki yıllarda meyveleri gelir.
3- Anayasa değişiklikleri dahil, siyasi, idari ve yönetsel sistemi değiştirecek bir reform paketi hazırlamalı ve bunu bir takvimle hayata geçirmeli.
     Bunun içinde siyasi partiler yasası, seçim sistemi, yönetim biçimimiz, Meclis’in çalışma şekli, yargı düzenlemeleri vs. olmalı. Özetle, karar vereceğimiz yönetim biçimine göre, yürütme-yasama-yargının işlevini artıracak reformlar yapmalı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam