07 Aralık 2016

Tokay görevinin başında, ya BBC’nin Müdürü?

Haber İçi Üst

İngiltere BBC skandalı ile çalkalanıyor.
İngiliz yayın kurumu BBC’nin Genel Müdürü George Entwistle, kurumda yayınlanan “Newsnight” programında Muhafazakar Partili bir Lord’un çocuk tacizi skandalına karıştığının “Yanlışlıkla” ileri sürülmesinin ardından görevinden istifa etti.
Müdür istifa ederken de şunları söyledi: “2 Kasım Cuma günü ‘Newsnight’ programında yayımlanan kabul edilemez gazetecilik standartları ışığında, onurlu bir şey yaparak görevimden ayrılmaya karar verdim.”
Bu kadar kısa, öz ve net bir açıklama yaparak görevinin başından ayrıldı.
BBC’de müdürün istifasının ardından sular durulmadı.
Müdürün istifası sonrasında, BBC Haber Dairesi’ndeki muğlaklığın giderilmesi amacıyla, Haber Müdürü Helen Boaden ile yardımcısı Steve Mitchell’dan da sorumluluklarını devretmeleri istendi.
Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nde CIA Başkanı David Petraeus’ın adı genç bir sevgili ile skandala karışınca orada da ortalık karıştı. Ve CIA Başkanı’nın görevden istifası istendi.
Ne BBC Müdürü, ne de CIA Başkanı yaşadıkları olaylar sonrasında bir “komplo”dan söz ettiler… Her ikisi de gizli düşmanlarının bir oyunu ile karşı karşıya kaldıklarını söyleme basitliğine girmediler…
Bu iki örnek de çok çarpıcıdır.
Bu olaylarla ilgili haberleri gazetelerden okuduğumda aklıma bizim yetkililer geldi.
Örneğin bizim bir devlet kurumumuzun başında olan birisinin adı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi skandal ya da hatalarla anılsa istifa eder mi?
Ya da istifa etmesi istenir mi?
Bu konu medyanın en önemli gündem maddesi haline getirilir mi?

Biz son bir örnek yaşadık.
Kamu Hizmeti Komisyonu üyesi Mustafa Tokay Başbakan İrsen Küçük’ün imzasını taklit ettiği gerekçesi ile tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı.
Peki Tokay bu olay sonrasında istifa etti mi?
Tokay’ı bu makama atayan makam onun istifasının uygun olacağını söyledi mi?
Hayır…
Tokay bugün nerede?
Kamu Hizmeti Komisyonu’nda görevinin başında…
Medya bu konuda ne yapıyor?
Koskocaman bir hiç!
Ya temiz toplum diyenler?
Onlardan da ses yok.
Dedim ya yukarıdaki iki örnek çok çarpıcı örneklerdir.
Birileri süper ligdeyken, bizim neden amatör kümede bile olmadığımızı göstermesi açısından önemlidir…
1990’lı yılların başında “Sütte kanserojen” madde bulunduğu haberleri ile sarsılmıştık.
O gün iktidarda olanlardan birileri istifa etmedi. Hiç kimse böylesi bir olayın sorumluluğunu üstüne almadı. Hesap sorması gerekenler sormadı.
Ya ne yapıldı?
“İçin da bir şey yoktur” denildi.
Taze sebze ve meyvelerdeki kimyasal kalıntılar konusunda da öyle yapılıyor.
Masamızda tükettiğimiz gıda ürünlerinin ne kadar sağlıklı olduğu konusunda ciddi soru işaretleri ortada dururken, sorumlular sorumsuzca davranmaya devam ediyorlar.
Kimsenin aklına istifa etme, ya da istifa isteme gelmiyor.

Bu ülkede bankalar battı.
Binlerce insan mağdur oldu.
Günün sonunda bunun bedelini de bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti ödedi.
Ama batan bankalardan siyasi anlamda sorumlu olan kimse hesap vermedi.
Bu listeyi uzatabilirim…
Örneğin meşhur ABAD kararının çıkmasına neden olan siyasi anlayış da hesap vermedi.
Hatta ABAD’ın çıkmasından sorumlu siyasi anlayış, yıllardır bu ülkeye uygulanan ambargolardan dem vurarak siyaset yapabildi. Ve yapıyor da…
Durum kısaca böyle!
Yapılan yanlışların bedelinin ödenmediği toplumlarda işler bizdeki gibi olur.
Kaos ve sorunlar altında halk ezilir…
Ama bu durumun sorumlusu da halktır.
Siyasetçiye, sorumlu bürokrata hesap sorulmayan bu yapıda onları siyaset sahnesinde baş tacı eden halkın kendisidir.
Kanserojen sütün ya da yukarıda verdiğim diğer örneklerin hesabını vermeyenlerin, hala siyaset sahnesinde olabildikleri KKTC’de bir şeylerin değişebileceğini ümit etmek de galiba hayalperestliktir.
Ne dersiniz?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam