04 Aralık 2016

Tek kaybeden Eroğlu olacak

Haber İçi Üst

İki gün ülkeden ayrıldık, resmen memleketin altı üstüne geldi. Hararetli günlerin yaşandığı bir ortamda orada olmadan, havayı, kulisleri koklamadan yazı yazmak oldukça zor. Hele de olaylar an be an değişirse, işiniz daha da zor… En doğrusu, son 2-3 gündür yaşananları, artı ve eksilerini,  değerlendirmek olur diye düşünüyorum…
Aslında perşembenin gelişi çarşambadan değil, aylardır bekleniyordu. Kaşif ve arkadaşlarının kurultay sonrası UBP’de barınmaları, siyaset yapmaları zaten imkansızdı. 10 Eylül 2012 tarihli yazımda, “UBP yine gebe” diye başlık atmış ve “Bu kadar gerginlik, bu kadar bel altı iddiaların kurultay sonrası unutulacağını sanmıyorum. Bunlar normalde yeni bir doğumun belirtileri gibi. Ancak, her şeye rağmen, söylenenlerin bir çırpıda unutulması da UBP’de görülmemiş şey değil. Hatta, önümüzdeki haftalar için kulağımıza gelen şaşırtıcı ihtimaller de var. Göreceğiz…” diye yazmıştım.
Yola 10 kişi olarak çıkan grup, bugünlere 2 fire vererek gelmeyi başardı.
Bence UBP içerisinde yaşanan kırılma ile sonuç ne olursa olsun, bundan sonra “UBP Eroğlu’nun vesayetinden kurtuldu” diyebiliriz. Kurultay ve ondan sonraki süreçte, UBP içerisindeki kavganın odak noktası olan Eroğlu, eğer çok isterse, bundan sonra kendine bağlı milletvekilleri ile artık ya yeni bir parti içerisinde veya mevcut bir başka partide siyaset yapmaya devam edecektir. “İsyancı” vekillerin parti ile ilişkilerinin kesilmesi demek, bir yerde Derviş Eroğlu’nun UBP içerisindeki gücünün bitmesi anlamına gelecektir. Kendisi de, “Benim ailem, her şeyim” dediği UBP’yi, siyasi hırs ve intikam için parçalamayı göze almış bir siyasetçi olarak tarihe geçecektir. Eroğlu, Cumhurbaşkanı olduktan sonra elinden kaçan partiyi bir türlü ele yönetemediği için şimdi kendi hırs ve kinine meze yapıyor. Ve bazıları da bu masada meze olmayı kabul ediyorlar…20 yıl önce Derviş beye tepki gösterip, UBP’den ayrılan ve DP’yi kuran zihniyet, Eroğlu’nun bugün oturduğu makama gelmesinde en büyük destekçisi olmuştu…  Ne garip tecellidir ki, bundan sonra belki de UBP yerine DP’yi kendine bağımlı hale getirmeye uğraşacaktır…
Belirsiz olan bir diğer husus, UBP’den ihraç edilecek vekillerin durumudur.  Ben yazımı yazdığım sıralarda bu sayı iki fire ile 8’e inmişti. Bu sayı değişir mi bilemem ama değişirse de, artma değil, azalma olacağı kesindir. Önümüzde bir hafta gibi, siyasette çok uzun olan bir süre var. Pazartesi gününe kadar köprülerin altından çok sular akabilir. Ancak kesin olan bir şey daha var, o da, muhalif milletvekillerinin artık UBP içerisinde olmayacaklarıdır. Bu vekiller, sayıları kaç olursa olsun, UBP2den ihraçları kesinleşeceğinden, ya yeni bir parti kurup siyasi hayatlarını orada sürdüreceklerdi, ya da mevcut bir partiye ilhak edeceklerdi.  Ancak, UBP ve CTP’nin 28 Temmuz’da anlaşmaları, bu grubun yeni parti hayallerini yerle bir etti. Zira kurulacak yeni bir partinin seçimlere girebilmesi için, yasal olarak en az 90 günlük bir süreye gerek var. Şuan ki görüntüye baktığımızda DP’ye gitmekten başka alternatifleri yok gibi.  Ha, DP içerisinde nasıl yer alırlar, olası bir seçimde hangi sıralarda aday gösterilirler, o da DP ile bu yola baş koyanların sorunu… Demokrat Parti’nin, özellikle de Serdar Denktaş’ın böyle bir katılıma sıcak bakacağını şimdiden söyleyebiliriz. Oy oranı % 10’lu rakamlarda olan DP’nin tek ümidi, seçimlerde özellikle Derviş beye bağlı UBP’li seçmenin getireceği oylardır. Kurultay’da Kaşif’e oy vermiş % 50 civarındaki UBP delegesinin oylarını DP’ye yönlendirileceğini düşünmek bile Serdar Denktaş’ın ağzının sulanmasına yetecektir…
Bu sürecin başındaki açıklamaları ile kafa karıştıran CTP ise, hem bir erken seçim, hem de kurultay sürecini birlikte götürmek zorundadır. CTP, UBP’nin dışında,  seçime hazır tek parti durumunda. O da bu baskın seçimin avantajını kullanmak istedi. Onun da hesabı, her seçim UBP-CTP arasında gidip gelen küskün kitlenin oyunu kapmak.
Sözüm kısası, bu seçimde kimin ne kazanacağı henüz belli değildir. Ama şunu inanarak söylüyorum ki, bu seçimin baş kaybedeni Derviş Eroğlu ve ekibi olacaktır. Buna bir devir bitti diyebiliriz.
Yerin kulağı var
NASIL YANİ: Ahmet Kaşif hala, “Bir yere gitmiyoruz” demekte. Kendi partisinin hükümetine muhalefetle birlikte güvensizlik önergesi veren bir milletvekili nasıl olur da kalabilir ki? Sayın Kaşif çocuk değil, pekala atılacağını o da biliyor. Neye güvenerek hala bu şekilde konuşabiliyor? Hiç… Sadece tabanın şiddetinden korunma amaçlı bu söylemler. Ancak bir tek gerçek var, Eroğlu’nun hırsı, onları da partilerinden süpürüyor o kadar…
ÖRP’DEN FARKINIZ NE: Bir gecede kurdurulup CTP’ye yama yapılan ÖRP’yi hatırlarsınız. Şimdi bakıyorum da, o günlerde ÖRP’nin kuruluşuna en çok tepki gösterenler, bugün aynı yolun yolcusu. Hiçbir fikir ve ilkeye dayanmayan, tek hedefleri makam olan bir grup UBP’li tarihi tekerrür ettirmeye uğraşıyorlar. O zaman sormak lazım, artık ÖRP’den ne farkınız kaldı ki..?   
KURBANLIK VEKİLLER: Cumhurbaşkanı Eroğlu bir türlü alt edemediği İrsen Küçük’e karşı son kozunu da oynadı. Benim anlamadığım, yıllarını UBP’ye vermiş siyasilerin, Derviş Bey’in bu oyununa nasıl geldikleridir. Fazla gerilere gitmeye gerek yok, yakın tarihimiz sıkılmış limonlarla dolu. Bunu da mı göremediler..?
SAZANLARA YAZIK OLACAK: Ben UBP’deki muhalif kanadın bu işe giriştiklerinde bu sonucu beklediklerine inanmıyorum. Kimse bunların ciddi ciddi hükümeti düşürme niyetinde olduğunu sanmasın. Niyetleri, Küçük karşısında ellerini güçlendirmek ve aylardır alamadıklarını bu şekilde elde etmekti. Ama Küçük’ün blöfü göreceğini tahmin etmediler…
CİDDİ DEĞİLLERMİŞ: Her fırsatta erken bir seçim, hem de en erken zamanda diye konuşanlar, 28 Temmuz tarihi için onay vermediler. Bunun anlamı hem Demokrata Parti, hem de Toplumcu Demokrasi Partisi erken bir seçime hazır değil. Bu hükümetten bir an önce kurtulmak lazım diyenler, aslında bu söylemlerinde hiç de ciddi değillermiş meğer…
BU NE SEVGİ: Başbakan Küçük’ün, “Silihtar’da oturan işbirlikçiniz de bu meseleyi çözemez. Dikilitaş’ta oturarak da sorunu çözemezsiniz” sözlerine, en çok DP lideri Denktaş içerlemiş. Haksız da değil. Eroğlu’nun, DP oylarıyla Saray’a çıktığını henüz unutmadık. Hele şimdi UBP’den ihraç edilecekler ortada dururken, Derviş Bey’e yaklaşmakta haklı olarak fayda görüyor Serdar Bey…
KAŞİF’İN BAŞBAKANLIK HAYALİ: Tüm hesapları 2 aylığına da olsa Başbakan olmak üzerine…  CTP erken seçim hükümetinde yer almayacağını açıkladı. Herhalde diğerleriyle de bir mutabakatları var. Olabilir. Ancak 2 ay sonra halk böyle bir ucubeye ne diyecek? Onu da düşündüler mi acaba?

ZİRVEDEKİLER
Vedia Barut: Rahmetli annemin kız lisesinden sınıf arkadaşıydı. Dönemin genç kızlarının ev hanımı olmaktan başka bir şey düşünmedikleri yıllarda o ticarete atıldı. Yaklaşık 70 yıl aralıksız çalıştı. Lefkoşa’nın dikilitaş kadar ünlü bir simgesiydi. Kültürel değerlerimizi yazanlar onu da yazmalı bence. Nur içinde yatsın…

DİPTEKİLER
Toza Boğulduk: Çevre Koruma Dairesi’nin raporları korkutucu. Havadaki toz miktarı dünyada kabul edilen limitlerin üzerinde. En yaşanılmayacak yer de Lefkoşa Bedrettin Demirel caddesi çıkmış. KKTC’de günün her saatinde en yoğun trafiğin yaşandığı yer. Bence bunun en büyük nedeni yine egzoz ve onun yaydığı zehirli partiküller. Acaba bir de şu egzoz ölçüm yetkisi verilen işletmeler de mi denetlense. Bu konuda kulağımıza farklı duyumlar geliyor da.

KKTC siyaseti dün tarihi bir gün yaşadı. Muhalefet 29 Eylül, UBP ise 21 Temmuz tarihinde erken seçim yapılmasını önerdi. Komitede yapılan tartışmanın ardından UBP- CTP 28 Temmuz 2013 tarihinde uzlaştı

Günün Fıkrası

Evlerine gönderdim

Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
Adam:
-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi. Onlar da benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
-Aman çok güzel! diye sevindi. Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi.
Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok.
Dehşetle sordu:
-Öğrencilerin nerede?, diye…
-Dersler bitti. Hepsini evlerine gönderdim!

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam