06 Aralık 2016

TEB tenisi çok sevdi

Haber İçi Üst

Çocukluğumuz Dereboyu’na teğet geçti. Şu anda kafe tarzı hengâme olan caddede ‘in ve de cin’ çift kale maç yapardı, tıpkı bizim de taştan kalelerle organize ettiğimiz mahalle maçlarımız gibi. Kanlıdere’nin diğer yakasında golf oynayan Karayel Ailesi’ni hâyâl meyâl hatırlarım. Savaş sonrası o bölgeye yine tenis merkezli bir kulüp konuşlanmıştı. Halk ağzında “sosyete kulübü” olarak dillendirilen (ki hiç katılmam) Lefkoşa Şehir Kulübü’ndeki tenis turnuvalarını izleyerek geçti ergen dönemlerimiz. Rahmetli İlter Sami ve Özel Vasıf, arkasından şimdiki federasyon başkanı Saffet Barutçu ve Engin Yeşilada’yı, Tuncel Türker ve Nusret Benter ikilisini, sonrasında da Orhan Şevket ve Ragıp Ratip yanında Enis Irgara’yı izledik nice nice yıldızlar dahilinde. Son dönemlerde de Kemal Türker ve Eliz Maloneycik var. Arkadan da Şengül Tilkicik geliyor artık. Bi’dönem yöneticilik yaptığımız o güzelim sosyal mekânda kulübün faaliyetlerini yakından izlerim hep. Yeni başkan Niyazi Ramiz Manyera’yla birlikte tenisin yanına fitnes eğitimi ve öğretimi de kondu Action olarak. Bu da kesmedi Lefkoşa Şehir Kulübü yönetimi olarak bi’çok ‘sosyal sorumluluk perojesine’ de maddi-manevi katkı kondu. Bu aralar da yeni bir organizasyona katkı koyma arifesindeler. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da  İstanbul’da organize edilen TEB-BNP Paribas Ortaklığı’nın sponse ettiği sezon sonu dünyanın en iyi 8 kadın tenisçisini TRT 3’den izledik pür dikkat. Müthiş bir tenis ziyafeti çekti bildik hatunlar. İlgili maçları izlerken; “Ma bizim memlekette de TEB’in (Türk Ekonomi Bankası A.Ş) şubeleri var. Bizim kulübe de çökse hiç fena olmaz hani. Serenacığa kürekle versinler gözümüz yok. Biz kaşığa da fitiz” demiştim kendi kendime. İşte, bu emel 17 Kasım ile 1 Aralık tarihleri arasında gerçekleşiyor. Lefkoşa Şehir Kulübü’nün ev sahipliği yapacağı, TEB’in de finanse edeceği TEB Özel Açık’ta servis sırası Lefkoşa’da! Katkı koyanlara bin selam. Feci bir ‘ace’ oldu a dostlar. Dedik ya; “TEB tenisi çok sevdi”. Devam inşallah…

Benim insanım

Benim insanım yeşil zeytine “çakısdez” der, kızarmış ekmeğe de “gabira”… Benim insanım kahvaltı yapmayı pek sevmez ama akşam oldu mu yumulur maşallah. Hele hele hafta sonu geldi mi mangalı kesin yakar… Benim insanım şeftali kebabı sonrasında mangaldaki hellimle mideye cila çekmeyi sever… Benim insanım rakıcı değil, viskicidir. Açlık şekeri yerlerde bir gecede, debelenmeyi sever… Benim insanım geç saatlere kadar uyumaz ve hâliyle de sabahları işe geç gider… Benim insanım artık 12 ay boyunca öğleden sonra siestasını ihmâl etmez… Benim insanım spora çok takılmaz ama egzersiz faaliyetlerini aksatmaz… Benim insanım ava da, yasak avlanmaya da bayılır… Benim insanım emniyet kemerini takmaz. Haa, polis gördü mü kemeri çeke çeke bir hâl olur… Benim insanım arabayla sürat yapmayı da, sürüş esnasında cep telefonuyla muhabbet etmeyi de çok sever. Ama tali yoldakine yol vermeyi de ihmal etmez… Benim insanım çevreci değildir. Küçük market poşetlerine tıkıştırılmış çöpleri yerli-yersiz, zamanlı-zamansız atmaya bayılır… Benim insanım grev yapayı da çok sever. Kim takar bebeklerin eğitimi veya sağlığını(!)… Benim insanım; “Her zaman yeniliğe açığım ama benim mahalleden dışarı” demeyi tercih eder… Benim insanımın genellikle apartmanda ortak yaşam kültürü yoktur. Komşuluk hatırı mı? Tarih oldu, geçiniz… Benim insanım önce meydanlara dolar, or’da slogan atar ama sonrasında da âlem ve ahkâmla doğru Dereboyu’na Latte’ye… Benim insanım ne gazeteciyi, ne de ilgili gazeteyi sorgulamaz. Onu bi’alışkanlık dahilinde satın almaya devam eder… Benim insanım siyasetçiyi de orta ve uzun vadede sorgulamaz. İlgili siyasi partinin odununu koysanız seçer… Benim insanım Güney’de veya yurt dışında tatil yapmaya bayılır. Merkeze de alış-verişi koymayı ihmâl etmez, yok öyle taşlar/maşlar/tarihi eserler… Benim insanım arabayı eskitmeden üzerine tekrardan kredili yeni bir araba almaya bayılır… Benim insanım “komşunun tavuğuğu, komşuya kaz görünür” felsefesine inanır… Benim insanım sıkı bir TV dizicisidir. Bunun yanında da bol bol kabak kesilen sığ tartışma programlarını da sobelemeyi de zaplamaya bayılır… Benim insanım kitap okumayı sevmez, onun yerine Face ya da Twit haberleri daha çekicidir. Millet ‘full online’… Gazete mi? Ölüm haberlerine şöylecene bir bakar ama magazin haberlerine dalar ‘kim, kiminle, kaç kere?’… Benim insanım slogan atmaya bayılır. Facebook’ta sosyalist ama sandıkta faşist eğilimli olmayı seçebilir… Benim eski nesil insanım dindardır ama çok da çaktırmaz… Benim yeni nesil insanın mahallede futbol yerine bilgisayarda PES 2013 oynamayı sever… Benim insanım meslek lisesini pek tercih etmez. “İllâ ki düz lisenin matematik bölümü olsun” der… Benim insanım askerlik görevini en arkaya atmayı tercih eder. Doktoraya devam… Benim insanım illâ devlet işi olsun der… Benim insanım kendi ülkesinin kulübü yerine, başka bir ülkenin kulübünün taraftarıdır. O takımın bi’set formasını da her hafta TV karşısında giyer, maçını öyle izler… Benim insanımın kulübüne üç kuruşluk faydası yoktur ama tribünden Mourinho gibi âhkâm kesmeyi de ihmâl etmez. Neyse, ben insanımı ‘her ne pahasına olursa olsun’ çok seviyorum. Allah gönlüne göre verir inşallah. Namaz mı? Bayramdan bayrama. Allah kabul etsin maşallah…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam