En Üst

20 Kasım 2017

TDP’de Değişim Sesleri…

TDP’de Değişim Sesleri…
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Seçimler yaklaşınca, partilerin içinde çalkalanmalar da bir şekilde ortaya çıkar…

Partilere zarar verdiği bilinmesine rağmen, sanki bu dönemler özellikle seçilir…

Toplumcu Demokrasi Partisi’nde de şimdi Cemal Özyiğit’in başkanlığı tartışılıyor.

Tartışma gerekçesi olarak “partiye bir ivme kazandıramaması” öne sürülüyor… Ve tabii, başkanlığı döneminde Mehmet Çakıcı’nın bir grupla birlikte ayrılarak parti kurmasının verdiği zarar…

Kendisi bunu kabul etmese de, TDP şu anda gündemi belirleyecek, içindeki gençlik enerjisini dışa vuracak bir yapıda değil…

TDP işe, önce Lefkoşa Türk Belediyesi, sonra da Cumhurbaşkanı seçimlerini kazanacak adaylar çıkararak başladı…

Bu rüzgarla partinin büyümesi, geçmişteki TKP günlerine dönmesi beklenirken, ne yazık ki devamı gelmedi.

Parti içi kavgalar, bölünmenin engellenememesi, Cemal Özyiğit’in hanesine başarısızlık olarak yazıldı.

İyi niyeti takdir toplasa da bu durum, “Parti’nin Meclis’te kalmasını sağlayacak bir başarı olarak” görülmesine yetmiyor…

Bir süredir artarak devam eden bir, “başkan değişmeli” tartışması var…

TDP’nin Kurultay tarihi Aralık 2017’de… Ancak yıl sonu yapılacak bir kurultayın, seçimleri olumsuz etkileyeceği düşüncesiyle, Parti içerisinde, “Kurultayı erkene alalım, başkan değişikliği ile bir enerji- sinerji yaratalım” görüşü ağır basıyor…

Geçtiğimiz hafta içerisinde yapılan Parti Meclisi toplantısında bu konu gündeme geldi ve ilk kez, Cemal Özyiğit’e “çekilmeniz gerekiyor” denildi…

Şimdi soru şu; “Kim başkan olacak?”…

Herkesin gözü LTB Başkanı Mehmet Harmancı’da. Başkanlığı kabul etmesi için yoğun bir baskı var. Hatta  geçmişte Mustafa Akıncı’nın, hem TKP Başkanlığı hem de LTB Başkanlığı örneği veriliyor.

Ancak Harmancı, “Lefkoşalı’ya sözüm var” diyor ve iki görevi bir arada yapmamakta kararlı görünüyor…

Bir dönem daha LTB’de görev yapıp, tam anlamıyla belediyeyi düze çıkarma hedefi ağır basıyor.

Genel Sekreter Asım İdris’in de kendi yoğun iş temposu nedeniyle bu görevi yapamayacak olması, olası Genel Başkan aday alternatiflerini de ortadan kaldırıyor.

Hüseyin Angolemli’nin de, “Ben başkanlık yapmak istemiyorum, gençler yürüsün, biz destek olalım görüşünde” olduğu duyumları da geliyor…

Bu arada, şu an için tek aday Girne Milletvekili Zeki Çeler, zira istekli olan tek isim o…

Çeler’in “başkan adayıyım” açıklamasının, kısa süre önce önlendiği biliniyor.

Ancak parti içinde, Zeki Çeler’in “fazla popülist” olduğu yönündeki eleştiriler de var.

Bu tavrın, toplumun genelinde kabul görmemesinden korkuluyor. Deniyor ki, “samimiyetle, sululuk” arasında ince bir çizgi var ve partililer bunun endişesini yaşıyor…

Oysa günümüzde geleneksel politikacı tarzına karşı bir durşu olan siyasetçiler, özellikle gençler arasında destek buluyor. Örneğin Yunanistan Başbakanı Çipras… Doğallıkları, güven veriyor…

Şimdi tüm gözler Özyiğit’te…

Kurultay kararının Eylül ayı içinde alınması bekleniyor.

Başkan’a açıkça, “Bu başkanlık kavgası değil. Bir enerjiye ihtiyacımız var ve siz bunu sağlayamadınız” cümleleri iletildi…

Özyiğit bir karar verecek. Belki yeniden aday olacak ya da görevi bir başkasına erken devredecek.

Sonuç ne olursa olsun, TDP’yi bir belirsizlik bekliyor…

TKP geleneğinden buyana geçirilen aşamalara bakıyorum da, partinin güç kazanmasının, her seferinde bugünküne benzer tartışmalarla, bizzat partinin kendisi tarafından engellendiğini görüyorum…

Bakalım yeni nesil genç TDP’liler, geçmişteki örneklerden ders almışlar mı, yoksa onlar da bu tartışmaların içinde boğulacaklar mı, yakında göreceğiz…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

KAFALAR KARIŞIK:

Kıbrıs konusunda Türkiye yetkililerinin yaptığı son açıklamalar, Rum tarafının masaya yeniden dönmek için ileri sürdüğü şartlar kafa karıştırmaya devam ediyor. Son olarak Rum Hükümeti Sözcü Vekili Papadopulos, “Türkiye’nin BM Genel Sekreteri’nin taslak olarak ortaya koyduğu şeyleri uygulamaya hazır olması durumunda, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in kaldıkları yerden müzakere masasına dönmeye hazır olduğunu” yineledi. Dikkat edin Kıbrıs Türkü bu konuşmalarda taraf bile değil. Bizim ne düşündüğümüzü soran yok. Görüşmelerin bittiğini, Cumhurbaşkanı Akıncı’dan değil, Türkiye AB Bakanı Çelik’ten öğreniyoruz…

NE OLDU ANİDEN BAYAN MARKULLİ?:

Rum müzakere heyeti üyelerinden ve eski Dışişleri Bakanı Markulli, Kıbrıs sorunundaki çıkmazda Rum tarafına sorumluk yüklenmeye çalışılmasını “haksız” diye niteleyerek, Kıbrıs Türk tarafını “obur ve açgözlü tavır sergilemekle” suçladı. Daha önce görüşmelerin kopmasında Anastasiadis’i sorumlu tutan Markulli’nin bu ani fikir değişikliğini anlamak mümkün değil…

PEŞİNİ BIRAKMIYOR:

Bir süre önce Halkın Partisi’nin “iktidara geldiğimizde yargıda hesap soracağız” açıklamalarına karşın, “iktidarı beklemenize gerek yok” demiştik. Onlar da öyle yaptılar. “Kooperatif Merkez Bankası’ndaki uygulamalar hakkında, Merkez Bankası raporunda, Bankalar Yasası’nın hangi maddelerinin ihlal edildiği ve bankanın hangi açılardan zarara uğratıldığı açıkça ifade ediliyor” diyen HP, Yönetim Kurulu’nun bazı kararlarıyla bankanın zarara uğratılması olayını savcılığa taşıdı ve olayın polis ile işbirliği halinde soruşturulmasını istedi…

 SADECE ÖZENDİM:

Güney Kıbrıs’ta oyuncak denetimi yapılmış. Şaka değil, devlet laboratuvarında çeşitli analizlerden geçirilmiş, dörtte biri de piyasadan toplanmış. Medeniyet bu olsa gerek. Kamu sağlığı ve güvenliği için çalışan sosyal devlet. Böyle bir devlette yaşamak bize kısmet olmadı…

MAHMUT ÖVÜR NE DEMEK İSTİYOR:

Sabah gazetesi yazarı Övür, bir süredir çeşitli basın organlarına Kıbrıs yazıları yazıyor. Hepsinde de ana tema, KKTC hükümetinin FETÖ’cülerle mücadelede gösterdiği yetersizlik. Kendince “orada kumar ve kayıt dışı para akışı var, durum daha da derin ve kirli, bu nedenle Kıbrıs’a FETÖ’nün ‘kara kutusu’ gözüyle bakılıyor” gibi yorumlar yapıyor ve “KKTC yönetimi ne zaman harekete geçecek” diye soruyor. Kanıt diye de bizim basında hiç bir belgeye dayanmayan yazıları gösteriyor. Övür Türkiye hükümetine yakın basın organlarında çalışıyor. Üst üste yazılan bu zorlama yazılar daha üst düzeyde bir rahatsızlığın ifadesi mi acaba?

1 AYDA 531 BİN TURİST:

Güney Kıbrıs’ta tatil yapan turistlerin sayısı Temmuz ayında rekor düzeye çıkarak 531 bin sayısına ulaştı. Bu sayı neredeyse bizim yıllık ortalamamıza eşit. Güney Kıbrıs en çok İngiliz turistleri cezbediyormuş. Ülkeye her gireni “turist” olarak hesaplayan ve “turizmi patlattık” diye övünen bizim Turizm Bakanına duyurulur…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Yasemin Çobanoğlu: “Zaman Girne’nin aleyhine işliyor” diyen Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Çobanoğlu, gelmiş geçmiş hükümetlerin günübirlik politikalar yürüttüklerini söyleyerek, “Mevcut yöneticilerin irade almadıklarını düşünüyorum. Girne’deki mevcut durum ciddi bir tehdit haline geldi. Denizler kirleniyor, atık sular yollara taşıyor” dedi…

_______________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Girne Paket Posta: Teknolojinin hızla gelişti. Elektronik haberleşme, postanın yerini aldı. Öyle olunca, Posta Dairesi’nin işleri kolaylaşmış olmalı değil mi? Oysa Daire, geçmişteki en yoğun dönemlerindeki kadar bile iyi hizmet vermiyor… Düşünün Girne Postanesi paket teslim bölümü, sabah 9.30’da açılıyor, 11.00’de kapanıyor. Sadece 1,5 saat… Neymiş, Lefkoşa’dan bir gümrük memuru gelirmiş, başka memur görevlendiremezlermiş. Özellikle iş sahipleri ve tabii vatandaş perişan. İş kaybı, zaman kaybı, eziyet. Daimi bir memur görevlendirmek bu kadar mı zor? Gümrük Dairesi’nde eleman eksikliği mi var?

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis