08 Aralık 2016

Tatilde neler yapmalı? Neler yapmamalı?

Haber İçi Üst

Okullar öğrencilere bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor olmak üzere üç alanda davranışlar kazandırmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde siyasi, sosyal ve ekonomik yapı gereği, okullar daha çok bilişsel davranışlara odaklanmakta. Kavramlar, olgu ve olaylar, sınıflamalar, metotlar, ilkeler, akademik kurallar, genellemeler vb bilişsel davranışlar kazandırılmaya çalışılmakta. Biraz daha az ağırlıkta psiko-motor davranışlar; yani futbol, basketbol oynamak, resim yapmak, el işi becerisi vb davranışlar kazandırılmaya çalışılmakta.
En az düzeyde ise duyuşsal davranışlar çalışılmaktadır. Bu davranışlar insanların hisleriyle ilgilidir. Bireylerin herhangi bir psikolojik objenin farkına varması, diğer insanları kabul etmesi, diğer insanların kendisini kabul etmesi, bir olay, nesne vb.’ye değer verme gibi.
Öğrenciler için duyuşsal davranışlar çok önemli. İçinde bulundukları gelişim döneminin görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirmelerine de hizmet etmekte. Bireyler yaşlarına göre öğrenme görevlerini yerine getirmelidirler. Öğrenme görevleri okuma yazma öğrenme, kendi kendine karara vermeyi öğrenme, kendi sorumluluğunu taşımayı öğrenme, meslek edinme, yaşantısında karşılaştığı problemleri çözme gibi davranışları içermektedir*.
Öğrenme görevleri, okuma yazma öğrenme gibi bilişsel davranışları içerirken, aynı zamanda duyuşsal davranışları da içermektedir. Kendi kendine karar vermeyi öğrenmede, kendi sorumluluğunu taşımaya karşı olumlu tutum geliştirmede, duyuşsal davranış boyutu ağırlıktadır.
Üç aylık tatil okulda kazandırılmayan veya üzerinde durulmayan duyuşsal davranışların kazandırılması için önemli bir fırsat. Uzun akademik öğretim yılı içerisinde yoğun olarak verilen ödevler bilişsel öğrenmelerle ilgilidir. KKTC eğitim sisteminde ise söz konusu ödevler daha çok ezberlemekle alakalı. Öğrencilerin yaratıcı düşünme gibi üst düzey düşünme becerilerini geliştirici nitelikte değildir.
Bu nedenle tatilde daha çok duyuşsal davranışların kazandırılmasına odaklanılmalı. Ailelere artı parasal yükler getirecek etüt, dershane ve yaz okulları, yaz tatillerinde asla tercih edilmemelidir. Bir yıl boyunca bilişsel olarak yorulan bellek sistemleri rahatlatılmalıdır.
Bunun yerine öğrenciler eğlenmeli. Denize gitmeli, arkadaşlarıyla daha uzun zaman geçirmeli, çevresinde yapmak istediği yaşına uygun işlerde çalışmasına olanak sağlanmalı, daha çok oynamasına izin verilmeli, uyku vakitlerine kendilerinin karar vermesine izin verilmeli, gençlerin yaşıtlarıyla daha uzun zaman geçirmelerine olanak sağlanmalı.
Tüm bu etkinlikler çocukların kazanması gereken duyuşsal davranışları kazanmalarına yardımcı olacaktır. Sonuçta da sosyal açıdan hem bilişsel, hem psiko-motor hem de okulda üzerinde durulmayan, eksik bırakılan, duyuşsal yönden gelişimlerini tamamlamalarına fırsatlar yaratılmış olacaktır.
Zaten aileler, bilişsel anlamda kendi çocuklarına tatilde yardım etmek için, okul tarafından yeterli bir şekilde bilgilendirilmemektedirler. Bu konuda eğitim sisteminde pek çok eksiklik mevcut. Okul-aile iletişiminin yetersiz olduğu açık. Bu amaçla öğretim yılı boyunca aileler bilgilendirilmiyor.
Diğer taraftan ailelere çocuklarının bilişsel açıdan ne gibi eksiklikleri olduğu söylenemiyor. Bunun en açık kanıtı karnelerdir. Karnelerle ilgili eleştirilerimizi daha önce bu köşede yapmıştık. Ancak karnelerin, ailelere kendi çocuklarının bilişsel gelişimini asla söylemediğini yeniden belirtmekte yarar var. Çocuğun dönem başında örneğin tarih dersinde bilişsel olarak ne oranda bilgi birikimi olduğu ve dönem sonunda ne oranda bilgi artışı gerçekleştiğini, eskimiş küflenmiş karneler söylemez.
Aileler de bu nedenle çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını bilemediklerinden onlara yardım edemezler. Tatilde de zaten bilişsel davranışlarla onları daha da yormak, hiç doğru bir yaklaşım değil. Dokuz ay boyunca yeterince bellek sistemleri zorlanmış zaten. Tatilde çocukların ve gençlerin gelişim ödevlerine odaklanmak en doğru iş, çünkü bu davranışlar okulda es geçilmekte. Geriye tatil kalmakta. Aileler tatilde dinlenen, arkadaşlarıyla oynayan küçük çocukların ve yaşıtlarıyla daha fazla zaman geçiren ergenlerin, gelecek dönemde daha başarılı olacaklarını göreceklerdir. En azından psikolojik olarak yapmaları gereken ama okul döneminde hiç yapma fırsatı bulamadıkları etkinliklerle (oyun oynamak, karşı cinsin beğenisi kazanma gibi) tatili geçiren çocukların daha mutlu bireyler olduklarını göreceklerdir. Bu mutlulukları da bir sonraki yıl bilişsel davranışları açısından da onlara başarı getirecektir.
Not: Örtük Dersler kitabının tanıtımında bizlerle olan tüm dostlarıma en içten teşekkürlerimi sunarım.
Ülgen, G. (1995). Eğitim Psikolojisi. Birey ve Öğrenme. Ankara: Bilim Yayınları.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil