06 Aralık 2016

Taşyapı İnşaat’ın niyeti ne?..

Haber İçi Üst

Ercan işletmesi ihalesini kazanan Taşyapı ve yerli ortağının geçtiğimiz günlerde düzenledikleri ve hayli hararetli geçen basın toplantısıyla ilgili görüşlerimi paylaşmıştım bu sayfadan. İhale sürecinde yaşandığı iddia edilen birçok konudaki soru işaretleri hala akıllarda dururken, büyük ortak Taşyapı İnşaat’ın, diğer ortaklara yönelik, ciddi tasarruflarda bulunma gayretleri de gözlerden kaçmıyor…Özellikle Taşyapı Direktörü Emrullah Turanlı’nın, basın toplantısında, diğer iki ortağını yok sayar nitelikli davranışları ve konuşmaları, hayli tepki toplamıştı. Söz konusu toplantıda dikkat çeken bir başka husus da, ihale şartnamesindeki zorunlu şartları yerine getirmek için, kilit ortak olarak aldığı Terminal Yapı’nın hiçbir temsilcisinin yer almamasıydı…

İhale şartnamesinde yer alan ve ihaleyi kazanan firmanın sivil havacılıkta deneyimi olma zorunluluğunu/şartını getiren maddeye istinaden, 20 yıllık sivil havacılık işletmeciliği ve havaalanı inşaat tecrübesi ile Ercan özelleştirmesinin kilit ortağı Terminal Yapı, süreç içerisinde yer almasaydı, diğer iki firma tecrübe sahibi olmadıklarından Ercan özelleştirmesinin gereklerini yerine getiremeyecekler ve sonuç olarak da ihaleyi alamayacaklardı…

İhale şartnamesindeki ilgili paragraflar:
A)- Yerli veya yabancı istekli aşağıda belirtilen şartları karşılaması koşuluyla ihaleye tek başına talip olabilecektir. İsteklinin kendi tüzel kişiliği adına uluslararası bir havaalanını veya uluslararası bir havaalanı bünyesinde son 5 yıllık dönem içinde uluslararası trafiğe açık asgari 25.000 m2 büyüklüğünde bir yolcu terminalini yapmış veya işletmiş olması veya bir havaalanı bünyesinde asgari 400.000 m2 büyüklüğünde kaplamalı alan yapmış olması zorunludur.
B)- İsteklinin Ortak Girişim olması halinde ise, ortak girişimi oluşturan ortaklardan (yerli veya yabancı) en az birinin, kendi tüzel kişiliği adına uluslararası bir havaalanını veya uluslararası bir havaalanı bünyesinde son 5 yıllık dönem içinde uluslararası trafiğe açık asgari 25.000 m2 büyüklüğünde bir yolcu terminalini yapmış veya işletmiş olması veya bir havaalanında asgari 400.000 m2 büyüklüğünde kaplamalı alan yapmış olması zorunludur. İsteklinin, işletme ile ilgili faaliyette bulunduğuna dair ibraz edeceği belgenin, yurt içinde olanların kamu kurum ve kuruluşlarından alınmış olması; yurt dışından alınmış olanların ise ilgili ülkenin konuya ilişkin yetkili mercilerinden alınmış olması zorunludur. Göreve talip olan isteklinin (ortak girişim olması halinde ortak girişimi oluşturan ortakların) aşağıdaki şartları yerine getirmeleri ve belgelendirmeleri zorunludur…”

Yukarıda da belirttiğim gibi Taşyapı İnşaat’ın ihaleyi almasına neden olan Terminal Yapı’nın süreçten dışlanmak istemesinin ardından, sıranın yerli ortağa geleceği iddialarının da ciddi şekilde düşünülmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu düşüncemi destekleyen en önemli neden ise, söz konusu basın toplantısında Terminal Yapı yetkililerinin (ki bana göre Ercan özelleştirmesi sonrasındaki yeni dönemde özelleştirmenin amacına ulaşmasındaki kilit taşıdır) bulunmaması, haklı birtakım soru işaretlerinin doğmasına neden olmaktadır.

Ercan özelleştirmesini kazanan ve büyük ortak olarak anılan Taşyapı, Turanlı’nın kendi ifadesiyle, 40 yıllık geçmişinde sadece inşaat konusunda uzmanlaşmış bir şirkettir. Sivil havacılıkta 20 yıldır Brezilya’dan Libya’ya tam donanımlı havaalanları yapan ve GAP Havaalanı’nın profesyonel taşıyıcı firması olan Terminal Yapı özelleştirme ve sonrasındaki yapıyı kuracak işin ehli olan tek firma konumundadır.

Bu nedenle, Ercan’ın özelleştirilmesi sürecinde işin ehli olan tek firma Terminal Yapı’nın bu süreçte yer almaması durumunda, çeşitli sorunları beraberinde getireceğini söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı başta olmak üzere, UBP Hükümeti sürecin sorunlu devam etmesinden dolayı, ülkenin uğrayacağı maddi ve manevi zararı toplumsal ve devlet çıkarları için iyi okumalıdır…

OKUR UYARIYOR

Sevgili Mehmet Moreket:
Konu batık bankalar ve alacaklı olan kamu bankaları, eğer kalem oyunları ile istedikleri kadar fahiş faizler uygularlar ve sattıkları hisse senetlerine temettü veya değerlerinde fiyat alamazsa ve küçük hissedarlara hiç faydaları olmazsa, işte o zaman bankalar önce kendi uyguladıkları politikaları düzeltsinler. Küçük hissedarlara haklarını dağıtsınlar. Faizleri makul, mantıklı ve çağdaş dünyanın uyguladığı oranlara çeksinler. O zaman ekonomi herkesle paylaşılır ve dolayısıyla kimler sahtekarlık yaparsa yargılanır, ceremesi neyse de öderler. Halk ve yatırımcılarımız senelerdir tefecilikten boğuldu. İnsanlar göç ediyor, intihar ediyor veya stresten eriyip ölüyorlar. Gelin hep birlikte Sayın Kazım Ant’ın yaptırmak istediği ve büyük mücadele verdiği AD HOC Komitesi’ne destek verelim ki, herkes rahatlasın. Dürüstçe de verecekli versin, alacaklı da hakkını alsın.
Saygılarımla
Aziz M. Kent

YERİN KULAĞI VAR

BOŞUNA ÇIRPINIŞLAR: UBP Milletvekili Hasan Taçoy’un, Akit Gazetesi’ndeki röportajıyla ilgili yalanlamalarına yanıt, yine Akit Gazetesi’nden geldi. Taçoy’un, gazeteye yaptığı açıklamaların aynen yayımlandığını ve ses bandının olduğunu belirten gazete yetkilileri, Taçoy’u bir kez daha zora soktu. Taçoy kendi iddialarında dürüstse, gazeteyi hemen mahkemeye versin. Yoksa söyledikleri, “ucuz kahramanlıktan” öteye gidemeyecek…

DEVLET SÖMÜRÜLÜYOR: Her 5 çalışandan biri kaçak… Vergi kaçağı yüzde 60’a dayanmış, kamu çalışanlarının yüzde 19’u vergisiz ikinci iş yapıyor… Baştan çıkmış bir yapı… Bir an için bu şartların ortadan kalktığını düşünelim. Bütçeye yüzde 40 daha para girsin… Kaçak önlensin, kimsenin gözünün yaşına bakılmasın, o zaman KKTC’nin kendi yağıyla kavrulması mümkün olabilir mi? Bence olabilir. Biraz da tasarruf… Neden olmasın? Şimdi bir de tersinden bakalım. Bu kayıpları 40 yıla yayın. Bir de üstüne Türkiye’nin her yıl gönderdiği desteği ekleyin… O zaman da, devletin politikacılar eliyle, bazı uyanıklara nasıl sömürtüldüğünün fotoğrafı çıkar…

ŞERİFE HANIM’A DA SÖYLESİN: Ersin Tatar, kaçağı önlemede yasaların yaptırım gücünden söz ediyor. Biz halen yürürlükte olanların uygulanmasına da razıyız. Ancak bu söylediklerini Şerife Hanım’a da söylemeli. Baksanıza kaçak çalıştırana 5 asgari ücret cezasını çok buluyor. Hem de övüne övüne kendi çıkarttığı yasayı. Böyle olunca Bakanlar Kurulu’nda bir görüş birliği olmadığı da anlaşılıyor…

GİRNE LİMANI ARTIK TURİSTİK DEĞİL: Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel, bakanlığının belediyeyi devreden çıkartarak Girne yat limanıyla ilgili yetkileri almasından sonra, limanın bakım ve onarımı için proje yaptıklarını, hak ettiği değere kavuşması için gerekenlerin yapılacağını ve konunun takipçisi olacağını söylemişti. Aradan tam 7 ay geçti. Liman iskele şeridinin yenilenmesinin dışında aynı harap durumunu sürdürüyor. Bölgedeki tüm iş yerleri, tek bir işletmenin elinde. Çevreyi bozan, kirleten görüntüler. Turistlerin değerini bilerek geldikleri yerde tavla ve okey şakırtılarından geçilmiyor. Geçmişte hakim olan huzurun “h”si kalmamış. Binalar ha yıkıldı, ha yıkılacak. Çöpe, kanalizasyona karışmıyorlar, anladık da, işin turizm tarafına olsun ilgi gösterselerdi. Sanki Girne Limanı da bugün artık Lefkoşa Surlariçi’nin kaderini yaşıyor…

KUYRUKLARINA BASILDI: LTB’de işçi kadrosunda olmasına rağmen, memur görevi yapan 28 kişi temizlik şubesine gönderilince kıyamet kopmuş. BES’in de destek verdiği görevlendirme sonrası bazı çalışanlar Kadri başkanın odasını basmışlar. Belediyenin tekrardan hizmet verir olmasını istiyorsak, kimse kusura bakmasın ama öyle oturup da beleşten para alma devri bitti artık. İşsiz kalmadıklarına dua etsinler bence…

BOŞ OTURMAK YOK: Lefkoşa Belediyesi normale dönecekse eğer, Lefkoşa halkı hizmet görecekse, kimse kusura bakmasın, bundan sonra boş oturup maaş almak yok. Yaz geldi, her yer sinek dolu, doğru dürüst hizmet alamıyoruz. Henüz bir ilaçlama aracı göremedik. Hem size, hem Lefkoşalıya yazık. Unutmayın ki, görev görevdir. Lefkoşa halkı bir yıldır almadığı hizmeti bekliyor, siz de hizmetinizin karşılığını almak için çalışacaksınız…

FARKIMIZ BU: Dün 1 Mayıs hem Türkiye’de, hem de KKTC’de kutlandı. Türkiye’deki 1 Mayıs kutlamalarına katılan işçilerin gözü, sıkılan biber gazından yaşarırken, bizdekilerin gözleri mangaldan çıkan dumandan yaşardı. Farklı nedenlerde bile olsa, sonuçta hem bizde, hem de Türkiye’deki kutlamalar sırasında gözler yaşardı… Keşke o yaşları silip de yuvarlanmakta olduğumuz uçurumu görebilsek…

SORUN KAMU YÖNETİMİNDE: Radikal Gazetesi’nden Güven Sak, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı olarak KKTC devlet aygıtını masaya yatırdıklarını ve temel sorununun Türkiye’de 1980 öncesi var olan kamu sisteminin KKTC’de halen devam etmesi olduğunu savunuyor. Sak, köklü bir kamu reformu öneriyor. Tamam, biz de biliyoruz da, mevcut siyasi zihniyetlerle yapılacak reform neye yarayacak ki, onu da iki günde politize etmeyecekler mi? Bence değişime politikacının kalitesinden başlamak gerek…

ZİRVEDEKİLER

Ersin Tatar: Ticaret Odası’nın “Kayıt Dışı Ekonomi” raporunun sunulduğu toplantıda konuşan Ersin Tatar’ın söyledikleri dikkat çekici. Bir kere, iş çevrelerinden, kayıt dışılıkla mücadeleyle ilgili yasa önerilerini istedi. Çünkü bu kaçakla mücadelenin önündeki en önemli engel, yasalar. Tatar’ın ikinci vurgusu, yatırım oranlarının ve vergilerin düşürülmesi taleplerine karşı çıkmasıydı ki, bu da ancak popülist olmayan iktidarların işi. Ben Tatar’ın bu söylediklerinin tümüne katılırım. Ancak şunu da belirtmek gerek, söylenenler uygulanmazsa hiç bir anlamı yok…

DİPTEKİLER

Parti İçi Muhalefet: UBP’de parti içi muhalefet olarak bilinen Ahmet Kaşif ve arkadaşlarının Başbakan Küçük’e verdikleri süre, önceki gün doldu. Hiçbir istekleri yerine gelmeyen muhalefet, duruşlarında ne kadar ciddi(!) olduklarını ispat ettiler. “İsteklerimiz kabul edilmezse, asarız, keseriz” diyenlerin, bundan sonra söylediklerine inanan çıkar mı dersiniz?..

Fotoğrafla Gündem

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam