05 Aralık 2016

Tarihten bir sayfa…

Haber İçi Üst

Aşağıda yazacaklarım, bugünden değil, sakın karıştırmayın. Yaklaşık 10 yıl öncesinden.

Tarih 2 Ocak 2004… Aralıkta yapılan seçimlerde, CTP 19 milletvekiliyle birinci parti olarak sandıktan çıkmış. İkinci parti UBP 18, ardından DP 7 milletvekili çıkartmıştı…

Dönemin Cumhurbaşkanı Denktaş, görevi Mehmet Ali Talat’a vermişti. UBP, seçimlerin hemen ardından halkın kendisine muhalefet görevi verdiğini ve hükümette yer alma düşüncesi bulunmadığını açıklamış olmasına karşın, DP’nin geniş tabanlı hükümet önerisi ve “UBP’ye proksi” verdim sözüyle, bir üçlü koalisyon arayışı ortaya çıkmıştı. DP’nin CTP ile ikili koalisyona gitme konusunda çekinceleri vardı. Bunu Kıbrıs konusundaki hassasiyetlere bağlıyordu…

CTP, UBP’ye o zaman da bazı sorular sormuş, görüşmelerin akıbetini bu yanıtlara bağlamıştı. Sorular o günün koşullarıyla, Annan Planı üzerineydi. UBP Parti Meclisi, Annan Planı’nın olduğu şekliyle kabul edilemeyeceği, revizesinin de mümkün olmadığı görüşüyle, bu kez kendisi de CTP’ye tümü Kıbrıs konusuna ilişkin, 18 soru yöneltmişti…

Karşılıklı mektupların hepsi de “olmazsa olmazlar”dı…

UBP’ye proksi verdiğini söyleyen Serdar Denktaş, bu arada Türkiye’ye gitmiş ve bazı görüşmeler gerçekleştirmiş, ardından her iki taraf da tüm şartlarını aniden ortadan kaldırarak ve de UBP’ye hiç bilgi bilgi verilmeden, (iddiaya göre, o tarihte Bursa’da olan Serdar Denktaş, bir akşam yemeğinde ilk kez o masadakilere) CTP-DP’nin anlaştıklarını açıklamıştı. İşte 13 Ocak 2004’te CTP-DP hükümeti böyle kurulmuştu…

Yaşadığımız bugünlerde, daha CTP’nin son kararı kesinleşmemişken, DP-UG’nin alelacele Serdar Denktaş’ı başka partilerle, yani UBP ve TDP’yle hükümet kurma konusunda yetkilendirmesi, bana bunları hatırlattı…

Önceki gün akşam görüşmelerin kopmasından bu yana ardı ardına verilen demeçleri yorumlayıp kafanızı yormak yerine, hafızayı tazeleyelim istedim…

***

CTP bunların hesabını soracak mı?..

28 Temmuz seçimleri öncesi CTP Kıbrıs Türk seçmenine UBP’nin 4 yıllık iktidarı döneminde yaptığı icraatların hesabını soracağı sözünü vermişti. Geçmişte hesap sorma adına geldikleri iktidar dönemlerinde, bırakın hesap sormayı, hesap sorulur duruma düşmüşlerdi. Ancak bu seçimlerde, geçmişten ders aldıklarını, hatta olgunlaştıklarını ve deneyim kazandıklarını söyleyen CTP, bir kez daha halktan onay alarak, sandıktan birinci parti olarak çıkmayı başardı… Şimdi sıra, vatandaşa seçim öncesi verdikleri sözleri yerine getirme zamanı. CTP’ye oy veren her seçmen, bu hesapların sorulmasını bekliyor… Özellikle 4 yıllık UBP iktidarında sorumlu mevkilerde bulunan ve bugün DP’nin Ulusal Güçler kanadını oluşturan eski UBP vekillerinden hesap sorulacak mı?..
Ancak ne yazık ki, aradan geçen bir aylık sürede, bırakın CTP’nin hesap sormasını, hesap sorulması gerekenlerle, sırf koltuk ve makam uğruna can ciğer kuzu sarması misali işbirliği yapmaya çalışıyor.
CTP’nin ortaklık kurmaya çalıştığı DPUG ile ilgili kafalardaki soru işaretlerini nasıl çözmeyi düşünüyor?.. CTP öncelikle bu sorulara cevap vermeli;
1.Kamu Hizmeti Komisyonu sınavındaki adam kayırmacılık ve Eroğlu’nun torunun birinci gelmesi ile ilgili ortaya atılan iddialar soruşturulacak mı?..
2. Başbakan’ın imzasını taklit eden ve bu ülkenin utancı olarak tarihe geçen “sahte imza” olayının sorumlusu olduğu iddia edilen ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun kontenjanından, hala daha Kamu Hizmeti Komisyonu Üyesi olarak görev yapan Mustafa Tokay’dan hesap sorulacak mı?..
3. Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın batırılmasında rol alan Taçoy ve sırf kazanmak adına bunlara göz yuman Derviş Eroğlu soruşturulacak mı?..
4. Lefkoşa Türk Belediyesi’ne yaklaşık % 20 faizle verilen 10 milyon sterlin ve bu paradan eksik olduğu iddia edilen 3 milyonun, nereye gittiği veya nerelerde kullanıldığı araştırılıp, hesabı soruşturulacak mı?..
5. CTP eski Milletvekili Sonay Adem’in, KKTC Meclis kürsüsünden dile getirdiği ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun HSBC’deki şahsi hesabında bulunan 2 milyon sterlin için “nereden buldun” diye sorulup konu yargıya intikal ettirilecek mi?..
6. Sel felaketinde elektriklerin kesilmesi nedeniyle Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde ölenlerin hesabı DP-UG Milletvekili ve dönemin Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif’ten sorulacak mı?..
7. Yine DP-UG Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre’nin, dokunulmazlığı nedeniyle yargı süreci ertelenen “puro kaçakçılığı” konusunda, Zorlu Töre’nin dokunulmazlığını kaldırıp, yargılanmasının önünü açacak mı?..
8- Yoksa 2004-2009 yıllarındaki iktidarınızda olduğu gibi, yine hesap soran değil, hesap sorulan parti mi olacaksınız?..

 

YERİN KULAĞI VAR

CTP YALNIZ KALDI:
Koalisyon görüşmelerindeki zig zaglar CTP’yi yalnızlığa itti. DP-UG ile çıkmaza giren görüşmelerden sonra UBP de, “kolay lokma” olmayacağı mesajını verdi. Sizin anlayacağınız CTP kaş yapayım derken göz çıkardı. Taleplerini yüksekten tutan ve tavize yanaşmayan CTP öyle görünüyor ki, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olacak galiba…

YA MİLLETİN HASSASİYETİ:
CTP-DP-UG görüşmelerinin kopmasının ardındaki gerçekler yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor. Ülkeyi kurtarmak adına günde iki kez toplama zahmetine katılan partililerin kapı arkasında yaptıkları görüşmeler meğerse ilkesel değil, makamsalmış. Günlerce milleti kandırdıklarını sananların maskeleri erken düştü. Kimseyi uyandırmadan biz aramızda anlaşalım, onları kandırmak kolay diye düşündüler herhalde. Varsa yoksa politikacıların hassasiyeti. Peki ama milletin hassasiyetleri ne olacak?.. Onları takan yok…

ŞİMDİ Mİ AKLINA GELDİ:
DP-UG lideri Serdar Denktaş, CTP ile iplerin kopmasının ardından yaptığı değerlendirmede CTP’nin, “koltuk değneği vazifesi görecek bir ortak arayışında” olduğunu savundu. İyi de küçük ortak olarak ne olmayı bekliyordunuz Sayın Denktaş. İşler yolunda giderken “koltuk değneği olmayı” kabul ediyordunuz ama…

KORKUSU BAKAN OLAMAMAK:
Maliye eski Bakanı Ersin Tatar, “Tabandan gelen mesaj şudur; UBP, asla CTP’ye koltuk değneği yapılamaz. Ben tabanımın sesine kulak veririm. CTP ile koalisyona kesinlikle yanaşmıyorum. Benimle aynı fikirde başka milletvekilleri de var. En doğru olan UBP-DP-UG dir” demiş. Aslında bal gibi olur ama o zaman da kendisi bakan olamaz. Tatar’ın bütün korkusu koltuğu kaybetmek, bir de Derviş abisinden ayrı düşmek…

KADER:
Vatandaş hastane kapılarında sabah beşten itibaren nöbet beklerken, gelirleri yarı yarıya düşmüş, geçim sıkıntısı çekerken, eğitim dönemi geçici hükümetin kapasitesini aşan sorunlarla açılırken, esnaf kepenk kapatır, mazbata borçluları çare beklerken, sorunlara acil çözüm bulsun diye seçilenler, “İlkesel bakanlık pazarlıkları” ile meşguller. Galiba kaderimiz bu, yok olana kadar da çekeceğiz…

KEŞKE SÜREKLİ OLSA:
Sürekli okurlarım bilirler, her yıl anız yakma sonucu meydana gelen yangınları önlemenin tek yolunun yasaklamak olduğunu söyler dururum. Her yıl da bu yüzden yüzlerce ağaç yandıktan sonra, göstermelik bir yasak kararı çıkar. Bu yıl hükümet erken davranıp, yasağı koydu. Yalnız keşke sadece bu yıl için değil, tümüyle yasaklardı…

KANALİZASYON PROTESTOSU NASIL OLUR:
Yıllardır Meclis’te milletvekilleri tarafından yapılan ilginç protestolara şahit oluyoruz. Örneğin Arif Albayrak’ın akaryakıt zammını protesto etmek için Meclis’e eşekle gelmesi, Mehmet Çakıcı’nın 13 saatlik kürsü işgali, yemini “fazla erkeksi” bulup kendi yeminini okuyan protesto eden Doğuş Derya ve son olarak da yangın helikopteri alınmamasını eleştiren TDP Milletvekili Zeki Çeler’in oyuncak helikopterli protestosu. Bir okurum arayıp şöyle bir değerlendirmede bulundu. “Yapılan tüm protestoları saygıyla karşılıyorum. Ancak yarın birisi çıkıp da kanalizasyon sorununu protesto etmek isterse, Meclis’in ortasına mı etmesi gerekecek?”… Vallahi bu gidişle o da olursa hiç şaşırmayacağım…

BİR BU ESİKTİ:
Ülkede neredeyse her parti, her kurum birbirleriyle kavga edecek bahane arıyor. Koalisyon kavgaları yetmezmiş gibi şimdi de hükümetin açıkladığı av tarihleri yüzünden avcılarla çevreciler birbirlerine girmişler. Avcılık Federasyonu’nun Başbakanlığa “siyah çelenk” eylemine karşılık, Çevre Platformu da “yeşil çelenk” ile yanıt vermiş. Kavgasız günümüz geçmesin de ne olursa olsun…

 

ZİRVEDEKİLER
Doğancı Halkı: Doğancı köylüleri Lefke Belediyesi’nin kendilerine hizmet götürmemesinden şikayetçi. Köy komitesi, Lefke Belediyesi’ne 10 maddelik şikayet mektubu yazmışlar ve taleplerinin yerine gelmemesi halinde referandum yaparak, Lefke Belediyesi’nden ayrılacaklarını duyurmuşlar. Tabii benim burada zirveye taşıdığım, köylülerin daha temiz, yaşanabilir bir çevre için verdikleri demokratik mücadele. Ayrılma hakları var mı, orası meçhul. Demokrasinin gereği, seçimle geleni, yine seçimle göndermek değil mi?..

 

DİPTEKİLER
Ulusal Birlik Partisi:
Önce kurultay, ardından başkanlık kavgası, tam bitti derken seçimlerde alınan sonuçların kavgası başladı. Neyse ki, uzun sürmedi, tam kurtulduk derken, bu kez de seçimlerde harcanan paraların kavgası başlamaz mı?.. Sizin anlayacağınız iktidar veya muhalefet bu gidişle UBP’deki kavgalardan kurtulmamız mümkün olmayacak…

 

FOTO GÜNDEM…

Lefkoşa’da Atatürk Öğretmen Koleji arkasında kalan dere yatağı ve uzantısındaki arazi iki ay içinde üçüncü kez yandı.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam