07 Aralık 2016

Tarihle kebabın buluştuğu kent

Haber İçi Üst

Ülkede yaşanan siyasi kirlilikten, kişisel çıkarlarını siyaset gibi satanlardan, oynanan oyunlardan, dönen dolaplardan sıkıldım…
Hiç olmazsa birkaç günlüğüne ülkeden kaçmanın en iyi çare olduğunu düşünerek, soluğu belgesellerde izleyip hayran olduğumuz Gaziantep’te aldık.
Pegasus Hava Yolu ile yaklaşık 45 dakikalık bir uçuştan sonra Anadolu’nun yükselen yıldızı Gaziantep’e geldik.
Gaziantep adını tarihin derinliklerinden, sıfatını Milli Mücadele’deki kahramanlıklarla dolu müdafaasından almış. Ayıntap olan ismi daha sonra Antep olarak geçmeye başlamış. 1921 yılında ise Gazi unvanını alarak GAZİANTEP olmuş…
Bundan 5 yıl önce 600 bin olan nüfusu, bugün 2 milyona varan ve Akdeniz Bölgesi ile Güneydoğu Anadolu’nun birleştiği noktada konumlanan Gaziantep, tarihi, köklü ve zengin mimarisi ve en önemlisi yemek kültürü ile önemli bir kent… Dünyanın en büyük mozaik müzesi Zeugma ve yine Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise üçüncü büyük hayvanat bahçesinin bu kentte olması, kente ayrı bir özellik katıyor…
Tarihi ve yemek kültürü yanında Gaziantep, sanayi ve ticaret yapısıyla da Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutuyor. Tarihin ilk çağlarından beri Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan İpek Yolu üzerinde bulunan Gaziantep, bugün de özellikle KOBİ’lerin devleştiği bölge olarak bir ticaret merkezi.
Yapılan yatırımlar ile eski ve modern mimarinin harmanlandığı Gaziantep, sahip olduklarıyla ve ürünleriyle markalaşmış durumda. Bakır işlemeler, sedef kakmalı eşyalar, altın ve gümüş takılar, yemeni adı verilen ve tabanı köseleden dikilen topuksuz ve çok sağlıklı olan geleneksel ayakkabılar, beyaz kumaş üzerine sarılarak ve çekilerek beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle yapılan el işlemeleri Gaziantep’ten alınabilecek özgün hediyelik eşyalar…
İnsanları sıcakkanlı ve misafirperver. Suriye’de yaşanan iç savaş Gaziantep’i olumsuz etkilemiş. O bölgeden kaçanlardan, zengin olanların yoğun olarak Gaziantep’i tercih etmesi, mülk fiyatlarının orantısız bir şekilde yükselmesine neden olmuş. Buna bağlı olarak da çarşı pazardaki fiyatlar da büyük ölçüde artmış. Bu da yerli halkın şikayetlerine neden oluyor… Oysa bu yeni gelen paralı nüfus ve bunun yanında, Gaziantep üniversitesinin öğrencileri ciddi oranda tüketim yaparak, ticareti canlandırıyorlar.
Bizde son yıllarda gelişen eğlence, bar, cafe kültürünün çok daha gelişmişini Anadolu’nun bu uzak kentinde görünce, gözlerimize inanamadık. Gençler, gecenin geç saatlerine kadar sokakları ve mekanları dolduruyor.
Yükselen yıldız dedik de, kentin belediye hizmetlerinin de buna katkısı olduğunu söylemezsek haksızlık etmiş oluruz. Son derece bakımlı parklar, meydanlar, her köşe başında heykeller, mükemmel bir şekilde korunarak turizmin hizmetine açılmış eski eserler ve hepsinden önemlisi temizlik… Hayran olduğumu söylemem lazım. 
 

Zeugma Mozaik Müzesi
Gaziantep’i marka yapan unsurların başında Zeugma geliyor. Fırat nehrinin kıyısındaki tarihi Zeugma kenti, bugünlerde Halfeti’yi yuttuğu gibi, Zeugma’yı da yutmak üzere. Böyle olunca, tüm bir antik kenti bir müzeye taşımışlar. 2011 yılında açılan, 1700 metrekarelik Gaziantep Arkeoloji Müzesi, bu kentin mozaiklerine, hamamlarına, kral mezarlarına ve inanmayacaksınız ama, kanalizasyon sistemine ev sahipliği yapıyor. Tümünü, çok titiz ve bilimsel yöntemlerle Müze’ye taşımışlar. Zeugma Müzesi dünyanın en büyük mozaik müzesi olma özelliğini taşıyor ve kente önemli bir turist akışı sağlıyor. Mozaiklerin içinde bir tanesi var ki, o başlı başına bir marka.  “Çingene Kızı”… Üstün bir teknik, detaycı  bir emek, yüzyıllarca oluşmuş  bir birikim. Kullanılan renk çeşitliliği ve geçişler o kadar ince bir ustalık eseri ki, minicik taşlarla yapılmış mozaik bir döşeme değil, adeta kusursuz yağlı boya bir tablo izleniyormuş  etkisi yaratıyor. Çingene Kızı’nın olduğu bölüm, karanlık koridorlarla ayrılmış ve ister istemez ziyaretçide bir heyecan yaratıyor.  Yapılışından yüzyıllar sonra, Leonardo da Vinci’nin de Mona Lisa tablosunda da aynı tekniği kullandığı Çingene Kızı’nın iri gözleri, her açıdan size bakabiliyor.

Kebap diyarı
Gaziantep denir de kebaptan söz edilmez mi. Tarihi kadar kebapları ile de meşhur olan ilde kuşbaşı kebabı (tike kebabı), kıyma kebabı, patlıcan kebabı soğan kebabı, simit kebabı ve ciğer (cartlak) kebabı mutlaka tadılmalıdır. Bunun yanında Gaziantep baklavası, Antepfıstığı, tatlı sucuk ve pestil, kırmızıbiber, zahter ve diğer farklı baharatlarını şehrin hemen hemen her sokağında rastlayabilirsiniz… Bizim çitlenbikten yapılan menengiç kahvesi ise, bugün Türkiye’nin dört bir yanına gönderilecek kadar tutuluyormuş.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil