03 Aralık 2016

Tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna…

Haber İçi Üst

UBP’de uzlaşı arayışları, cumartesi yapılan genel sekreterlik seçiminin ardından daha zorlaştı. Parti içi muhalefetin aday göstermediği seçimleri, Girne İlçe Başkanı ve Küçük’e yakınlığı ile bilinen Necdet Numan kazandı…                                                                                                                                   
Ahmet Kaşif, yaptığı ilk değerlendirmede, “Halk bizi Meclis’e gönderdi. Meclis’te halkın yararına çalışmaya devam ediyoruz. Mücadelemiz devam edecek. Genel değerlendirmeyi arkadaşlarımla yapıp ona göre davranacağız” derken, aslında akıllardaki soru işaretlerini silmeyi başaramadı.                                                                                                                                                                  Ne istiyordu muhalif grup, “Tek adaylı bir seçime gidelim ve bu aday da Hasan Taçoy olsun”…
Taçoy’a parti içindeki tepkileri bilmesine rağmen Kaşif’in Taçoy ısrarı aslında, “uzlaşı” değil, “krize” oynamak olarak değerlendirildi. Aslında tüm bu yaşananlara bakıldığında, kurultay kavgasının hala sürdüğünü ve daha da aratarak süreceğini söylemek yanlış olmaz…           
Peki ama, tüm bu yaşanabilecekleri öngördüğünü düşündüğüm Başbakan Küçük, bu krizin bile bile gelmesini mi bekledi, yoksa krize mi oynadı diye düşünmeden edemiyorum. Daha da açıkçası, İrsen Küçük sanki bu krizi bile bile yarattı veya en hafif tabiriyle büyümesine olanak tanıdı. Parti yetkili organlarından çıkan, “genel sekreter seçiminde konsensüs sağlandı” haberleri, aslında Küçük’e planlarını uygulamak için önemli bir zaman ve fırsat yaratmaktan öte bir şey değildi…
Tek taraflı bir seçim olarak değerlendirebileceğimiz sonuçlarla ilgili ilk açıklamasında Başbakan, “UBP’nin zümre değil, halk partisi olduğunu kanıtladığını ve demokratik bir şekilde genel sekreterini seçtiğini” söylerken, hem muhaliflere, hem de Cumhurbaşkanı Eroğlu’na inceden mesaj vermeyi de ihmal etmedi…       
Bu süreçte kendisinden beklenmeyen bir manevra yapan ve bile bile, uzlaşıya değil de  krize oynayan İrsen beyin, sanki “bir yerlerden” destek almış bir havası vardı. Seçime giderken İrsen Küçük ya, muhalefet gurubunun isteklerini kabul edip kendini ve otoritesini sıfırlayacaktı veya reste rest diyerek, küçülme pahasına parti içinde “birsinin adamları” diye nitelediği grubu temizleyecekti…                 Son günlerde bazı köşe yazarları, özellikle birileri tarafından başlatılan, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na yönelik “bitirme” operasyonundan söz ediyorlar. Öyle anlaşılıyor ki, İrsen bey de aynı senaryonun bir benzerini, Eroğlu’na yakınlığı ile bilinen parti içi muhaliflere karşı uyguluyor…         
İrsen bey, açık açık “beğenmezseniz gidin” diyemediği vekilleri, bu tür oyunlarla partiden uzaklaştırmak ve tabandan gelebilecek tepkileri minimuma indirmeye çalışmaktadır. Şu an muhalif kanat, açık açık ayrılık sinyali vermese de, bundan sonra parti içindeki pozisyonlarının çok daha zor olacağının farkındadırlar… Ok yaydan çıkmıştır artık. Geri dönüş ve kucaklaşmanın mümkün olmayacağını herkes çok bilmektedir. Muhalifler ya ipleri koparıp kendilerine yeni bir yol çizecekler, ya da her geçen gün daha da yalnızlaştırılıp, ilk seçimde de siyasetten silinecekler.
Son bir şey daha. Bugün sayıları 10 olan bu arkadaşların, olası bir kopma halinde, 5-6 sayısına düşeceklerini de unutmamak lazım…
    
Büyükelçi Akça açık konuştu…

Büyükelçi Akça’nın, Karayolları Dairesi’ne 3 adet kamyon, bir kepçe ve bir ekskavatör hibe töreninde yaptığı konuşma dikkate değer. Sayın Akça, Türkiye’nin KKTC’deki milyonlarca liralık alt yapı yatırımlarında kendilerini ilgilendirenin “işin ucuza, kaliteli ve en hızlı bir şekilde yapılması” olduğunu vurguluyor ve KKTC’deki taahhüt sisteminin, mevzuat olarak uluslararası ilkelere uygun ve güven verir bir noktaya gelmesi halinde Ankara’da çıkılan ihale sayısının azalacağını söylüyor. Büyükelçi’nin   Saner ve Tatar’ın önünde  açık açık dile getirdiği şu; “ihale sisteminiz düzgün değildir ve bu bozuk sistemin bir ayağı da müteahhitlerdir”… Kimse çıkıp da körü körüne “Bu memleket bizim” edebiyatı yapmasın.  KKTC’de yapılan ihalelerin çoğunda şaibelerin ortaya çıktığı gerçek değil mi? Özellikle de müteahhitlerin açılan ihaleleri aralarında paylaştıkları, hatta işin içine mafyoz yöntemler sokanların da olduğu bilinmiyor mu? “İhaleler KKTC’de açılsın” diye yaygara yapanlar, önce sisteme sürdükleri kara lekeyi ortadan kaldırmalılar. Onlar yapmıyorsa, devlet yapmalı… Eminim hem Maliye Bakanlığı, hem de yatırımcı diğer bakanlıklar hangi çaçaların döndüğünü bizden daha iyi bilmekteler. Gerekli temizlik yapılmadığı sürece, paranın sahibi de, parasını çöpe atacak değil. Aksine doğru kullanılması için gereğini yapacaktır. Başka türlüsü düşünülemez…

YERİN KULAĞI VAR
GÖZLER MECLİS’TE OLACAK:                                                                                                                            

  UBP’deki gergin genel sekreter seçiminin ardından, tepkilerini ortaya koyan muhalif kanadın bugün Meclis’te nasıl bir tavır takınacakları merak ediliyor. Genel sekreterlik konusunda Küçük ile anlaşamayan ve aday da çıkartmayan muhalifler, bugünkü Meclis toplantısına katılmayarak, yine nisap sorunu yaratabilirler. Hazır Başbakan da ülkede değilken…
ÇOK GÜLDÜM:                                                                                                                                             Cumhurbaşkanı Eroğlu yine kurultay öncesindeki gibi, “ne yapayım kayıtsız kalamam” diyerek, UBP’nin içişlerine dahil oldu. Açıklamasını yazanlar, gerçek maksadı, “kamuoyundan gelen talep” falan diyerek gizlemeye çalıştıysa da, niyet kabak gibi ortadaydı. Son olarak, “sadece UBP’nin değil, diğer partilerin de birlik-bütünlüğünden” söz edilmesi de ayrıca komik ötesiydi…

MAFYA ADASI:                                                                                                                                                      Türkiye’de Avşar Film şirketi, “Baba” adlı filminin çekimlerini KKTC’de yapacağını açıkladı. Başrolünü Erkan Can’ın oynayacağı film, emekli olmuş bir mafya babasının hayatını anlatacak. Yapımcı Şükrü Avşar, filmde otel ve kumarhane sahneleri ön planda olacağı için Kıbrıs’ın seçildiğini söylüyor. Nasıl ama? Namımız yerinde değil mi..?

TALAT ADAY GİBİ:                                                                                                                                                           2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat katıldığı bir televizyon programında 2015’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olup olmayacağı konusunda, seçimlere daha 2 yıl olduğunu ve koşulların her gün değişebileceğine dikkat çekerek, “Daha çok var, şu anda bir kararım yoktur” dedi. Talat’ın bu sözleri, bundan önceki sözlerinden daha açık. Sanki bir sinyal var gibi… Ama bence son kararını, Kıbrıs konusundaki gelişmeler belirleyecek…

TOPARLANIYORUZ HAREKETİ 1 YAŞINDA:                                                                                                                  

Bir yıldır, partili olmayan gönüllüleriyle, yanlışları ve o yanlışları yapanları deşifre etmek, doğruları yaymak için çaba gösteriyorlar. KKTC’de bugüne kadar kurulmuş en başarılı sivil toplum örgütü demek yanlış olmaz. Şu ana kadar yaptıklarına, istihdamlarla ilgili olarak açtıkları dava dışında, halkı uyandırma çabası denebilir. Bir yıl gibi kısa bir sürede geldikleri aşama az değil, ancak artık dernekleştiklerine göre, çürümüş zihniyetin korkulu rüyası olmak için biraz daha organize olmaları gerekiyor. Yine de davetlerine yabancı Büyükelçilerle, Türkiye  Büyükelçilik Müsteşarı’nın da katılmış olması, dikkate alınacak bir figür haline geldiklerini gösteriyor. Yolları açık olsun. Doğruları söyleyenlere her zamankinden çok ihtiyacımız var…

KIYAK DA YAPMIŞ:                                                                                                                                               Lefkoşa Türk Belediyesi’nin  iki yıldan fazladır, toptancıların Lefkoşa’ya getirip piyasaya sürdükleri mallardan alınan Kıymet ve Tartı vergisini almadığını biliyor muydunuz. Cemal Bulutoğluları toptancılara “Size hal yapacağım, o güne kadar da para almayacağım” diye kendi kafasından kıyak yapmış. Şimdi bu kalem, LTB için yeniden toplanmaya başlamış ve belediye için ciddi bir kaynak oluşturmuş. Bu belediye boşuna batmadı…

BU MASRAFA DEĞER Mİ:                                                                                                                                   

Başbakan Küçük temaslarda bulunmak üzere kalabalık bir heyetle Amerika’ya gitmiş. Orada birtakım temaslar yapacak olan Başbakan Küçük her yıl düzenlenen Türk Yürüyüşüne de katılacakmış. Her şey iyi güzel de, 6 kişinin daha kendisine eşlik etmesinin gereği neydi, onu anlayamadım. Bu işin ceremesi, nereden baksanız en az 100 bin dolar. Bu dönemde böylesi bir harcama ve lükse ne gerek vardı diye düşünmeden edemedim…

ZİRVEDEKİLER
Tüm Anneler
: Dünyanın en kutsal varlığı olan anneler için dün oldukça önemli bir gündü. Annenize verebileceğiniz en değerli armağan sevgidir  Onun için, annenize sadece saf sevginizi veriniz. Fedakârlık, sabır ve güzellik timsali tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlu olsun…

DİPTEKİLER
Lefkoşa’nın Kaderi:
Başkanlar gelir gider ama, Lefkoşa’nın kaderi hep aynı kalır. Her yağmurda olduğu gibi, dün de yine yürekler ağza geldi, yollar kapandı, insanlar mahsur kaldı. Yaklaşık bir saat süren yağmur sonrası, Lefkoşa ve Girne’de Venedik’i andıran görüntüler ortaya çıktı. Hatta bir vatandaş, Facebook’ta yaşadığı yeri “Venedik” olarak güncelledi. Kimseye kızmak da istemiyorum. Çünkü artık bu yaşananları Lefkoşalının kaderi diye yorumlamak istiyorum…

 

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam