04 Aralık 2016

Tabiat kanunu, insan ve ekonomi

Haber İçi Üst

Etrafımı kavramaya başladığım çocukluk dönemimde tabiatın acımasızlığı beni çok üzerdi. Köyde doğada, bir film veya resimde bir canlının diğer bir canlıyı parçalayıp öldürmesi, yemesi veya annemin bahçemizde farelere tuzak kurması, ve onun sonrası, beni hasta eder, gizlice bahçedeki kapanları etkisiz hale getirmeye çalışırdım. Annemin ne zeki fareler dediğini duyar gibiyim. Zamanın geçip de gençlik dönemimde, yani lise çağımda, tabiat ananın mucizelerini, tabiatta hayatta kalma mücadelesinin nasıl bir denge kurma olayı olduğunu anlamaya başladım; Bu dengenin veya gücün yaratıcısının dokunurcasına bilinmediğini ve işte o güce Allah gücü dendiğini düşünmeye başlamıştım. Aradan birkaç yıl geçti, insanların tabiat dengesini bozduğunu, çevresine yaptığı tahribatı gördükçe, bu dengede bir eksiklik olduğunu, insanoğlunun gereğinden fazla, yani dengesiz, bir akılla donatılıp doğayı bozduğu olayı tabiatın bir zafiyeti olarak algılamaya başladım. Ta ki üniversite hayatımda papazdan dönme bir iktisatçı olan Malthus’un görüşleri ile tanışıncaya kadar. Malthus’un söyledikleri özetle şöyle idi. Dünyamız sınırlı, insanlar gittikçe çoğalıyor, denge bozuluyor. Basit düz mantık.  Bu dengeyi tabiat harpler, yaygın hastalıklar, açlıklarla gelen ölümlerle kuracak. Gelin bu dengeyi acısız, medeni bir şekilde biz kuralım.  Cinsi temastan mümkün mertebe sakınalım veya korunalım, aile planlamasına gidelim. Derste muzip talebelerimden birinin, hocam, o dönemde tıp ne kadar ileri idi ki Malthus korunalım diyordu diye sordu. Diğer bir talebe, her halde prezervatif var idi diye ekledi. Ben de eğer var idi ise herhalde bisiklet lastiği kalınlığında idi, şeklinde söze karıştım. Sınıfta bir kahkaha tufanı koptu. Bence teknoloji Malthus’un kötümser tahminlerini ilerilere attı ancak hiçbir zaman çürütemedi.
Ben hiçbir yıl Kurban Bayramı öncesi ve sonrasında, hayvanlara yapılan zumlu görüp de hasta olmayım diye, bilhassa Türkiye TV’lerini asla seyretmem. İnce av, kalın av mevsimine de sinir olurum. Av spor muş! Sadistlik içgüdüyü tatmin etmenin mazeretine bakın siz! Doğaya yaptıkları tahribat bir tarafa, bunların kendilerinden güçsüz hayvancıkları katletmeleri egosundaki zafiyetleri, doğada dengeyi bozmaları da cabası. Doğa hayatı idame çabasında dengeyi korur. Bunlar “zevk” için öldürür; üstelik dengeyi de bozar. Neticede ülkemizde av hayvanı kalmayacak ve onun getireceği dengesizliklerin tahribatını biz de çekeceğiz. Utanarak söylerim ki insanların birbirlerini vurup yaralamasına yegane üzülmediğim olay bu sahada cereyan etmektedir. Tabiat insana hayatını idame edebilmesi, korunabilmesi için diğer canlılara kıyasen üstün bir beceri verdi. Alet, edevat icat ettiler. Ancak tabiat akıl da verdi. Dengeyi kurmada aklını kullansın diye. Bazı devlet yöneticileri bu aklı başarı ile uygular, bazıları kendi küçük menfaat çerçevesinde ıskalar. Doğadaki dengeyi bozar, bozulmasına göz yumar, ortalığı pislikle dolmasını önemsemez, ülkeyi bir baştan bir başa beton ormanına çevirir, trafikte dengeyi kurmayı tabiata bırakır ve adına trafik canavarı der. 300000 nüfuslu bir ülkede 40000 av tüfeği, 30000 avcı olmasına göz yumar. Peki yöneticiler bu konuda ne yapabilir? Her ülkede maalesef sadistlik dürtüsü olan ve av peşinde koşan insan varlığı olduğuna göre avı tümü ile yasaklamak veya kontrol edilemeyecek sınırlama getirmenin doğru olmadığı iddia edilir. Ben bu iddiaya karşı değilim. Çaresini size söyleyeyim. Avı bir zengin sporu yapın. Bu olaydan zevk alanlar ve bizim gibilerin refahını çalanlar burnundan ödesin. Ödeyecek ki sebep oldukları tahribat yerine konsun, ülkede av devamlı bulunup bu gibilerin güç egoları bu yönde tatmin olsun. Hükümetimize önerim yıllık av ruhsatlarını 1500 TL yapsın eğer avcı sayısı 3000 rakamına düşmez ise bu sayıyı bu rakama düşürecek şekilde artırsın. Ruhsatsız avlamayı önlemek için ağır cezalar ile birlikte çok sıkı kontrol getirsin. Hesaplanacak belli bir sayı ile avlanacak günlük miktarı sınırlasın. Eğer bunu yapmaz isek tabiatın dengeyi çok acı bir şekilde kurma çabası içinde bizi çok örseleyeceği kaçınılmaz bir gerçektir.
Ekonomide dengeler de çok önemlidir. Eğer bir ülkede fert başı üretim görece düşer ise, yani rekabet edebilirliliği zemin kaybeder ise ve yönetimce gerekli tedbir alınmaz ise, ekonomik tabiat, yani otomatik bir denge ayarlanması devreye girer. O ülke ürettiği kadar tüketime acımasızca zorlanır. İnsan zekasının sınıfta kaldığı veya gereği gibi süratle hareket etmediği bu durumlarda  ekonominin tabiatı gereği otomatik dengenin kurulmasını zorlayan durum ayni para birimini kullanan ülkelerde, şimdilerde Yunanistan, İspanya, İtalya, Portekiz v.b. ülkelerde olduğu gibi daha da acımasız olur. Gelecek yazımda bu otomatik dengenin nasıl kurulduğunu ve ekonomiyi tabiatının acımasızlığına olayı bırakmamak için hükümetlerin ne gibi tedbirler alması gerektiğinden bahsedeceğim.
Tabiat bize beceri yanında kullanılacak akıl da verip dengeyi sağlamaya çalıştı. Eğer beceri aklın önüne geçerse ve yaşantımızda gerekli dengeleri kurmaz isek topluca duvara toslamamız kaçınılmazdır. Para kazanma becerilerini dengeleyemeyen insanların eninde sonunda nerelere sürüklenebilecekleri gibi!

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam