07 Aralık 2016

Suyu da tankerle alacağım

Haber İçi Üst

 

Sokak lambam yanmıyor…
Evimin önündeki çöpler de dağ gibi birikti. Futbol oynamak en büyük zevki olan oğlumu kapı önüne çıkarmıyoruz. Maazallah… Malum, her türlü hastalık çöpten…
Son darbe de dün indi…
Evde su akmıyor.
Olacak şey değil.
Hanım da söyleniyor…
“Çamaşır birikti… Bulaşık birikti… Bu çocuk okula gidecek… Ya birini çağır baksın, ya da gel bak…”
Aradık bizim Hüseyin abiyi ama… Bu aralar su tesisatçıları ve su tanker sahipleri çok meşgul ya…
Bir türlü buluşamadık.
Dedim dama çıkayım…
El mahkum, fırladık dama…
Filtreyi bir açtım…
O da ne…
Keçe mahvolmuş, gumdan görünmüyor…
Hazır bir ogga gum temizledim.
Hidrofor tıkanmış…
Su motoru ise keçeden su kaçırıyor…
Zaten paslanan su depolarını da birkaç ay önce değiştirmiştim…
Neyse…
Filtreyi yıkadım…
Hidroforu çalıştırdım ve aşağıya indim…
Çeşmeleri açtım…
Midem bulandı…
Mutfaktaki çeşmeden akan suyla bulaşıklarım yıkanıyor benim…
Lera gibi su akıyor…
Banyodaki çeşmeyi açtım…
Lavabodaki…
Olacak gibi değil.
Ve bu sadece benim yaşadığım.
Başkentte yüzlerce evden hastalık akıyor.
Yüzlerce sokaktan pislik saçıldığı gibi…

Mahkum Lefkoşalı…Ve tam da dün, Cemal Bulutoğluları, “Yeniden Lefkoşa Belediye Başkanlığı’na adayım. Bu kez oylarımı ikiye katlayacağım” diye açıklama yapmasın mı?
Lefkoşalı “kullanmadığı suyun” parasını ödüyor…
Lefkoşalı “çıkamadığı sokağın” temizlik parasını ödüyor…
Lefkoşalı, “kapkaranlık sokaklarının” aydınlatma vergisini ödüyor…

Çalışanı da kınamıyorum ki…
Veznedeki adam vergi topluyor, maaş alamıyor…
Sokaktaki adam çöp topluyor, maaş alamıyor…
Sağlıktaki adam, gıda denetimlerini aksatmıyor ama maaşını alamıyor…
Dümendeki adam, sabahtan akşama belediyenin işlerini yetiştirmek için oradan oraya gidiyor ama maaş alamıyor…
Lefkoşalı olarak bizler de topyekun bir “karanlığın” içine atılmış durumdayız.
Çalışanı motivasyonunu yitirmiş…
Belediye meclisi toplanmıyor bile…
Kim kime, dum duma…
Sayıştay rapor yazıyor, başkanı suçluyor.
Başkan, “rapor beni akladı” diyor…

Bize ne?Ve ben halkım…
Biz halkız halkız.
Tek isteğimiz sokaklar gece aydınlık olsun.
Kapımın önüne çıkabileyim…
Evimdeki suyla yıkanabileyim…
Bu kavgalar arasında, binlerce Lefkoşalı perişan oldu.
Cemal başkan ise yeniden aday…
Üstelik de “partim de buna onay verdi” dedi dün Aysu Basri Akter’e…
Zaten başkanın kim olduğuna değil de, ne hizmet aldığıma bakıyorum artık.
Dört ay sonra, “Allah bağışlasın, göz tutmasın” ikinci oğlum da dünyaya gelecek.
Ve ben, bu Lefkoşa’da…
Bu çöp deryası içerisinde…
Bu kirli suyla bir çocuk büyütmek istemiyorum…
Evet, acil olarak çalışanın özlük hakkı…
Maaşı…
Sosyal Sigorta yatırımı…
İhtiyat Sandığı yatırımı da gerekli…
Ben maaşını alamayan adama da, “gel çöpü topla” demem…
“Gel lambayı yak” demem…
Diyemem…
Ama bu kötü ortamı da çekemem…
Lefkoşa Türk Belediyesi, kocaman bir yapı olarak Lefkoşa’nın canına okuyor, çekilmez bir kent haline getiriyor…
Ve insanın aklına borçtan harçtan “Lefkoşa dışında bir ev al kendine” fikrini getiriyor…

 

Susmak yerine savaşmayı seçti

Sunat Atun dün bir basın toplantısı düzenledi.
Yanına Mağusalı Belediye Başkanlarını…
Mağusalı PM üyelerini ve 30 kadar örgüt başkanını alarak.
Bu çok şaşırtıcı.
Kaşif Mağusa’da bu kadar üstünse Küçük’e karşı, 56 örgüt başkanının 30 küsurunu yanına almışsa Atun…
Kaşif’e ne kaldı.
Atun üstelik bir rakibi gibi Kaşif’i yerden yere vurdu.
Gerek medya…
Gerek UBP’liler bekledi ki, hem Atun, hem de Saner sussun.
Atun susmadı.
Aksine kendisine “dönek” diyenlere…
“Adam değil” diyenlere ağır bir üslupla karşılık verdi.
Susması ya da “dönek diyelim ve mahcup edelim” stratejisine Atun konuşarak cevap verdi.
Haklılığını anlatmaya çalıştı…
Farklı bir yol izledi.
Bence böyle yaparak kendisi için en doğru olanı yaptı.
Ötesinde “yanında kimse yok” diyenlere de, delege. Belediye başkanı ve hepsinden önemlisi de örgüt başkanları ile cevap verdi.
En enteresan olanı da buydu.

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil