11 Aralık 2016

Süreci Cumhurbaşkanı belirleyecek…

Haber İçi Üst

Hükümete verilen güvensizlik önergesi gündeme alındı. Danışma Kurulu’nun belirleyeceği bir tarihte görüşülmeye başlanacak.  Görüşmelerin bitiminden bir tam gün sonra da oylanacak. CTP de verdiği sözü tutarsa, 6 Nisan 2011 tarihinde İrsen Küçük’ün başbakanlığında kurulan KKTC’nin 23. hükümeti düşecek.
Anayasa’ya göre, Başbakan 72 saat içinde Cumhurbaşkanı’na gidip, istifasını sunmak zorunda.

Bu noktada Cumhurbaşkanı’nın önünde iki yol var. Bir tanesi, erken seçim tarihi de netleşmiş olacağına göre, seçime kadar mevcut hükümetin göreve devam etmesini istemek. Zira ülkenin hükümetsiz kalabilmesinin süresi de zaten 60 gün. 60 gün içinde de seçim olacağına göre, Cumhurbaşkanı bu yolu izleyebilir…

Diğer yol, derhal muhalefetten bir milletvekiline görevi vermesi…

Ben eminim ki, DP, TDP ve 8 bağımsız böyle bir durumun hesabını yapmışlardır… Nitekim DP lideri Serdar Denktaş’ın, dünkü açıklamalarını iyi okursanız, önümüzdeki süreç ve olası hükümetle ilgili ipuçlarını yakalayabilirsiniz…

Haber aynen söyle, “Şu anda Meclisteki sayılarının 10 olduğunu söyleyemeyeceklerini, söz konusu 8 milletvekilinin grup oluşturmak için fiilen DP’ye geçmeleri gerektiğini, Meclis İç Tüzüğü’ne göre bağımsız olarak grup oluşturulamayacağını anlattı. DP’nin 2 milletvekiliyle yollarına devam ettiğini kaydeden Denktaş, Parti Meclisi toplantılarının ardından kararlarının kesinleşmesiyle milletvekili olarak partiye dahil olabilecekleri ve o zaman da grup oluşabileceğini belirtti. Denktaş, 5 Haziran’da olağanüstü kurultay düşündüklerini ve bunun tarihini de birkaç  gün içinde kesinleştireceklerini açıkladı…”

Bu durumda Küçük hükümetinin düşürülmesinin ardından görevin, o güne kadar DP’ye geçişleri sağlanan Kaşif ve arkadaşları ile birlikte Meclisteki sandalye sayısı 10’a çıkan Serdar Denktaş’a verileceğini tahmin etmek hiç de zor olmamalı. Hatırlayacaksınız CTP yaptığı açıklamada, kurulacak yeni bir hükümette görev almayacağını açıklamıştı. Teamül gereği CTP’den sonra görev en çok milletvekiline sahip partiye verilir. İşte Serdar Denktaş da şu an sahip olduğu 2 vekille bu görevi alamayacağına göre, hemen bir olağanüstü kurultay yapıp sayısını 10 çıkarmanın ve seçimlere “Başbakan” olarak girmenin hesaplarını yapıyor.  

Böylece Cumhurbaşkanı Eroğlu, hem yeni hükümeti kurma görevini, “yol arkadaşı” Ahmet Kaşif’e vermesi halinde gelebilecek tepkilerden kurtulacak, hem de UBP’den koparttığı “yoldaşlarını” memnun etmiş olacak. Yani bir taşla iki kuş vurmuş olacak. Alan memnun veren memnun…
 
Böylece hem Serdar Denktaş, hem de Ahmet Kaşif ve arkadaşları seçimlere kadar bile olsa, “iktidar” heveslerini tatmin etmiş olacaklar… Bu durumdan en zararlı çıkan ise hiç kuşkusuz TDP olacak. Belki fazla gürültü çıkarmasın diye, ona da bir bakanlık verirler… Bu öngörülerime katılır veya katılmazsınız ancak, bugün Meclis’te DP-UG ile Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun oynamak istediği oyun bu…

Varsayalım bu senaryo gerçekleşti ve Eroğlu hükümeti kurma görevini Serdar Denktaş’a verdi. Yasalarda belirtilen süre içinde hükümet kurulacak. Bu hükümetin güvenoyu alıp almaması önemli değil. Çünkü görevi alan, yine Anayasa’ya göre seçime kadar başta kalacak. Hükümeti kurup, güvenoyu aldığını farz edelim, bu noktada da yeni hükümetin görev yapmak için sadece bir kaç haftalık bir süresi olacak. Bakanlık koltuklarında oturmanın fiilen bir kazancı olmayacak. Çünkü seçim yasakları yürürlükte olacak. Ancak öyle veya böyle, ülke de seçime bu hükümetle gidecek. Bunun da psikolojik bir etkisi mutlaka olacak. Ancak hükümet kurma ısrarıyla DP-UG ve TDP koltuk sevdalarını da ispatlamış olacaklar. CTP’nin “Dışta kalacağım” demekle gösterdiği dik duruşu göstermemiş olacaklar.

Hükümet olmalarının da onlar için bir dezavantajı var ki, bu durumda İrsen Küçük, UBP tabanının gözünde mağdur duruma düşecek… Kitleler genelde haklı-haksız olduğuna bakmaksızın mağdurun yanında yer alır. Dolayısıyla bu da otomatikman sandığa yansıyabilir.

Sanırım tüm siyasi aktörler bugünlerde bu kar-zarar hesaplarıyla meşguller. Peki ama bunun bize bir faydası var mı? Maalesef yok…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

FORMÜL ÜRETTİ: DP Genel Başkanı Denktaş, UBP’den istifa eden 8 milletvekilinin DP ile flörtünden oldukça rahatsız olan parti tabanını rahatlatmak için formül üretmeye başladı. Haziran ayının ilk günlerinde olağanüstü kurultaya gidebileceklerini söyleyen Denktaş,  transfer iddialarını asla kabul etmediklerini, bu doğrultudaki siyasetlerinde değişiklik olmadığını belirtti. Denktaş, “Ancak bu arkadaşların seçilmiş oldukları dönem itibarıyla süreleri dolmuştur. Artık seçime gidiyoruz… Yeni bir partiden aday olmak özgürlükleri vardır ve o müracaatı yapmış durumdadırlar” diyerek, transfer eleştirilerine kılıf buldu kendince…

HEDEF BİRLİKTELİĞİ: Ahmet Kaşif, “Serdar Denktaş ve arkadaşları ile hedef birlikteliğimiz var. Bu nedenle DP Ulusal Güçler olgusuna destek vermemiz gayet doğal” demiş. Neymiş bu hedef birlikteliği? Sanki 3 yıldır kendi halkını düşünmeyen UBP iktidarında, çoğu bakan olarak görev yapan bu 8 arkadaş değildi. Oylamalarda elleri havada değildi… Şuna açıkça, “Orada koltuk alamadık, belki burada alırız” desenize…

EROĞLU’NUN HESAPLARI: 2015 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde UBP’nin adayı olamayacağı kesinleşen Eroğlu, son ve bitirici hamlesini yaptı… UBP’den ayrılan bu 8 arkadaşın ayrılma gerekçeleri hanginize inandırıcı geldi? Bu hedef de, Serdar Denktaş’ın oy kaygısıyla uyum sağladı. Yani herkes kendi kişisel hesaplarının peşinde ama farkında olmadıkları tek şey, esas hesabın halk tarafından yapıldığı… Eroğlu 2015’te DP-UG’nin Cumhurbaşkanı adayıdır dersek, kimse şaşırmasın…

BEN OLSAM GÖNÜLLÜ OLURDUM: Hükümetin düşürülmesinin ardından yeni hükümetle ilgili senaryolar yazılmaya başlandı bile. Ben İrsen Bey’in yerinde olsam, bir an önce hükümeti devrederdim. Yeni hükümet çalışmaları sırasında yaşanacak kavgalar, hem seçmenin kafasını karıştıracak, hem de Küçük hükümeti ile ilgili tepkileri ortadan kaldıracaktır. Ama koltuk öyle tatlı ki, gerçekleri görmelerine fırsat vermiyor…

YA İKTİDARDAR OLURSA: Dün muhalefet için önemli bir gündü. TDP Başkanı Çakıcı oylamada olamamasının nedenini Sim TV’de açıkladı. Sabah katıldığı bir programdan geç çıkması nedeniyle Meclis’e yetişebilmek için sürat yapmış ve sürat yapınca da kaza yapıvermiş. Böylesi önemli bir günde, ya programa katılmayacaksınız, ya da saatini ona göre ayarlayacaksınız. Siyasette program çok önemlidir. İktidara oynayan bir parti başkanı olarak, bunlara çok dikkat etmelisiniz Sayın Başkan… Sonra kendi programını yapamayan, ülke için nasıl program yapacak derler.

BAŞKAN ZORDA: Kadri Fellahoğlu’nun Lefkoşa Belediye Başkanı oluşunun üzerinden yaklaşık 50 gün geçti. Belediye’nin temel sorunu olan borçlar konusunda hala bir adım atılmaması dün sendika tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Sendika bir kez daha grev silahını kullanacağı işaretini verdi. Çözümün şartlarının başında, çalışanlarının sayısının azaltılması geliyor. Ancak seçimler kapıda. CTP’li Fellahoğlu’nun seçim öncesinde böyle bir karara imza atması da zor görünüyor. Korkarım bu kez kaosun sebebi seçim olacak…

KRALLIKTAN DEMOKRASİ DERSİ: Krallıkla yönetilen ülkelere hep biraz şüpheyle bakarız. Sanki kral ailesi hep biraz demokrasinin üstünde gibi gelir. İspanya da bir krallık. Monarşiyle yönetiliyor. Ancak bugünlerde tüm dünyaya demokrasi dersi veriyor. Kral Juan Carlos’un 3 çocuğundan biri olan Prenses Cristina hakkında, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Prenses hakkında daha önce de kamu mallarının kötüye kullanılmasıyla ilgili bir soruşturma başlatıldığı, ancak delil yetersizliğinden dolayı suçlamaların düştüğü haber veriliyor.  Nasıl ama? Kamu mallarını çarçur eden bizdeki mi demokrasi, yoksa İspanya’daki mi?  Tabii ki “Hesap Sorulabilir” olanı…

İNGİLİZLER YİNE KIVIRIYOR: AB’den, ABD’den hatta BM’den Kıbrıs’ta bir anlaşmanın aciliyeti konusunda sesler yükselirken, İngiltere yine son anda kıvırdı. Dünyanın geriye kalanı,  bölgenin doğal kaynaklara bağlı olarak paylaşıldığı bir ortamda, Kıbrıs’ın istikrara kavuşmasının derdindeyken, İngiltere olası bir anlaşmada üslerinin tartışılır hale geleceğinden korkuyor ve müzakerelerin, Rumların ekonomik durumunun düzelmesinden sonraya bırakılması görüşünü öne sürüyor. Ne bahane ama. 

 

ZİRVEDEKİLER

Kudret Özersay: Toparlanıyoruz Hareketi Lideri Özersay, Cumhurbaşkanı’nın “tüm vatandaşların Cumhurbaşkanı” olması gerekirken, bu görüntü yerine, giderek UBP içerisindeki bölünmede Eroğlu tarafından “gerçek UBP’liler” olarak tanımlanan bir grubun Cumhurbaşkanı olmasının, en azından görüntünün bu olmasının anayasanın ihlal edilmesinden bile daha tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Daha ne söylesin ki…

 

DİPTEKİLER

Ertuğrul Hasipoğlu: Hala mı istihdam? Bunca tepkiye, bunca rezilliğe, hükümeti düşürülmesine rağmen, göstere göstere hala daha istihdam silahına sarılmak nasıl bir ahlaktır? Yılların siyasetçisi Ertuğrul Hasipoğlu, yeniden seçilmek adına, rüşvete başvuruyor. Tabii sadece bu bakanlıkla ilgili olaylar gündeme düştü, acaba diğerlerinde de yok mu? Demek ki yapılan bütün suçlamalara rağmen yollarında devam etmeye kararlılar. Geçen gün de yazdım, UBP 1993, 2013 seçimlerini de aynı sebepten kaybetmişti… Madem Eroğlu’na karşısınız, yaptığı en büyük yanlışa da karşı olmanız gerekmiyor mu?

Foto Gündem

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil