04 Aralık 2016

Sorundan çözüm çıkar mı?

Haber İçi Üst

Başlangıç tarihi yarım asrı çoktan geçen Kıbrıs konusuna son birkaç yıldır hiç beklenmeyen unsurlar eklendi. Bunlardan biri, Kıbrıs etrafında bulunduğu tespit edilen petrol ve doğal gaz, bir diğeri de Türkiye’nin bölgenin yükselen yıldızı olması. Bu iki unsur, bundan böyle uluslararası alanda Kıbrıs konusuna değişik gözlerle bakılacağının işaretlerini de veriyor. Konu petrol ve doğal gaz olunca, Kıbrıs merkezli binlerce formül geliştirilecek diye düşünüyorum.

Bugün sayfamda, sevgili dostum Alp Aydınova’yı konuk ediyorum. Sevgili Alp, petrol ve doğal gaz konusunun, Kıbrıs’ta anlaşmaya yol açabileceği tezini, bir uzmanın ilginç görüşüyle değerlendiriyor.

“Önce yukarıdaki başlıkta sorulan sorunun cevabı ile başlayalım; EVET…
Sorundan savaşların çıktığı gibi çözümler de çıkabilir. Buradaki esas mesele tarafların sorunu algılama ve buna bağlı olarak davranış ortaya koyma biçimleridir. Ortaya konacak davranış biçimi, savaş veya çözüm arasındaki tercihi belirler. Pragmatik yani “yararcı” bir yaklaşım sorundan çözüm çıkarmayı mümkün kılabilirken, tersi bir yaklaşım ise sorundan savaşa giden yolun kapılarını ardına kadar açabilir.

Bu teorik girişten sonra gelelim esasa. Yeni adı “Doğu Akdeniz” sorunu olan ama esası  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail’in bölgede doğal gaz arama çalışmalarını içeren gelişmelerle ilgili uzmanlardan biri olan akademisyen Tuğçe Varol Sevim 15 Şubat tarihinde Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ilginç bir öneri ortaya koydu. İstanbul  Aydın Üniversitesi İİBF öğretim üyesi olan Yar. Doç. Dr. Sevim’in ifadesi ile “ilk kez” dillendirdiği öneri gerçekten ilginç. Sevim’in daha önceleri yazdığı makalelerde de belirtmiş olduğu gibi, Eurozone yetkililerine göre Güney Kıbrıs’ın şu anda tahmini olarak 28 milyar Euro değerinde rezervi bulunurken, Royal Bank of Scotland’ın yaptığı tahmine göre ise ada 600 milyar Euro değerinde bir servete sahip durumdadır.

Ama ortada başka sorunlar da bulunmaktadır. Birincisi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz sorununu algılama biçimidir. Bu da “KKTC’nin hakları ve İsrail’in ihlal ettiği uluslar arası hukuktur” şeklindedir. İkinci sorun ise İsrail ve Güney Kıbrıs doğal gaz kaynaklarının nasıl ve hangi yollarla ihraç edilebileceği meselesidir. Orta Doğu’daki dengeler ve güvenlikle ilgili  var olan sorunlar, çıkacak gazın ihracatı konusunda İsrail’i mecburen Türkiye’nin kapısını çalmaya zorlayabilir. Rum Yönetimi’nin durumu ise daha da vahimdir. Ekonomik bir çöküntü yaşıyor ve bu çöküntüden kurulmanın tek yolu da Akdeniz’deki doğal gazı çıkarıp satabilmesidir. Almanya’dan talep ettikleri kredi karşılığında Alman yetkililer “doğal gazın satılabilmesi” garantisini istiyorlar. Pozisyon bu…

Tuğçe Varol Sevim tam da bu noktada önerisini ortaya koyuyor ve diyor ki “Türkiye, GKRY’ye sadece güneydeki tartışmalı alanı değil, kuzeydeki doğal gaz alanını da versin, buradan çıkacak doğal gazın ihracatında rol alsın. Bunun karşılığında da GKRY,  KKTC üzerindeki ambargoları kaldırsın ve tanınması yönündeki engellemelerden vazgeçsin”.

Böylece Rum Yönetimi içinde bulunduğu derin ekonomik bunalımdan çıkacak, Kıbrıs sorunu ortadan kalkacak, Doğu Akdeniz sorununda ise ilk kez “karşı tarafların” iş birliği ortaya çıkacak. Hani son dönemde çok kullanılan “win-win” deyişi gibi…
Tüm bunlar gerçekleşir mi? Bilinmez ama tarafların bu öneriyi dikkate almalarında oldukça fayda olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Ülkemizdeki kısır ve yıpratıcı politik kavgaların bir yana bırakılması ve artık biraz da ciddi işlerle uğraşılması dileği ile…”

Alp Aydınova
Okur uyarıyor…
Nöbetçi ambulans..!
Kurulmuş saat gibi her gün sabah saat 08.10’da bir ambulans, aynı noktadan geçiyor sirenlerini öttüre öttüre. Önceleri herhalde hasta var diye düşündüm, sonra daha dikkatli takip etmeye başladım. Olamaz… Her gün aynı saatte, aynı güzergahta, hem de çalar saat gibi…
İşin bir diğer ilginç yanı ise, hafta arası alıştığımız bu ambulansı, hafta sonu ara ki bulasın. Her gün yüreklerimizi ağzımıza getiren ambulansın hafta sonu gıkı çıkmıyor. Bir ara, acaba hafta içi her gün aynı saatte rahatsızlanan ama, hafta sonu tatile çıkan bir hastalık mı var ülkede diye de düşünmeye başladım. Bizim bölge sağ olsun artık saatlerini ambulansa göre ayarlamaya başladı. Ambulans geçti mi, anlarız ki saat 08.10’dur. Verdiği ses kirliliğine alıştık artık, bari diyoruz bize zamanı hatırlatarak katkı yapıyor ya, ona da şükür… (İ.M.)     

YERİN KULAĞI VAR

UBP LEFKOŞA’YI İSTEMİYOR:                                                                                                                                    UBP, aday adayı 6 Lefkoşa Belediye Başkan adayını 25 Şubat’ta açıklayacakmış. Yani kurultay sonrası. Bu da demek oluyor ki, UBP’nin belediye başkan adayı kurultayı kazanacak başkana göre belirlenecek. Beklentilerin aksine, KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu aday olmayacağını açıkladı. Basına sızan 6 adaya bakılınca UBP’nin Lefkoşa’yı gözden çıkardığını şimdiden söyleyebiliriz… 
KEŞKE UBP’YE BIRAKSAYDIK:                                                                                                                             Lefkoşa Belediyesi için aslında sadece UBP yarışmalıydı. Normalde, diğer partiler aday çıkarmayıp başkanlığı bir yıllığına UBP’ye bırakmalıydı. Nasıl batırdılarsa öyle çıkarsınlar… Hiç olmazsa bir yıl sonra gelen yeni başkan daha rahat bir çalışma ortamı bulsaydı. Şimdi içine ettikleri belediyeyi bir başkasının temizlemesini bekleyecekler…  

BAŞBAKAN’DAN SEVİYE MESAJI:                                                                                                                                                   

Başbakan son açıklamasında, seviyenin düştüğüne dikkat çekmiş. Demek ki “Artık zarar veriyor” deyip, uyaranlar olmuş.  Ancak bu defa da yine suçu karşı tarafa atmayı yeğlemiş. Oysa kendi açıklamalarında da aynı kışkırtıcı, argo suçlamalardan bol bol mevcuttu. Yine de bu açıklamayı, en azından Küçük tarafının seviyeyi bir daha düşürmeyeceğinin ilanı olarak kabul edelim…
GÜZELYURT ELLİ ELLİ:                                                                                                                                          UBP’nin Güzelyurt’ta nabzını iyi tutan bir arkadaş durumun yüzde elli-elli olduğunu söylüyor. Yani son hafta kim atak yaparsa öne geçecek. Sanırım bu da kurultayın sonucunu belirleyecek. Kaşif tarafından Meral Eroğlu’nun ekipleri sahaya yayılmış, Kemal Dürüst intikamcı gibi çalışıyor. Türkay Tokel’e ise tepki var. Diğer yandan Başbakan’ın sahnedeki adamı Ahmet Çaluda… Ancak ilk kurultayda Küçük’ün yanında olanların bile bugün Çaluda yüzünden saf değiştirdikleri söyleniyor. Mutlu Atasayan’ın ise kurultay çalışmalarında adı bile geçmiyor…
İLKLERİN ADAMI ASLANBABA:                                                                                                                                 UBP İskele milletvekili Ejder Aslanbaba Meclis toplantılarına katılmaması ile ilgili olarak, “Meclis’e de bir ilk yaşattım, ilk defa ben Meclis’ten ihtar aldım. İhracım istenecekmiş…” değerlendirmesinde bulundu. Gerçekten güleriz ağlanacak halimize. Adam tek görevi olan Meclis Genel Kurulu’na katılmamakla sanki şikar bir iş yapmış, ilklerin adamı olmakla övünüyor… Aslında sadece bu konuda değil, birçok konuda ilklerin adamı oldu Aslanbaba… Umarım seçmen de bu ilkleri unutmaz.
NASIL YANİ:                                                                                                                                                         Maliye Bakanı Ersin Tatar, Cratos’un elektrik borcunu ödemesiyle ilgili sıkıntının “Otelden alınan çeklerin tahsili ile ilgili olduğunu” söylemiş. Nasıl yani? Otel Bakanlığa nasıl çekler vermiş? Çekler alınmış, ama tahsil mi edilememiş? Uzun vadeli miymiş, yoksa tahsili mümkün mü değilmiş. Buna da açıklık getirseymiş ya…
TROYKA IMF’DEN BETER:                                                                                                                                    AB Komisyonu, Rum Ticaret ve Turizm Bakanı’na gönderdiği mektupta, doğal gaz sıvılaştırma tesisi için Hollandalı bir firmayla sürdürülen müzakerelerin durdurulmasını istedi. Komisyonun mektubunda ilginç bir hatırlatma var. Meğer Rumlar, ekonomik krizden kurtulmak için bel bağladıkları AB Troykası’na “Kasım 2012 tarihinden sonra devlet-özel sektör tipi anlaşma imzalamayacakları taahhüdü” vermişler…

ZİRVEDEKİLER
Hasan Sertoğlu: Mevki ve makam uğruna kişilikli duruşundan ödün vermeyen ve siyasilerin maskarası olmayı elinin tersiyle iten Hasan Sertoğlu’nu kutlamak istiyorum. Kurultaya kadar kimseleri kırmayalım diyerek, aday çıkaramayan bir iktidar partisi. Sırf bir koltuk uğruna kılıktan kılığa girenlerin çapının ne olduğunu da, yakında hep birlikte göreceğiz… Sertoğlu bu çirkefin içerisinde, herkese “onurlu da durulabileceğini” gösterdi…

DİPTEKİLER
Kaçak Bahis: “Bizde yasal olarak yapılıyor, nereden çıktı bu kaçak” demeyin. Türkiye’ye kaçak bahis ihraç etmişiz. Doğu ve Güneydoğu’da 5 ilde yapılan bir operasyonda Jandarma kaçak bahis oynandığını tespit etmiş. Oynatılan bahislerin de Kıbrıs bağlantılı olduğu ortaya çıkmış. Demek ki bahis ihracı, portakal ihracından kolaymış…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam