06 Aralık 2016

Sorun Mersin’de değil, sorun maliyetlerimizdedir

Haber İçi Üst

   Daha evvel, sebeplerini çok anlattık ama geldiğimiz aşamada tespitimiz şu: KKTC vatandaşları avantadan yaşamaya alıştırılmıştır, devlette avantadan yaşamanın aracı haline gelmiştir. Siyasetçi ile vatandaş arasında böyle örtülü bir ilişki vardır. Neticede, siyasetçi ile vatandaş arasında popülist ve yozlaşmış bir ilişki vardır.
     Anavatanımızda bu işe geçmişte yaptığı yanlışlıklarla ne yazık çanak tutmuştur. Şimdi kendisi değişmiştir ve bizi de değiştirmek istiyor. Bu yüzden, TC-KKTC ekonomik programlar ve mali protokoller yapılıyor. Ve bu programlar-sonuncusu dahil-, bazı eksikliklerine rağmen büyük ölçüde KKTC’yi sürdürülebilir bir ekonomiye ve görece daha iyi bir siyaset-demokrasi kalitesine taşıyacak kabiliyettedir.
   Hangi hükümet veya partiler iktidara gelirse gelsin, rehberimiz bu programlar olacaktır; o yüzden seçim propagandalarında partilerin söylediklerini değerlendirirken, mutlaka ekonomik akılla ve programla uyumlu olup-olmadığına bakın; yoksa hüsrana uğrarsınız.
    Bu bağlamda DP-UG başkanı Serdar Denktaş ile TC Büyükelçisi Halil Bey arasında geçen Mersin Limanı yorumlarına bakalım. Çünkü, tam da konumuzla alakalıdır aslında… Serdar beyi severim, çünkü her zaman yaratıcı ve fark yaratan açılımları vardır. Söylediklerine de bu yüzden hep kulak veririm…
    …Önce Kuzey’den Türkiye’ye yönelik ticareti düzenleyen mevzuattan  bahsedelim. TC-AB ilişkisinden dolayı bizim Türkiye ile gümrük birliği anlaşması yapma şansımız ne yazık yok. Keşke olabilseydi. Ama gerçek bu.
    Aramızda “kıyı ticareti” altında düzenlenen bir mevzuat var. Önceden tanımlanmış sağlık vs. standartlarla KKTC’de % 40 katma değerle üretilebilen mallar bu listeye girebiliyor. Hayvancılık, et (hayvan hastalıkları vs.) gibi henüz sağlık vs standartları yeterli olmayan bazı tarımsal ürünler bu listede yok. Bir de bu listeye Türkiye’nin kendi ticaret politikasını bypass edecek nitelikte ve hacimde ürünler de giremiyor. Şekerli ürünler vs. gibi…
    Durum şu; eğer listede sağlık, sair standartlarla tanımlanmış bir ürünümüz varsa, bu ürün Mersin Limanı’ndan sorunsuz bir şekilde geçiyor, oradan başka ülkelere de gidebiliyor. Bununla ilgili aslında bir sorun yok. Geçmişte bürokratik sıkıntılar veya görünmeyen ticaret engelleri olabiliyordu ama son yıllarda bu sıkıtılar artık yok.
     Bizim tarafta ne yazık bu konuda, çoğu zaman bizden kaynaklanan eksiklik ve yanlışlıklarla “Mersin kapısı bize kapalı” gibisinden yorumlar yapılıyor ama bu pek gerçek değil. Bu popülist bir yaklaşımdır, sorunu başkalarının üstüne atma yaklaşımıdır.
     Kapıdaki sorunlar, daha çok standartlara uyum, sertifika, mevzuat dışı konulardan kaynaklanıyor. Yıllarca Ticaret Odası kanalıyla vs bu işlerin içinde bulundum, çoğu sıkıntılar bizim yanlışlarımızdan veya mevzuat dışındaki davranışlarımızdan kaynaklanıyor.
    Asıl sorunumuz, ihracat yapabilecek kalite ve fiyatta yeterli fiziki malımızın, ürünümüzün olmamasıdır. Çünkü, ihracat yapma kabiliyetimizin olacağı bazı tarım ve endüstriyel tarım ürünlerinde dış dünya ile rekabet edecek fiyatta ürüne sahip değiliz de ondan.
      Neden?
    Elbette, rekabetçi fiyata ulaşmak için Pazar ve ölçek büyüklüğü, sınırsız erişim vs önemlidir ama bundan önce rekabetçi fiyatlar için elverişli yatırım ve üretim iklimi önemli. Yani, işçilik, enerji, ulaşım, telekomünikasyon, finansman, kamu yükleri vs. gibi maliyetler önemlidir. Yoksa, çok kaliteli bir ürüne sahip olsak bile rekabetçi bir fiyata bunu üretemiyorsak ihracat yapma şansımız yoktur.
    İşte bu noktada, bilesiniz ki, yeterli ihracat yapamamamızın önündeki engel Mersin limanı ve Türkiye ile aramızdaki ticaret anlaşmasının eksikliği değil; büyük ölçüde ülkemizdeki yatırım ve üretim iklimidir, maliyetlerimizin yüksek olmasıdır. Ha elbette, eksiklik varsa giderelim ama esas konu bu değil.
   İşte bunları iyileştirecek olan da TC-KKTC ekonomik programındaki politikalardır. Bunlarda, özelleştirmelerdir, kamunun yeniden yapılandırılmasıdır, bankacılık-finans sektörünün iyileştirilmesidir vs… Yani Kuzey ekonomisini rekabetçi yapacak reformlardadır.
   Peki bunları kim yapacak? İşte bütün mesele budur. Meselemiz, bunları doğru teşhis eden ve yapacağını taahhüt eden siyasetçileri Meclis’e göndermektir zaten…

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam