05 Aralık 2016

Sonucu bilebilmek..!

Haber İçi Üst

Önceki gün Mağusa’dan ve İskele’den yıllar yılı siyasetin nabzını tutan, özellikle de koyu partili olmayan birkaç arkadaşa durum değerlendirmelerini sordum… Bu aralık birçok kişi “Herkes sayfasında anket yayınlıyor, sen neden yayınlamıyorsun?” dediği için ben de böyle bir yoklama yaptım.

Şöyle bir düşündüm, bugüne kadar resmi olarak kabul edersek bir tek CTP bir anket yayınladı. Onun dışında hiçbir parti, bu yıl kamuoyu yoklaması veya anket yayınlanması için hevesli görünmedi. Kendi içlerinde böyle bir anket yaptılar da yayınlamıyorlarsa, onu bilemiyorum…

Geçmiş seçimleri bir düşündüm. Gün geçmiyordu ki, gazetelerde bilmem ne şirketinin yaptığı araştırmaya göre diye başlayan, ancak bir değeri olmayan onlarca anket yayınlanıyordu. Ne tuhaftır ki, bu anketlerde bir başka ankette yerlerde sürünen partiler, ne hikmetse kendi anketlerinde iyi bir konumda gösteriliyordu. Aslında bunun nedeni, kendi tabanına psikolojik moral vermekten öte bir şey değildi…

Bu seçimlerde elle tutulur bir anket göremedik. Ancak, son yılların modası, internet sitelerinde yayınlanan ve hiçbir gerçek temele dayanmayan, sadece insanların girip istediği kadar “tıklama” yaptığı anketler ortalıkta dolaşıyor… Bu tür anketleri ne kadar ciddiye alırsınız bilemem ama bence hiçbir bilimsel değeri olmayan anketlerdir bunlar…

Konumuza dönecek olursak, konuştuğum kişiler, kendi bölgelerinde yaşananları ve tahminlerini aktardılar. Özellikle CTP’nin son yayınlanan kamuoyu yoklamasını tümü de (kendine göre) yanıltıcı buluyorlar. Mağusa’da CTP’liler arasında müthiş bir “kesme” savaşı yaşandığından bahsediliyor. Bu arkadaşlara göre, Mağusa’da UBP ile CTP’nin birincilik için yarışı halen başa baş devam ediyor. DP-UG ve özellikle de bölgede önemli bir güç olan Ahmet Kaşif’in ise göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çiziyorlar. Hemen Eroğlu’nun durumunu sordum. Eroğlu’nun henüz tam anlamıyla sahaya inmediğini, ancak belli kişilerin el altından çalışmalar yaptığının da görüldüğünü söylemekle yetiniyorlar. Birkaç yemekli toplantı dışında, geçmişteki gibi yoğun bir temas trafiği görünmüyor. Aslında belki de makamının gereğinden dolayı açığa çıkmıyor… Ancak daha iki hafta var. Geçmişte Rauf Denktaş’ın 1990 seçimlerine bir kala UBP’ye verdiği destek, daha sonra DP’ye desteğini açıklamış olması gibi, son bir vuruş denenebilir.

Bir başka ilginç tespit ise, İskele bölgesiyle ilgili. Konuştuğum arkadaşlar, DP-UG’ye diğer bölgelere göre İskelede büyük şans veriyorlar. Özellikle de Karpaz mitinginin ardından bu görüşün daha da güçlendiğini söylüyorlar. Hatta, İskele’de 3 DP-UG, 2 UBP ve CTP’nin de 1 milletvekili çıkaracağı iddiasında olanlar var.

Seçmen, yapılan anketlerin sokağın nabzını yansıtmadığını düşünüyor. Konuştuğum arkadaşların verdikleri sayıların ortalamasını aldım.  İşte tahminlerinin ortalaması; CTP 17-18, UBP 17-18, DP-UG 11-13…TDP ile ilgili ise söz konusu partinin, özellikle Mağusa ve İskele bölgesinde bir baraj sorunu yaşayabileceği konusunda hemfikirler. Ancak eğer baraja takılmazsa TDP’nin de 3-5 arası bir milletvekilini Meclis’e gönderebileceği tahmininde bulundular…

Siyasette 24 saatin bile çok önemli gelişmelere sahne olabileceği söylenir hep. Halbuki bizim önümüzde bırakın 24 saati, koskoca 13 günlük bir süre var. Yani bu süre zarfında derelerin altından daha çok sular akacak. Hele de geçmişte birçok kez yaşadığımız “seçimler son gece kazanılır veya kaybedilir” örneği önümüzde dururken…

 

YERİN KULAĞI VAR

SON HAFTAYA DİKKAT:                                                                                                                                            

  Seçim zamanı olmadık iddialar, olmadık senaryolar yazılıp çiziliyor. Biz gazetecilere de “yok artık” dedirtecek ihbarlar geliyor. Her ne kadar birçoğunu kulak arkası etsek de, bazen ciddi ciddi düşünüyoruz. Örneğin bilgimize gelen, Mağusa UBP Kadın Kolları Başkanı ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun kızı Resmiye Canaltay, seçimlere bir hafta kalarak UBP’den ayrılıp DP-UG’ye geçecekmiş. İddia böyle. Bu iddia gerçekleşirse, bu hareketin UBP’ye zararı, DP-UG’ye karı ne olur belli olmaz… Seçim iddiası deyip, geçelim.

MODASI GEÇTİ:                                                                                                                                                   

     2009 seçimlerinde UBP’yi birinci parti çıkarıp tek başına iktidara taşıyan “sihirli formül”ü bu seçimlerde kimse kullanmıyor. Hatırlarsanız o dönemde UBP Genel Başkanı olan Eroğlu, araç ruhsatlarından, elektrik fiyatlarına kadar yapacakları indirimlerden tutun da,  memur maaşlarına yapılacak zam oranları ve diğer sosyal haklarla ilgili olarak sendikalara “taahhütname” vermişti. Seçim sonrası hiçbirinin yerine getirilmediği, aksine tersinin yapıldığı bu sözler, bu dönem hiçbir parti tarafından kullanılmıyor. Hiçbir parti memura zam kelimesini ağzına almıyor. Öyle anlaşılıyor ki Eroğlu’na iktidar kapılarını açan bu taktik, tek kullanımlıkmış. İnandırıcılığı kalmamış.

TDP’NİN ÇABASI:                                                                                                                                                     

  TDP son günlerde kamuoyunda çok konuşulan “barajda kalır” tartışmalarına yayınladığı bir anketle cevap verdi. TDP’ni yaptırdığı ve sadece Lefkoşa bölgesini kapsayan anket sonucuna göre partinin Lefkoşa’daki oy oranı %12 imiş. Lefkoşa ilçesi sonuçlarının genellikle ülke genel sonuçlarını da yansıttığını gösterdiğini iddia eden TDP’nin bu iddiasının ne kadar gerçekçi olduğunu sandıklar açılınca birlikte göreceğiz… 

YAPTIKLARI-YAPACAKLARI:                                                                                                                              

  Siyasilerin, “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” anlamına gelen sözleri var. Tam olarak böyle söylemeseler de, “yaptık-yapacağız”lı cümleleri doğal olarak aynı anlama geliyor. Bu da bana, her birinin geçmişteki icraatlarının maalesef, “olumsuz” yanlarını hatırlatıyor. Değişimin, yenilenmenin aynı kafalarla olmayacağını biz biliyoruz da, onlar aynı şeyleri tekrar etmekten sıkılmıyorlar…

KİMLER SANDIĞA GİDİYOR:                                                                                                                                

   Bilimsel bir gerçek var, seçime katılma oranı kentlerde düşük, ancak kırsal kesimde köylerde yüksek. Bu gerçekten hareketle, oy verme oranının düşük olduğu seçimlerde iradenin, kırsal kesim tarafından belirlendiğini söylemek mümkün.  Aynı şekilde, oy verme oranı en yüksek olan kesimler, etnik gruplar. Sandığa gitmemeyi düşünenler, bu tutumlarını bir daha gözden geçirmeli…  

İSTİSMAR:                                                                                                                                                               

   Bir yandan siyasi partiler reklamlarıyla bunaltırken,  bundan feyz alan başka kaynaklar da reklam faaliyetlerine hız vermiş görünüyor. Ancak bunlardan bazıları, özellikle Facebook’ta insanların isimlerini işaretleyerek, kendi görüşlerini yaymaya çalışıyorlar. Mesela Şeyh Nazım Kıbrısi’nin “saltanattv” internet sitesinin yayınladığı videolar ya da haberler, hiç haberiniz olmadan sizin adınıza dağıtılıyor. Ülkemizde doğru dürüst bir bilişim yasası olmadığından da, sizin yapacak bir şeyiniz yok…

15 TEMMUZ:                                                                                                                                                             

  Bugün 15 Temmuz. Yunan askeri cuntasının Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği darbenin 39. yılı. Bugüne dair herkesin bir anısı var. Tabii benim de. 17 Temmuz’da gönüllü olarak birliğime teslim oldum ve ikinci harekatın sonuna kadar da askerdim. Ancak burada bir anektodu hatırlatmak isterim. AKEL’in milletvekillerinden Doros Hristodulis, Rum Astra televizyonuna verdiği mülakatta, 1990’larda yaptırdıkları bir anketten söz ederek, “genç nüfusun yüzde 74, 15 Temmuz darbesini Türkiye’nin yaptırdığını sanıyor” demişti. Böyle bir eğitim sistemiyle yetişen genç nüfus, bugünler Güney Kıbrıs’ta yönetimde. Başka ne diyeyim… 

ZİRVEDEKİLER
Mete Tümerkan: Göreve gelmesinden kısa bir süre sonra, BRT yayınlarına getirdiği somut ilerlemeleri görmezden gelmek mümkün değil. Benim açımdan en güzel gelişme, Türkiye’nin kanallarında zevkle izlediğimiz kültür belgesellerinin benzerlerinin BRT’de de yer alması. Hem sayıları arttı, hem kaliteleri… Çok uzun zamandır atıl duran bir kapasiteyi devreye koyduğu da gözlemleniyor. Bu arada 50. kuruluş yıl dönümü için TRT ile iş birliği halinde yapacağı projeler de dikkate değer. Dileyelim hepsi de gerçekleşsin… 

DİPTEKİLER
UKÜ: Tam da aynı noktada, özellikle de öğrencilerin yaşadığı kazalara ve defalarca uyarılmalarına rağmen, bir üst geçit yapma kararı almayan Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, belki bu son kazadan sonra insafa gelir de bir şeyler yapar diye bekliyoruz…

Meclis heyeti Brüksel’de Fule ile görüşecek

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil

havadis gazetesi reklam