11 Aralık 2016

Sonuçlar genel seçimi nasıl etkiler..?

Haber İçi Üst

Lefkoşa Belediye seçimleri bitti bitmesine ama seçimin artçı depremleri özellikle bazı partiler için sürmeye devam ediyor. Birtakım siyaset analizcileri de seçim sonuçlarını yorumlayarak, kendi içinde çalkalanan siyasi partilere ve kamuoyuna bazı mesajlar vermeye çalışıyorlar…
Herkes fikrini söyledi farklı siyasi görüşlere sahip bu arkadaşların tespitleri doğru kabul edilebilir. Hatta biraz daha açarsak, partilerin aldıkları oy oranlarının olası bir genel seçime nasıl etki edeceğini görebiliriz. Bugünden itibaren üç gün boyunca ben de kendi analizimi yapacağım.

Bugün ilk olarak, 2009 seçimlerinde her iki seçmenden birinin oyunu alarak tek başına iktidara gelen UBP ile başlayalım… Yarışa % 18-19 ile başlayan ve %26 oy oranı ile ikinci sırada kalan UBP, şunu çok iyi bilmelidir ki, aldığı bu oyun % 7-8’i Hasan Sertoğlu’nun şahsına verilmiş oylardır. Sertoğlu’nun dışındaki bir adayla yarışa başlasalardı inanın, anketlerde gösterilen oydan bir fazlasını alamazlardı. Bu seçimler bize bir kez daha gösterdi ki, UBP’deki kurultay kavgası henüz bitmedi. Partinin tavanında bir uzlaşı (seçim nedeniyle) sağlanmış gibi görünse de, tavanda hala daha kırgınlıkların devam ettiği için,  bu da sandığa yansıdı. Kısacası,  UBP tabanında Kaşif- Küçük kavgası hala daha sürüyor dersek yanılmış olmayız. UBP bu dağınık haliyle gireceği bir seçimde bırakın 2009’da aldıkları oyu, kendi kemik oylarına bile sahip çıkamayacak. Pazar günkü seçimde de duyduk, hala sırf İrsen Küçük’ün başkanlığındaki parti adayı  kazanmasın diye, başka bir aday için çalışan milletvekilleri oldu. Tıpkı Şemi Boranın UBP’den, Bulutoğluları’nın ise DP’den aday olduğu 26 Haziran 2006 yerel ve ara seçimlerinde olduğu gibi. Hatırlayacaksınız, UBP’nin birçok ağır topu o seçimlerde arabalarına, UBP’den milletvekili adayı çıkan Özay Andıç’ın resmini koyarken Lefkoşa Belediye Başkanlığı için adayları Şemi Bora yerine, DP adayı Cemal Bulutoğluları’nın resimlerini asarak propaganda yapmışlar ve sonuçta da, Cemal’ın kazandığı akşam yanında, bugün hala UBP’de etkin olan isimler boy boy yer almışlardı…

Pazar gün aynı oyunu, kendi adayları Hasan Sertoğlu için de oynadılar. Birçok UBP’li sağ gösterip sol vurdu. Çünkü yaklaşık 8 ay süren kurultay kavgası sonrası kılıçlar hala daha kınına sokulmadı. Birçok UBP seçmeni, sırf İrsen Küçük için artı olacağı gerekçesiyle adayları Sertoğlu yerine bir başka adaya oy vermeyi veya sandık yerine pikniğe gitmeyi tercih etti…

Başbakan ve UBP Genel Başkanı İrsen Küçük, seçim sonrası yaptığı ilk değerlendirmelerde, katılımın düşük olmasının, kendi üyelerinin sandığa gitmemesinden kaynaklandığını söyledi. Daha sonra ise, bu oranın halkın iradesini yansıtmadığını söyleyerek, işi kıvırmaya çalıştı. Bir an için İrsen beyin söylediklerini doğru olarak kabul edelim. Peki ama niye binlerce UBP’li seçmen sandığa gitmedi? Bunu nasıl izah edebilir ki? Yukarıda da dediğim gibi, olası bir başarının Küçük hanesine artı olarak yazılması birilerinin işine gelmedi…

Sonuç olarak, UBP’deki için için kaynayan suların durulmaması halinde olası genel seçimlerde bundan farklı bir sonuç çıkmayacağını bilmeleri gerekir. Salih Egemen’in dediği gibi istesek de istemesek de UBP’de bir “kemik erimesi” yaşanmaktadır. UBP’nin yıllardır koruduğu, %25-28 kemik oyları artık durmuyor. Buna bir de son 3 yılda gelmiş geçmiş en başarısız kabine olarak görünen hükümeti ve ekonomik tedbir diye, ellerini sadece halkın cebine el uzatmalarını  da eklersek, alacakları oy  %28-32 arasında olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. UBP ya bu seçimlerde alınan sonuçları ciddi ciddi değerlendirip, işin kolayına kaçmaz, ya da olası bir seçimde, dün aldığı oyları bile çok arar…

 

Casinocular Aşıkoğlu’nu suçladılar…

3 Nisan tarihli yazımızda, Turizm Bakanlığı Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu’nun BBC’ye verdiği mülakatta söylediklerini eleştirmiş, Casinocular Birliği’nin yayınladığı rakamlara bakarak, sektöre bu kadar taraflı ve umursuzca yaklaşılmaması gerektiğini vurgulamıştık. Aşıkoğlu o mülakatta, kumar turistlerinin başka sektörlere faydası olmadığını, kendilerinin de kumarhanelerin turizm içinde bu kadar domine olmasından memnun olmadıklarını söylüyordu.  Dün Casinocular Birliği gazetelere Aşıkoğlu’nu kınayan bir ilan verdiler. İlanda sektör olarak kendi savunmalarını yaptıkları gibi, Bakanlığın plan, proje üretecek, bunları uygulayacak vizyona sahip olması gerekirken, Bakanlık Müsteşarı’nın “bilgiden yoksun ve tamamen uydurma” bilgiler verdiğini iddia ediyorlar. Sonuçta da, bu bakış açısının ülke turizmine yön verme kabiliyetini değerlendirmeyi halka bırakıyorlar.

Bir kez daha yazalım; Güney’in kumarhaneleri açma hazırlıkları devam ederken, KKTC’nin turizm potansiyelinin önemli bir ayağını oluşturan casinolara bilhassa Turizm Bakanlığının daha ciddi yaklaşması gerek. Öyle fuar fuar gezip iki günlük tanıtımlarla iş bitmiyor. Aynen sektör temsilcilerinin dediği gibi, rakamsal gerçeklerle, avantaj-dezavantaj muhasebesi yapılmalı, adam gibi politika belirlenmeli. Evdeki tavuğu kesecek miyiz, yoksa onunla sağlıklı bir şekilde yola devam mı edeceğiz, her şeyden önce buna karar vermek gerek. Ve eğer karar o politikayla devam etmekse, herkes de ağzına geldiği gibi konuşmaktan vazgeçecek… 

 

     
YERİN KULAĞI VAR

KİM BU MİLLETVEKİLİ:                                                                                                                                 

       Herkes, son belediye seçimlerinde özellikle Surlariçi’nde ev ev dolaşıp, kendi adayları Hasan Sertoğlu için değil de, Demokrat Parti adayı Mustafa Arabacıoğlu için oy isteyen UBP’li milletvekilinin kim olduğunu merak ediyor. Son hafta büyük bir atağa kalkan ve son güne kadar Kadri Fellahoğlu ile yarışan ve seçimi ikinci sırada tamamlayan Hasan Sertoğlu’na değil de Arabacıoğluna oy verilmesi için propaganda yapan UBP milletvekili şimdi hangi yüzle partiye gidecek çok merak ediyorum…

UBP’DE ASBAŞKANLIK KAVGASI:                                                                                                          

             Belediye seçimlerinde yeni 4 Belediye Meclis Üyeliği kazanan UBP’de, seçimin ertesi gününden itibaren bir asbaşkanlık kavgası yaşanmaya başladığı iddia ediliyor. Özellikle iki aday arasındaki bu kavga UBP içerisinde de bayağı bir huzursuzluk yaratmış. Partililer, Başbakan Küçük’ün olaya el koyması ve kavganın daha da büyümeden önünün alınmasını istiyorlar. İrsen Bey’in bu tür ufak kişisel hesaplara dur demesi en doğru hareket olur herhalde…  

SONUNDA DELİ DANA DA GELDİ:                                                                                                                  

     Bir türlü önlenemeyen kaçak et ithalinin tehlikeleri sayıldı döküldü. Buna rağmen, herkes de biliyor ki, bu iş devam ediyor. Nitekim bir hastada deli dana hastalığına rastlanmış olması bunun göstergesi. Bence bu iş artık birilerinin ahbap çavuş ilişkisinden kurtarılmalı, tüm ilgili bakanlıklarla yerel yönetimlerin ve de özellikle güvenlik birimlerinin katılacağı bir koordinasyon ağı kurup, çare aranmalı…

KRİZİN MAĞDURU KIBRISLI TÜRKLER DE VAR:                                                                                                            Rum tarafından emekli Kıbrıslı Türkler, bu ay maaşlarını alamadılar. Rum Sigortalar Dairesi’nin paralarının da 2 bankada battığı, Rum Yönetimi’nin bir kaç gün içinde 80 milyon Euro’yu bulamaması halinde, sadece emeklilerin değil, memurların da ödenemeyeceği belirtiliyor. Ayrıca son dönemde iş yerlerinin kapanmasıyla, işten çıkartılan Kıbrıslı Türklerin sayısı da azımsanmayacak kadar. Bu insanlar da tazminatlarını alamamış durumdalar. Krizin, Kuzey’i etkileyen bir yönü de bu…

KOOP SÜT KURTULDU:                                                                                                                                        

      Bizim ülkede genellikle batan, battığı yerde kalır. Ama Koop-Süt kurtuldu… Üreticilerin bizzat devralmasıyla birlikte, yıllardır borç batağındaki Koop-Süt’te bir mucize yaşanıyor. 20 trilyonluk borç yüzünden süt dahi alamaz durumdayken, çalışanlar maaşlarından toplamda yüzde 35 kesinti yapılmasını kabul ettiler, borçlar yapılandırıldı, üretim arttı. Çaba gösteren herkesi kutlamak lazım…  

YENİ MÜDÜR TÜMERKAN:                                                                                                                             

Hüseyin Çobanoğlu’nun emekliye ayrılmasının ardından yeni BRTK Müdürlüğü için günlerdir etrafta alakalı alakasız birçok isim dolaşıyordu. Sonunda Bakanlar Kurulu BRTK’ya müdür olarak, kuruma yıllarını veren deneyimli gazeteci Mete Tümerkan’ı atadı. Çobanoğlu’ndan sonra bayrağı devralan Tümerkan’ın, bu bayrağı daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz. Yalnız kendisini yeni geçecek yasa ve bu yasayla birlikte gelecek intibaklar sorunu bekliyor. Tümerkan’a şimdiden kolay gelsin diyoruz…

RUSLAR GERÇEĞİ GÖRDÜ:                                                                                                                             

      Rumlar, AB ve IMF’yle anlaşma yapabilmek için eksildikleri parayı ararken, Ruslara doğalgaz çıkarma haklarını teklif etmişlerdi. Ruslarsa, bu teklifleri değerlendirmeye bile almamışlardı. Yapılan yorumlarda, Rumların teklif ettiği doğalgaz aktiflerinin değerinin, talep ettikleri 6 ila 16 milyar dolarlık tutara eşit olmayabileceği ihtimalinin de, Moskova’nın kararında etkili olduğu belirtilmişti. Yani doğalgaz ve petrol konusunun uzmanı Rusya, Rumların pazarlamaya çalıştığı gazın maliyetini yüksek, kapasitesini az bulmuştu. Yani kısaca “Değmez” demişti. Bu gerçek ortadayken, hala dünya gündemine ısrarla pompalanan Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz rezervleri konusuna daha bir kuşkuyla bakıyorum. Olay tamamen siyasi bir blöf gibi…

ZİRVEDEKİLER

Hasan Sertoğlu: UBP’nin içindeki onca oyuna rağmen, sadece ismiyle, duruşuyla partisini bir hezimetten kurtaran Hasan Sertoğlu, pazartesinden itibaren, kampanyasına destek verenleri bir bir gezip, teşekkür ediyor. Hele de seçim kampanyasında dönen dolaplardan sonra, UBP’nin artık böyle genç ve temiz insanlara ihtiyacı var diye düşünüyorum…

 

DİPTEKİLER

Sağlık Bakanlığı: Son bir ayda KKTC’de 3 vakanın yaşandığı deli dana hastalığı ile ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanlığı, sadece üç hastanın olduğu ve söz konusu hastalığın oldukça seyrek olması nedeni ile halk sağlığını tehdit eden bir durumun söz konusu olmadığını vurgulamış. Başımıza ne geldiyse bu umursamazlığımızdan geldi. Tehdit, sayı 3 değil de 23 olsaydı o zaman mı ciddi olacaktı..?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil