08 Aralık 2016

Sonuçlar genel seçimi nasıl etkiler?.. (3)

Haber İçi Üst

Son iki gündür 7 Nisan belediye başkanlığı seçim sonuçlarıyla ilgili partilerin aldıkları oy oranları ve bu oyların olası bir genel seçimde partileri nasıl etkileyebileceğini yorumlamaya çalıştım. İlk gün UBP, dün de CTP oylarıyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım. Bugün ise DP ve TDP oylarıyla ilgili görüşlerimi aktarmaya çalışacağım…
Hiç kuşkusuz bu seçimlerin tek kaybedeni, bana göre Demokrat Parti olmuştur. Adayını ilk açıklayan parti olarak büyük bir avantaj yakalayan ve Mustafa Arabacıoğlu gibi önemli bir isimle yola çıkan Demokrat Parti, tüm anketlerde kazanmaya en yakın parti olarak gösterildi. Öyle ki kamuoyu da bu yarışın DP ile CTP adayları arasında geçeceği inancına vardı. DP de anketlere bakarak kendini bitmeyen yarışın galibi ilan etmekten çekinmedi. Sandıklar açıldıktan sonra kazın ayağının hiç de öyle olmadığını gördük. Birçokları gibi ben de kazanmaya en yakın aday olarak gördüğümüz Arabacıoğlu’nun, yarışı 3. sırada tamamlamasını sürpriz olarak değerlendirdik. Ancak son 2-3 günde DP’nin kabuğuna çekilmesi ve UBP adayı Sertoğlu’nun yaptığı atak bu sonucun ilk sinyalleriydi aslında.
Aldıkları %22 civarındaki oy oranı ne sizi, ne de DP’yi yanıltmasın. Bu oyun neredeyse % 10’luk bölümü tepki oylarıydı. Gerek UBP’ye, gerekse CTP’ye duyulan öfke, seçmeni dürüst, temiz siyasetçi Arabacıoğlu’na yöneltti. DP kaybedilen seçimi son iki günde siyasi etiğin dışında bazı olaylara bağlamakta biraz haklı olsa da, tek sorunun bu olmadığını onlar da biliyor. Sonuçlar öyle gösterdi ki, Demokrat Parti’nin “Geliyoruz” sloganı biraz rötar yapacak. Sonuçlar hem moral, hem motivasyon açısından partiye büyük bir darbe vurdu. Siz bakmayın Genel Sekreter’in “% 22’lik oyun partimizindir” açıklamalarına. Olası bir seçimde Demokrat Parti’nin oy oranının %10-15 arasında kalacağını söylemek için müneccim olamaya gerek yok. Başta da dediğim gibi aldığı oylar tamamen emanet ve kırgınların oyuydu. Bir genel seçimde aynı seçmenin, yani UBP’li seçmenin oylarını DP’ye vereceğinin hiçbir garantisi yok. Belki yanılıyorum ama Lefkoşa’da alınan sonuçlara bakarak, DP’nin olası bir seçimde, sağ kesimin iktidara alternatif bir partisi olacağını söylemek oldukça zor. Sadece, UBP içindeki kavga genel seçime de yansırsa, benzer bir kayma o zaman da yaşanabilir. Bu seçimlerin ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise, DP yönetim kadrosunda bir değişime, yenilenmeye ihtiyaç olduğudur…
TDP ise bence kaybederken kazanan bir parti görünümü çizdi. Son seçimlere oyları %9-10’larda gezen bir parti olarak, aldıkları % 14’lük oy oranı küçümsenmemeli. Bu oranın içinde, diğer partilerde olduğu gibi “emanet oylar” yoktur. Olsa da, ancak %1-2’lik bir oranda kalmıştır. Onun için TDP solda, ciddi bir alternatif olabilir. Adayları Suphi Hüdaoğlu’nun da, TDP’nin oylarını yükseltmesinde önemli bir katkısı oldu, bu bir geçek. Ancak son yıllarda tek haneli oranlarda kalan ve baraj korkusu yaşayan TDP’nin, olası bir seçimde böyle bir sorunu olmayacaktır. Parti içinde Genel Başkan’a yönelik bazı eleştiriler olsa da Sayın Çakıcı, baraj sınırında aldığı bir partiyi iki haneli bir oy oranına ulaştırmasından dolayı başarılı bile sayılabilir. Şimdi TDP, aldığı bu oyun üzerine nasıl koyabileceğinin hesaplarını yapmalıdır. Yukarıda da dediğim gibi %14’lük TDP oyu içerisinde emanet ve kızgınlıkla verilen oy neredeyse yok denecek kadar azdır. TDP bundan sonra kendisine daha büyük hedefler koymalı ve çalışmalarını ona göre yapmalıdır…

 

YERİN KULAĞI VAR
DAKİKA BİR GOL BİR
: Asbaşkanlık kavgası, geçtiğimiz salı günü UBP’de patlak vermişti. İsimleri de biliyorduk, ancak o aşamada yazmayı tercih etmedik. Sadece “Partililer, Başbakan Küçük’ün olaya el koyması ve kavganın daha da büyümeden önünün alınmasını istiyorlar. İrsen Bey’in bu tür ufak kişisel hesaplara dur demesi en doğru hareket olur herhalde…” demiştik. Nitekim üç aday arasındaki kavga, Celal Cin’in istifası dedikodularını getirdi. Cin şimdilik yok öyle bir şey dese de, keskin tartışmaların yaşandığı da bir gerçek. Keşke daha pazartesi gününden parti başkanı yetkili kurullarını toplayıp, bu işi tatlılıkla halletseydi. Ne isterse olsun, Lefkoşalının artık UBP’nin içindeki kavgaların vebalini ödemeye hiç niyeti yok…
ADALETSE, ADALET: Bir şey sormak isterim, ancak cevap veren çıkar mı bilmem; şimdi bizler elektrik sayacı yok diye evlerine direkt elektrik bağlanan ve kullansın kullanmasın fiks ücret ödeyenler, biz de YDÜ’nün yaptığını yapsak, “bana sayaç bağla kardeşim, harcadığım kadar ödeyeyim, bağlamazsan ödemiyorum” desek, Kıb-Tek ne yapar? Anında gelir elektriği keser, dinlemez bile. YDÜ olunca ayrıcalıklı mı oluyor? Koskoca Bakanlar Kurulu oturmuş, defalarca konuyu ele almış. Sübvansiyonlar, mahsuplaşmalar, şu, bu… Hadi bakalım, bizimkine de bir çare bulun o zaman. Hem biz mahkemeye gitsek, öyle kabadayılık yapmamıza da gerek yok, kazanmamız garanti…
ÇÖP ARABASINI ALKIŞLAYAN BİR KENT: Dünyanın başka bir yerinde çöp arabasını, ya da yollarda ot biçen işçileri alkışlayan, geçerken korna çalan bir kent halkı olmuş mudur acaba? Bakıyorum da sosyal medyada bu olaya tanıklık edenlerin mesajları o kadar çok ki. Ancak Lefkoşalı bununla da kalmamalı. Katkısını sonuna kadar ortaya koymalı. Tahsilattan, korumaya kadar… Son bir yılda yaptığımız gibi, aynı vurdumduymazlıkla gidersek, belediye 24 saat çalışsa temizleyemeyecek…
DANIŞIKLI DÖVÜŞ: DP Genel Sekreteri Bengü Şonya, seçimlerdeki olası bir başarısızlığın sorumluluğunu üstüne alarak görevinden istifa edeceğini açıklamış ve sonuçların açıklanmasından sonra da bu sözünü tutarak istifa etmişti. Aslında istifasının kabul edilmeyeceğini kendisi de biliyordu ama sırf “dostlar alışverişte görsün” misali istifa ettiğini açıklamıştı. Öyle sanıyorum ki bu istifa, kaybedilen seçime uydurulmak istenen bir kılıf gibi geldi bana. Seçim sonuçlarını tartışmak yerine, Genel Sekreter’in istifasını tartıştırmak akıllıca bir taktik oldu… Ama akıllarda bir soru kaldı, adayı favori olan bir parti seçimi bu şekilde kaybederse, sorumlusu en başta genel sekreter değil midir?
UBP’Lİ KIZGIN: UBP’nin yeni atadığı genel sekreter yardımcılarına en büyük tepki yine kendi tabanından geldi. Atanan isimleri gören birçok partili arayarak tepkilerini dile getirirken, “Son aldıkları yenilgi bile akıllarını başlarına getirmedi. Bu kafayla gitmeye devam ederlerse ilk seçimlerde nal toplamaya hazır olsunlar” diyorlar. UBP bir türlü rahat edemiyor. Bir sorun bitmeden, bir yenisi başlıyor…

TEPKİ TEK TARAFLI OLMUYOR: Demokrat Parti Genel Sekreteri Bengü Şonya CTP’li belediyelerin Lefkoşa’ya yardım etmesini eleştirerek, “7 aydır akılları neredeydi” diye de sormuş. İlahi Sayın Şonya, adamlar en azından kendi içlerinde birlik olduklarını gösterdiler. CTP’li belediyelere gösterdiğiniz tepkinin aynısını ellerini kıpırdatmayan onlarca UBP’li belediye başkanına da gösterseydiniz size hak verirdim. Ama bu açıklamanızdan anlaşılan, amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmekmiş…
BU KADAR DA OLMAZ: Yani anlamadığım şu, eğitim müfredatımız GCE sınıfları dışında Türkiye’dekinin aynısı değil mi? Aynı kitaplar, yine Türkiye’de eğitim gören öğretmenlerce okutulmuyor mu? Ne demek 500 lisenin içine girememek… Bundan büyük bir utanç olamaz. Demek ki eğitimde büyük bir laçkalık var. Bunu ortadan kaldırmanın yolu da, kafalardan başlayacak köklü bir devrim. Bakanlık da, öğretmenler de, hepsinden önemlisi sendikalar da şapkalarını önlerine koyup muhasebe yapmalı bence…
ŞİMDİ BİZ DE BAĞIRALIM MI: Yıllar yılı Kuzey Kıbrıs’taki demografik yapının bozulduğundan şikayet eden Rumlar, bunu her türlü uluslararası platforma da taşır, propaganda yaparlar. Şimdi kendileri de krizden çıkış yolu olarak, zengin yabancı yatırımcı ve iş adamlarına “Kıbrıs Cumhuriyeti” yurttaşlığı verebilmek için kriterlerinin hafifletilmesini öngören bir yasa tasarısı hazırlıyorlar. Böylece Güney, Kıbrıs Yunanlılar ve Pontuslulardan sonra, üçüncü dünya ülkelerinden insanları da vatandaş yapacak. Şimdi bağırma sırası bizde mi? Yoksa herkes kendi yoluna mı?..

ZİRVEDEKİLER
MAGEM: Mağusa Gençlik Merkezi bunu hep yapıyor. Bu pazar yine Glapsides Plajı’nı temizliyorlar.
Bu bir toplumsal duyarlılık, bir sorumluluk, bir gönüllülük örneği. Özellikle Lefkoşa’da mevcut yüzlerce benzer dernek varken, tek bir tanesinin bile böyle bir kampanyaya girişmemesi, gerçekten düşündürücü. MAGEM’e hayran olmamak mümkün değil…

DİPTEKİLER
Bengü Şonya: İstifası kabul edilmeyen bengü Şonya kaldığı yerden devam ediyor. Anlaşılan DP bu süreçte uzlaşıcı değil, yıpratıcı bir rol alacak. CTP, seçim dönemi boyunca, Lefkoşa’nın temizliği için kendine bağlı diğer belediyelerden yardım alacağını zaten açıklamıştı, bu yeni bir şey değil. Sayın Şonya, “Zamanında niye yapmadı” diyor. Şimdi biz de soralım, DP’nin de elinde belediyeler vardı. Biz Allah’a şükür Lefkoşa’da onları da göremedik. Şimdi o sözleri size iade etmezler mi?..

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil