07 Aralık 2016

Sloganlar savaşı..?

Haber İçi Üst

 

Partilerin seçimlere yönelik propaganda dönemi de artık resmen başladı ya, gazetelerde, yolda sokakta veya yeni ternd ile “bill-board”larda, sloganlarla arzı endam edecekler. Aslında slogan deyip de geçmeyin. Bu işte uzmanlaşmak için okuyan, yıllarını harcayanlar var. Çünkü bulacağı slogan o partiyi ya sempatik, ya da antipatik yapacak. Riskli bir iş, sorumluluğun büyüklüğü kadar, bu iş için aldıkları para da büyük tabii…

Yakın geçmişte belleklerde yer eden öyle sloganlar vardı ki, hala daha dillerden düşmüyor. Mesela o sloganlardan birkaçını burada yazsam, eminim hemen ne zaman ve kimin kullandığını hemen hatırlayacaksınız. Örneğin, “HEDEF BELLİ %50” veya , “HALK VAR, FARK VAR” ve son olarak da “HANEDAN”… Hak etmiyor da değiller aslında…

Sloganlar bu seçimde de sürekli kafamızın içini dolduracak… İsterseniz bu işe bir de yakından bakalım. Hem bugüne, hem de geçmişe ve getirdikleri sonuçlara…

CTP-BG: “1 PARTİ VAR”
İsterseniz bu yarışta ilk start veren CTP-BG ile başlayalım. Ne diyor CTP, “1 PARTİ VAR”…Yeşil ağırlıklı bir fon ve ağırlıklı olarak insan figürlerini kullanmayı tercih ediyor. Kasıtları, diğer partilerin parçalanmış halleri… Hatırlıyorum da, Aralık 2003’te yapılan seçimlere “Avrupa, Evet” sloganıyla giren CTP 19 milletvekilliği, Şubat 2005’teki seçimlerde ise “Sözümüz Var, Avrupa’ya Kıbrıs’a” sloganıyla giren CTP oy patlaması yapmış ve %45 oy oranıyla Meclis’e 24 milletvekili göndermişti. “Dünya ile AB ile bütünleşecektik”, “Çözüm hemen şimdi olacaktı”, “yıllardır ülkeyi sömürenlerden hesap sorulacaktı…” Ne oldu peki, bırakın dünyayla entegre olmayı ya da hemen çözümü, seçimlere bir yıl kala erken seçim kararı almak zorunda kalmışlar, “hesap soracağız” diye geldikleri iktidardan, “hesap sorulur” halde gitmişlerdi… 19 Nisan 2009 seçimleri öncesinde sayısız eleştiri ve eylemin ortak hedefi olan CTP, %29 oy ile 15 milletvekili çıkararak ana muhalefet görevini üstlenmişti… Şimdi ise CTP, yarına hazır, köklü reformları yapabilecek, atılması gerek tüm adımları atabilecek, eşitlik temelinde bir çözüm için “1 parti var”, o da biziz diyor… Yani CTP diyor ki, sorunlarınızı çözmek için bizden iyisini bulamazsınız, boşuna aramayın…

UBP: Davana sahip çık
Peki bu ülkeyi en çok yönetme rekorunu elinde bulunduran, 2009 seçimlerinde tek başına iktidar olan ve aynı CTP gibi, seçimlere bir yıl kala erken seçim kararı alan UBP’de durum ne? Aslında düşmanlarını uzakta armalarına gerek yok, kendi kendilerini yemeye alışmış onlar, başkasına ihtiyaçları yok. Neyse biz konumuza dönelim. UBP’nin bu seçimlerdeki sloganı, oyunu bozmak için “DAVANA SAHİP ÇIK…” 
Bu dava 50 yıldır bitmeyen ama, toplum olarak bizi bitiren davaysa, aman kalsın, biz almayalım demek geliyor içimden. Yok eğer “dava” sizin Derviş Bey ve 8’lerle olan davanızsa, o da bizim değil, sizin davanız… Bu arada “Dava” kelimesinin Sayın Denktaş’ı hatırlattığını söylemeden geçemem. 2009 seçimlerinde %43.97 oy oranı ve 26 milletvekili ile kazanılan güç ve iktidar, koltuk ve makam kavgası nedeniyle 3 yılda yer ile yeksan oldu. İktidarları döneminde ardı ardına yapılan hatalar, parti içi çekişmeler ve en son da kurultay kavgaları, partiyi karpuz gibi ortadan ikiye bölüp, iktidardan gitmesine neden oldu. Şimdi ise ortaya attığı slogan ile, parti üzerinde oynanan oyunları bozmak için “davana sahip çık” diyor seçmenine. Bu sloganla hem sahiplenme, hem de karma oya kayan tabanını, mühre yönlendirmeye çalışıyor. Bir zamanlar “halk var, fark var” diyenler, anlaşılan arkalarındaki halkı kaybetmişler ki, kendi kilit seçmen kitlesine hitap ediyor… 

DP-UG: Biz geleceğiz
Sadece DP iken “geliyoruz” diyen parti, UG eklemesiyle bu seçimlerde, “Yeni seçenek, yeni gelecek” diyerek “BİZ GELİYORUZ” sloganını kullanıyor. 9’lar olarak UBP’den kopan ve bugünkü DP’yi kuranlar, yine UBP’deki iç hesaplaşmadan dolayı kopan 8’leri de yanına alarak DP-UG oldu. Öyle anlaşılıyor ki, eskiden “geliyoruz” diyen DP, 8’lerin de gelmesiyle birlikte aynı sloganın başına “Biz”i eklemeyi tercih etti. Tanıdık yüzler, bildik isimler “yeni seçenek yeni gelecek” diye seçmene sunuluyor. DP olarak 2005 seçimlerinde, %13.5 oy oranı ile 5 milletvekilliği kazanan parti, 2009 seçimlerinde oylarını %10.64’e düşürmesine rağmen yine 5 milletvekili çıkarmayı başarmıştı. Ardından partide yaşanan kopmalarla 2’ye düşen vekil sayısı, son katılımlarla 10’a çıktı ve geçici hükümette 3 bakanlık aldı. En çok merak edilen ise, son katılımların partiye, ne getirip ne götüreceğidir. Bakalım seçmen, sundukları “yeni seçenek, yeni gelecek”e ne kadar güven duyup “Onları Getirecek mi..?”  

TDP: Zamanı geldi
TKP ve BDH geleneğinden gelen ve diğer 3 parti arasında en az hükümet ortağı olan şimdilerin TDP’si, Meclis’te gösterdiği performans ve aykırı söylemleriyle yakaladığı yükseliş trendini ne yazık ki, son aday tespitinde yaşadığı sorunlardan dolayı kaybetmişe benziyor. 28 Temmuz seçimlerinde, “ZAMANI GELDİ” sloganını kullanacak olan TDP, 2005 seçimlerine BDH adıyla girmiş ve %5.8 oy alarak 1 milletvekili çıkarabilmişti. 2009 da ise TDP ismiyle seçime giren parti,  %6.87 ile 2 vekil çıkarmayı başarmış ve Eroğlu’nun Cumhurbaşkanı olması nedeniyle yapılan ara seçimi de kazanarak sayısını 3’e çıkarmıştı. Bir anda adından en çok söz edilen parti durumuna gelen TDP, parti içi çekişmelerin kurbanı oldu. Aday saptama sürecinde arka arkaya o kadar yanlışlar yapıldı ki, bırakın TDP için “iktidar zamanının geldiğine”, bu gidişle “sandıkta kalma zamanının” geldiğini bile düşünür olduk. Yani TDP, seçim sonucu ne olursa olsun, sloganıyla ters düşmeyecek tek parti olacağa benziyor…

YERİN KULAĞI VAR

HÜKÜMET ÇOK PRATİK:                                                                                                                                        Kim ne derse desin Siber hükümeti pratik bir hükümet… Kolay karar alıp uygulamaya koyabiliyor. Bunda sürelerinin kısıtlı olması kadar, siyasi tecrübesizliklerinin de payı var. Bunu olumlu anlamda söylüyorum. Başbakan’ın dışında, seçim kaygısı olan yok. Yani kaba tabiriyle, politikada kaşarlanmış değiller. Kurulan ama hiç çalıştırılmayan Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nun çalıştırılması, usulsüz, yanlış kararların iptal edilmesi, hemen karar alınıp uygulanabilecek çarpıklıkların düzeltilmesi bunu gösteriyor. Ama acaba arkalarındaki partiler de iktidara geldiklerinde aynı yolu mu izleyecekler? Sanmam. Çünkü her kim olursa olsun iktidara, sırtında seçmene verilen sözlerin baskısıyla gelecek. İşte onun için hep Bakanlar milletvekili olmamalı diyoruz ya…

FORMÜLÜ VAR MI:                                                                                                                                               Hükümet pratik işler yapıyor da, diğer yandan olmayacak hedefler koyup hepimizi şaşırtıyor. Başbakan Sibel Siber, “Maaşları değil, yaşam kalitesini artıracaklarını” söyledi. Maaş artışı yapmadan yaşam kalitesini nasıl yükseltecek pek anlamadım. Bir yandan herkese 100 lira öngörülen artış, HP’ye çevrilerek kuşa döndü. Asgari ücretli, sigorta emeklisi 40 lirayı zor alacak. Diğer yandan ithal ürünlere fon koyma kararları var. Benim bildiğim hayat standardı, toplumun milli gelirden aldığı pay ile belirlenir. Nüfusun neredeyse yarısının asgari ücret aldığını düşünürsek, bu iş nasıl olacak… Hele de bunu 24 günde nasıl başaracak aklım almadı…

PROGRAMLAR NET OLMALI:                                                                                                                          Sendikalar maaşların yüzde altmışına razıyız derken, hükümet partilerinin, yani ekonomik protokole karşı olanların pek sesi çıkmadı. Özellikle CTP ve biraz da TDP’ye destek verecek sendikalar bu işe ne derler acaba? Bence seçim öncesinde işbirliklerini masaya yatırmalılar. Daha doğrusu sendikalar seçime gitmeyeceklerine göre, söz konusu partiler özellikle de bu konuda tutumlarını net bir şekilde ortaya koymalılar. Aksi bir durum, konuşmadan seçim kazanan Eroğlu’nun durumuna benzer…

KIB-TEK HAVADAN PARA ALIYOR:                                                                                                                           Sayın Atay Ahmet Raşit’e de duyuralım, Kıb-Tek’in sayaç ihalesinin bir türlü yapılamaması nedeniyle yıllardır sayaçsız elektrik kullanan vatandaş, harcasa da harcamasa da yaz kış ayda 250 lira ödüyor. Milyonlarca liralık borcunu ödemeyen yüzsüzlerin cezasını, suçsuz vatandaş çekiyor. Son dönemde bir miktar sayacın geldiği, ancak her nedense takılmadığını biliyoruz.  Geçmiş Bakan Atun’un bu sayaç ihalesine bakış açısı malumdu, sonuç alınamadı. Ancak acaba yeni bakan bu konuya bir el atabilir mi? Ciddi bir adaletsizlik söz konusu, vatandaş dava açsa kazanacak durumda…

MÜHÜR MÜ-KARMA MI:                                                                                                                                              Bir kavgadır gidiyor, kaliteli milletvekili seçelim amacıyla yola çıkanlar, karmaya oynamayı teşvik ediyor. Bir grup da mührü kırmama kararlılığında. Partilerse, mühürlerini koruma derdinde.  Karmacılar, karma yapacaklar, o kesin de; mühür vuracak olanlar da toplumun genelindeki “kaliteli insan seçelim” eğilimine katılabilirler. Yani kendi partilerinin içinden doğru adamları seçebilirler. Bu da gözden kaçırılmamalı. “Mührü vurayım yeter” denmemeli, partinin dayattığı sıralamayı kabul etmek zorunda değilsiniz, bir kalite listesi çıkartmak sizin de elinizde.

YİNE AYNISI MI OLACAK:                                                                                                                                         Özkan Yorgancıoğlu dün Kanal Sim’de “UBP’nin istihdamları tek tek incelenecek, yasalar çerçevesinde gereği yapılacak” diyordu. Bu sözlerin halk tarafından anlaşılan yorumu, “CTP gelecek, UBP’lileri işten atacak” şeklinde oldu.  Bu kaçıncı… Oysa tüm geçiciler için bir çare bulmak gerekmez mi? Hepsi de ister CTP’li, ister UBP’li, ister DP’li olsun sınavsız, münhalsiz, kısaca adaletsiz bir şekilde partizanlıkla alınmıştır. Ben Yorgancıoğlu’ndan, tümünün bir sınava tabi tutulacağını, başarılı olanlardan ihtiyaç kadarının kadrolanacağını ve bundan sonrası için de bu yolun tamamen kapatılacağını söylemesini beklerdim.

 

ZİRVEDEKİLER
GAÜ: Girne Amerikan Üniversitesi’nin, merkezi İngiltere de bulunan Oxford Europe Business Assembly Değerlendirme Kurulu tarafından “Uluslararası eğitime yaptığı katkılardan ve yenilikçi araştırmalarından” dolayı, Yılın En İyi Üniversitesi (2013 Best University) Socrates Ödülü’ne layık görüldüğü açıklandı.

DİPTEKİLER
Sigarayı Yola Atan İnsanlık Dışı Şey: Ona insan diyemem. Dün gördüm, Lefkoşa-Girne yolunda refüjün içinde yeni yeni çiçek açan 5-6 kök ağı yanmış. Refüjün içinde nasıl yangın çıkar? Tabii ki, insanlık dışı bir şeyin attığı sigaradan. Aynı şekilde Boğazköy girişinde 4-5 ağaç da aynı şekilde yanmış duruyor. Helikopter alalım, şu bu diye bağırırken bir yandan da biraz insan olmayı öğrensek nasıl olur?

FACEBOOK YORUMLARI
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
Powered by Maç Sonuçları & Canlı Skor Mobil